Yeni Sezonun, Yeni Oyunu: Hayvan Çiftliği

15 Ağustos 2017

Açık Dergi'nin içinde Kulis Sesleri'nde bu hafta Bircan Yorulmaz, Altıdan Sonra Tiyatro ve D22 ortak yapımı olarak George Orwell’in aynı adlı kitabından tiyatroya uyarlanan Hayvan Çiftliği'nin provaları sırasında, ekipten yönetmen Yiğit Sertdemir ve oyuncular Berkay Ateş, İsmail Sağır, İpek Büyükakın, Murat Kapu ve oyunun müziklerini hazırlayan Burçak Çöllü ile konuştu.

15 Ağustos 2017 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Kulis Sesleri podcast servisi: iTunes / RSS

Yaz tatili nedeniyle henüz tiyatro sezonu açılmadı ancak yeni sezonun yeni oyunları provalarına tam hız devam ediyorlar.

Bu sezonun yeni oyunlarından Hayvan Çiftliği George Orwell’ın aynı adlı kitabından uyarlanıyor, Altıdan Sonra Tiyatro ve D22 ortak yapımı. Yönetmen Yiğit Sertdemir, oyuncular Berkay Ateş, Burçin Yel, Buse Kara, Can Kulan, Doğaç Yıldız, Ece Yaşar, Gamze Güzel, İsmail Sağır, İpek Büyükakın, Merve Yiğit, Murat Kapu, Pelinsu Karayel, Serkan Rutkay Ayıköz, Tanıl Yöntem, Zehra Bilgin

Hayvan Çiftliği ve Türkiye’de tiyatro üzerine yönetmen Yiğit Sertdemir ve oyuncular Berkay Ateş, İsmail Sağır, İpek Büyükakın, Murat Kapu ve oyunun müziklerini hazırlayan Burçak Çöllü ile konuştuk.
 

 “Neden bu oyun? Çünkü şu anda bu oyuna ihtiyaç var. Bunları tekrar duymaya, analiz etmeye, hem kendimiz görmeye hem birbirimize göstermeye ihtiyacımız var. Neden oynamaya devam edeceğiz? Çünkü birazcık umuda ve çoğalmaya ihtiyacımız var ve umut her zaman iyi neticeleri söylemekle olmaz, kötü neticelerin neden oluştuğunu söyleyerek de olur. Onları gördüğün zaman en azından ne yapman gerektiği hakkında bir daha düşünürsün. Düşünürsen eylersin, eylersen umut edinirsin.”
 

- Merhaba, bize oyundan, Hayvan Çiftliği’nden bahseder misiniz? Sizler kimsiniz, hikâye nedir? George Orwell’ın Hayvan Çiftlinden birebir uyarlama mıdır? Nasıl değişiklikler var?

Yiğit Sertdemir: Hayvan Çiftliği George Orwell’ın bir romanı. Bize hayvanlar arasında geçen bir hikâyeyi anlatıyor. Hayvanlar ve hayvanların sahibi olan insan ilişkisi ile başlatıp, sonra hayvanların kendi içinde yaşadıkları çiftliği ele geçirmeleri ve orada kendi düzenlerini inşa etmeleri üzerine. Bu inşa süreci büyük umutlarla, büyük emekle başlıyor ama yavaş yavaş, her sistemde olduğu gibi sistemin yöneticileri arasındaki çatışmayla başlayıp, kendi diktatoryal rejimini inşa etmeye başlayan bir domuzun önderliğinde işler sarpa sarıyor ve aslında hikâyeleri pek de öyle umutlu, mutlu şekilde tamamlanmıyor. Roman bundan bahsediyor. Oyunlaştırma da bundan bahsediyor. Elbette tiyatro olması hasebiyle bir takım hem mekânsal hem anlatım biçimine dair değişiklikler ve yönelimler var. O yönelimler de birazcık bir romandan fark yaratıyor, sahne üzerinde seyircisiyle buluşması üzerinden fark yaratıyor.

Berkay Ateş: Ben Napoleon’u oynuyorum. Napoleon bir domuz. Hayvan Çiftliği kolektif bir hareket olarak kurulmuşken, aslında biraz tek adam olmaya doğru ilerleyen bir domuz. O yüzden de korkuyla, baskıyla, biraz yasaklarla bu tek adamlığı ve diktatör yapıyı kuruyor Hayvan Çiftliği’nde ve aslında yıktıkları sistemin yerine aynı sistem devam etmiş oluyor. Sistemi bozan ve bir şekilde umutsuzluğa sürükleyen bir karakter.

İsmail Sağır: Kocakulak’ı oynuyorum. Bir eşektir kendisi. Çiftliğin huysuzu, biraz yaşlısı. Ama süreç onu devrimci yapıyor, biraz umutsuz yapıyor.

-Biraz da bilge sanki?

İsmail Sağır: Evet, biraz bilge. İşte okumayı biliyor ama okumuyor, okunacak bir şey yok diyor.

İpek Büyükakın: Ak kızı oynuyorum. Bir keçi. Oyunun başlarında yeni düzene karşı motivasyonu son derece yüksekken, durumlar ve olaylar ilerledikçe baskı ile birlikte, öncesinde başka bir lideri desteklerken saf değiştirmek zorunda bırakılan bir karakter. Toplumda da örnekleri olan bir karakterler zaten hepsi. O yüzden aslında birinci perde ve ikinci perde arasında büyük bir değişimi var.

Murat Kapu: Oyundaki tek insan ve insan karakterlerini canlandıran bir insan. Anlatıcıyı oynuyorum. Anlatıyorum ara ara, sonra bizim hayvanların bulunduğu çiftliğin acımasız sahibi Bay Jones’u oynuyorum. Domuzlarla işbirliği yapan, bir avukat; Whymper’ı ve diğer insan karakter diğer çiftliğin sahibi Pilkington diye birini oynuyorum. Oyundaki tek insan.

- Proje nasıl şekillendi? Neden bu hikâye? - Nasıl biraraya geldiniz? Orwel seçiminin günümüz Türkiye’sinin politik zemini ile ne kadar ilgisi var? 

Yiğit Sertdemir: Bu yüzyıllar öncesinde yaşanmış, yıllar öncesinde yaşanmış, şu anda da yaşanan, yarın da yaşanacak bir şeyin dökümü. Hayvanlar arasında geçirtilerek anlatılan bir analiz aslında. O yüzden neden şu anda? Biz şu anda yaşıyoruz ve şu anda böyle yaşıyoruz. Neden bu oyun? Çünkü şu anda bu oyuna ihtiyaç var. Bunları tekrar duymaya, analiz etmeye, hem kendimiz görmeye hem birbirimize göstermeye ihtiyacımız var. Neden oynamaya devam edeceğiz? Çünkü birazcık umuda ve çoğalmaya ihtiyacımız var ve umut her zaman iyi neticeleri söylemekle olmaz, kötü neticelerin neden oluştuğunu söyleyerek de olur. Onları gördüğün zaman en azından ne yapman gerektiği hakkında bir daha düşünürsün. Düşünürsen eylersin, eylersen umut edinirsin. Biraz da bu yüzden aslında. İki tiyatronun bir araya gelerek bu oyunu hazırlaması da bu yüzden, bu ekibin oluşması da bu yüzden, Ağustos sıcağında günde 12 saat prova yapmak da aslında bu yüzden.

Berkay Ateş: Yiğit Sertdemir konservatuardan hocamız. Sonra D22’nin 25 adlı oyununda çalışmıştık, Yiğit Hoca oyun yönetmişti. Sonra da ben Kumbaracı50’de bir oyunda oynamıştım. Biz yıllardır beraber çalışıyorduk zaten. Uzun zamandır yeniden bir oyun yapmak istiyorduk. Bu oyun bizim D22 olarak Türkiye’de ilk defa yaptığımız ortak bir proje başka bir tiyatro ile. Bu açıdan Kumbaracı50/Altıdan Sonra Tiyatro ile olmak bizim için çok mutluluk verici. Planlıyorduk sürekli ama bu yıla denk geldi. Hocamız da Hayvan Çiftliği önerdi, bizim de sevdiğimiz istediğimiz bir oyundu. Her iki ekip biraraya gelince buluştuk.

- Burçak’a dönelim. Oyunun müzikleri nasıl oldu? Nasıl şekillendi? Hikâyede zaten şarkılar vardı.

Burçak Çöllü: Aslında metnin kendisinde çok fazla müzik var. Çok fazla şarkı sözü yazılmış, biz onların çoğunu kullanmadık. Bence yaptığımızın özetlenebilecek hali, daha doğal bir yerden aldığımızı düşünüyorum. Şarkıların girdiği yerleri, şarkıların söylenme sebeplerini, hepsinin bir dayanağı var. Hadi şarkı söyleyelim diye başlamıyor. O yüzden klasik anlamda bir müzikal zihniyeti değil bu zaten. Teknik anlamda da doğaldan yola çıktık. Oyuncunun malzemesi, oyuncuya ait olan, oyuncunun sesi, bedeni, dekor, basit araçlardan yola çıktık. Bakalım, nasıl bir sonuç vereceğini göreceğiz. Oyunda orkestra yok. Orkestrada solistler de hepsi oyuncuların kendisi.

- Tiyatronun toplumsal ve kendi iç dinamikleri açısında Türkiye’deki durumunu nasıl görüyorsunuz?

Yiğit Sertdemir: Tiyatronun dinamiklerini çok fazla diğer dinamiklerden ayrı düşünülmese de etkilendiği şey aynı olduğu için ister istemez şekilleniyor. Bir de tiyatronun ve sanatın genel konusu şu anla ilgili olduğu için şu an içinde yaşadığımız hayatın müspet, menfi tüm etkileri elbette ki yarattığımız tüm oyunlara yansıyor. Tiyatronun Türkiye’deki genel haline de değinecek olursak hepimizin halinden çok farklı değil aslında. Umut yaratmakla ilgili tiyatro; bu benim kendi kanaatim. Üretmekle, paylaşmakla, çoğaltmakla ilgili.  O yüzden her bu tür, yani şu an yaşadığımız gibi; sanatın daha baskıda olduğu dönemlerde olduğu gibi şimdi de sanat biraz daha fışkırarak, daha betonda açan çiçek gibi. Çoğalacak diye tahmin ediyorum. Gerçi ben hayatım boyunca hiç umutsuz olmadım ve şu anda hiç umutsuz değilim. “Gelincikler gübreliklerde açar” diye bir söz vardır. Bu tür koşullar daha çok üretilmesini sağlar, yeter ki bir arada üretelim, yazalım, kendi hikâyemizi anlatalım yanyanalığını bulalım birbirimizde. Bundan da pek çekinmiyoruz aslında

- Son olarak oyun ne zaman ve nerede sahnelenmeye başlayacak? D22 hem Altıdan sonra tiyatro olarak bu oyun dışında başka projeleriniz var mı?

Berkay Ateş: Hayvan Çiftliği için çeşitli sahnelerle görüşüyoruz. Kesinleşen net bir sahne henüz yok. Ama hem Avrupa Yakası hem Anadolu Yakası’nda sezon boyunca oynamayı planlıyoruz. D22 projelerine gelince de bu yıl iki üç oyun daha yapacağız. Belki Kumbaracı50 ile bir oyun daha ortak gerçekleştireceğiz. Benim yazdığım bir oyun var. Onu ortaya koymayı düşünüyoruz. Belki Almanya ile ortak bir prodüksiyonumuz olacak. Geçen yıl Dünyaya Gözlerimden Bak çalıştığımız Fringe Ensemble ile. Aslında bu oyun çıktığında biraz daha şekillenecek. Yoğun bir sezon olacak.

Yiğit Sertdemir: Altıdan Sonra Tiyatro’nun da bu sene çok oyunu var açıkçası. Ekip oluşturduk. Aslında az önce saydığım çoğalmak, beraber olmak gibi niyetlerden ötürü. Hâlihazırda üç oyun provada, III. Richard, Hayvan Çiftliği ve Filifu’nun İntikamı. Daha sonra bu oyunlara özgün metinlerde eklenecek. Berkay’ın sözünü ettiği ortak yapılması düşünülen bir oyun daha var. O da Türkiye Tiyatrosu’nun çok değerli yazarlarından Sermet Çağan’ın Ayak Bacak Fabrikası adlı oyunu. Tahminen bu sene 12 ya da 13 oyun çıkarmış olacak Altıdan Sonra Tiyatro. Çok fazla proje var.

- Teşekkürler

Künye: 

Altıdan Sonra Tiyatro & D22

Yazan: George Orwell
Sahneye Uyarlayan: Peter Wall
Çeviren: Öykü Karakutlu

Yöneten: Yiğit Sertdemir
Dekor ve Işık Tasarımı: Cem Yılmazer
Kostüm Tasarımı: Candan Seda Balaban
Müzik: Burçak Çöllü
Koreograf: Senem Oluz

Oynayanlar:
Berkay Ateş, Burçin Yel, Buse Kara, Can Kulan, Doğaç Yıldız, Ece Yaşar, Gamze Güzel, İsmail Sağır, İpek Büyükakın, Merve Yiğit, Murat Kapu, Pelinsu Karayel, Serkan Rutkay Ayıköz, Tanıl Yöntem, Zehra Bilgin

Yönetmen Yardımcıları: Emir Çubukçu, Damla Aydın
Asistanlar: Mücahit Şahin, Batuhan Gelener, İnsel Kanca
Proje Koordinatörleri: Gülhan Kadim, Emir Çubukçu