"Herkes İçin Adalet!"

09 Temmuz 2017

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 9 Temmuz Pazar günü akşam saatlerinde, 25 gün önce Ankara'dan İstanbul'a doğru başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün son 3 km'sini tek başına yürüyerek Maltepe Miting alanına girdiğinde, 2 milyona yakın kişi tarafından "Hak, Hukuk, Adalet!" sloganıyla karşılandı. Bu sabah Açık Gazete'de Adalet Mitingi hakkında haber, yorum ve izlenimleri derledik. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı konuşmanın tamamını da buradan dinleyebilirsiniz.

Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Türkiye'nin çeşitli illerinden yüzlerce otobüsle, İstanbul'un dört köşesinden kalkan otobüs ve teknelerle Maltepe'ye ulaşan 2 milyona yakın kişinin katılımıyla gerçekleşen mitingde kalabalık miting alanına sığmadı. 

Fotoğraf: Nar Photos / Mehmet Kaçmaz

Mitingin başlayacağı saatten çok önce Türkiye'nin çok farklı kesimlerinden genç, yaşlı, kadın, erke rengarenk, coşkulu ve çok büyük kalabalık alanı doldurmaya başladı. 

Fotoğraf: Nar Photos / Gülsin Ketenci

Kılıçdaroğlu 25. günlük Adalet Yürüyüşü'nün son 3 km'sini yalnız yürüyerek alana girdiğinde 2 milyona yakın kişi tarafından karşılandı. Miting alanına sığmayan oldukça büyük bir kalabalık da Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını dışarıdan dinledi.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir saatlik konuşmasının tamamını buradan dinleyebilirsiniz:

Bu kadar büyük bir kalabalığa rağmen miting boyunca hiçbir arbede ve olumsuz olay yaşanmadı. Alandaki kalabalık son derce duyarlı ve dikkatliydi.

Miting alanında ve yol boyu duyulan hakim olarak duyulan tek slogan "Hak, Hukuk  Adalet!"ti. Miting alanında üzerinde "Adalet" yazan pankart ve dövizlerin dışında hiçbir pankart yoktu. Bu büyük kalabalığı birleştiren tek talep "Herkes İçin Adalet" oldu.

Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle başladı:

“Bu yürüyüş ilk adımdı. Herkes şunu bilsin, 9 Temmuz yeni bir adımdır, 9 Temmuz yeni bir iklimdir, 9 yeni bir tarihtir, 9 Temmuz yeni bir doğuştur.”

 

"Tüm taleplerimiz karşılanana kadar bu yürüyüş bitmeyecek. Bu yürüyüş artık başladı, korku duvarlarını yıkacağız. Adalet yürüyüşümüzün son günü yeni bir başlangıçtır." 

Kılıçdaroğlu yürüyüş boyunca kendisine eşlik eden, yürüyüşe katılanlara teşekkür etti ve şunu da ilave etti:

Yolda gelirken bizi protesto eden sevgili vatandaşlarımız da vardı. Hiç kimse unutmasın, Kemal Kılıçdaroğlu herkese saygılıdır. Protesto eden vatandaşlarımıza onun da bir hak olduğunu söylüyorum. Bu ülkeye birinci sınıf demokrasiyi mutlaka getireceğiz.

 

Kılıçdaroğlu konuşmasından bazı başlıklar şöyle:

"Tutuklu milletvekilleri, tutuklu gazeteciler, KHK'lar ile üniversitelerden uzaklaştırılan akademisyenler, işlerinden uzaklaştırılan binlerce kamu görevlisi için yürüdük."

 

KHK ile görevlerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'nın açlık grevlerinin 120'nci gününe girdiğini hatırlattı:

"Terörist ilan edilen, hapis edilen, hak aramak açlık grevindeki kardeşlerimiz Nuriye ve Semih için yürüdük,"

 

FETÖ darbe girişiminin siyasi ayağı ortaya çıksın diye yürüdük.
 

Sırf hükümete muhalif göründüğü için haklarından mahrum bırakılan akademisyenler ve kamu görevleri görevlerine iade edilmelidir. Milletvekilleri serbest bırakılmalıdır. 150’nin üzerinde tutuklu gazetecinin olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Derhal serbest bırakılmalı ve baskılara son verilmelidir."

 

Yürüyüşe başlayınca eleştiriler geldi, “Adalet sokakta aranmaz” diye. Bir ülkede büyük eşitsizlikler varsa, o ülkenin mahkemeleri bağımsız değil, siyasi otoriteden talimat alıyorsa, siyasi otoritenin beklentilerine göre karar veriyorlarsa, milli iradenin tecelligahı olan TBMM’nin yetkileri gasp edilmişse, TBMM dumura uğratılmışsa, basın susturulmuş veya iktidar tarafından teslim alınmışsa, o zaman adalet arayışımızın tek yeri var, o da sokaktır. Adalet, adalet, adalet. Sonuna kadar hak, hukuk, adalet diyeceğiz. Bize diyorlar ki “Adaleti niye sokakta arıyorsunuz?” 15 Temmuz’u savuşturan parlamentonun ve halkın duruşu oldu. Darbeyi durdurmak için sokak iyi, adalet için sokak kötü. Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti getireceğiz. Sokaksa sonuna kadar sokak.

 

Bu yürüyüşle ne kazandık. Önce toplum olarak korku gömleğini çıkarıp çöp sepetine attık. Biz cesur insanlarız.  Yalnız olmadığımızı gördük, tüm Türkiye’ye ve dünyaya yalnız olmadığımızı duyurduk. Adaletli bir Türkiye kuracağımızı gördük.

Umut bulaşıcıdır. Ben umutluysam yanımdaki arkadaşım da umutludur. Maltepe umutluysa İstanbul umutludur. İstanbul umutluysa Ankara mutludur. Herkes umut tohumlarını yeniden eksin.

 

Ne istiyoruz? Bir, OHAL kalksın, Türkiye normalleşsin istiyoruz. İki, adliyeye, kışlaya, camiye siyaset girmesin istiyoruz. Üç, hapiste gazetecileri olmayan bir Türkiye istiyoruz. Dört, üniversiteleri susturulmuş değil, konuşan bir Türkiye istiyoruz. Düşünceyi açıklama özgürlüğü istiyoruz. Milletin seçtiği vekillerin, tutuklanmasını değil, TBMM’de görev yapmalarını istiyoruz. FETÖ’yle mücadelenin göstermelik değil, gerçekten yapılmasını ve siyasi ayağın kesinlikle ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Tek adam rejimine hayır diyoruz. Demokratik parlamenter sistem istiyoruz. TBMM’nin gasp edilen yetkilerinin iade edilmesini istiyoruz. Göstermelik değil, gerçekten kadın erkek eşitliğini, kadına yönelik şiddetin önlenmesini istiyoruz. Gençlere saygı istiyoruz. Fikri hür, vicdanı hür gençlerin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

Kılıçdaroğlu konuşmasının sonunda, 10 maddelik Adalet Çağrısı'nı okudu.

 

1. 15 Temmuz’u açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. TBMM’nin kararlı duruşu, halkımızın direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Buna sokağın 15 Temmuz’u diyoruz. Ancak siyasi ayağın ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.

 

2. İkitidar tarafından 15 Temmuz fırsat bilinerek 20 Temmuz yapılmıştır. OHAL’le TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Saray’ın 15 Temmuz’u diyoruz. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni yeniden tesis edilmelidir.

 

3. Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Demokrasinin vazgeçilmez kuralı yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı mutlaka sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz uygulanmalıdır.

 

4. OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları sivil ölüme terk edilmiştir, hakları geri verilmeli. 

 

5. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra 15 Temmuz darbe girişimiyle veya arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan ama sırf hükümete muhalif göründüğü için haklarından mahrum bırakılan akademisyenler ve kamu görevleri görevlerine iade edilmelidir. Tutuklu Milletvekilleri serbest bırakılmalıdır.

 

6. 150’nin üzerinde tutuklu gazetecinin olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Tutuklu gazeteciler derhal serbest bırakılmalı ve baskılara son verilmelidir.

 

7. OHAL koşullarında devletin bütün imkanları kullanılarak yapılan anayasa değişikliği gayrımeşrudur. Bu mühürsüz bir seçimdir. Türkiye gayrımeşru bir anayasayla yönetilemez.

 

8. Parlamanter sistem üzerindeki her türlü baskı kaldırılmalıdır. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat sistemi esas alınmalıdır. Eğitimde laikliğin aşındırılmasına son verilmelidir.

 

9.  Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında adaletsiz düzen devam etmektedir. Yoksulluk, ayrımcılık, şiddet, terör gibi toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade hayata geçirilmelidir. Kadınlara ayrımcılığa son verilmeli, kadın hakları toplumsal hayatın her alanına uygulanmalıdır.

 

10. Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülke içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren  bir kısır döngü yaratmıştır. Adalet uluslararası ilişkilere de hakim olmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine dönmelidir. Hukuk güvenliğinin olmadığı bir toplumda kamu düzeni ve toplumsal barış sağlanamaz.
 

 

Kılıçdaroğlu konuşmasını beyaz güvercinler uçurarak bitirdi.