İnsanlık Tarihinde Müziğin Gelişimi

20 Haziran 2017

Açık Bilinç’te bu hafta Dr. İlke Boran’la müzik algısının evrimi serisinin "postlüd" programında, insanlık tarihinde müziğin gelişimini konuştuk.
 

20 Haziran 2017 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

Müzik algısının evrimi serisinin "prelüd" programını, Hande Akkan’la müziğin temel unsurlarını konuşarak yapmıştık.

Seride farklı bilimsel açılardan tartıştığımız ritm duygusu, müziğin ortaya çıkışında en önemli unsur olabilir. Peki ya sonrasında müzik nasıl gelişmiş? Müzikolog, yazar, ve eğitmen İlke Boran, müziğin çağlar içindeki dönüşümünü, çok sesliliğin ortaya çıkışını, ve çağdaş müzik dilinin oluşumunu anlattı. 

İnsanlık tarihinde müziğin öncü bir rolü olduğu, bir iletişim aracı olarak dilden, bir ifade biçimi olaraksa görsel sanatlardan daha önce ortaya çıktığı düşünülüyor. Çağlar boyunca, müzikte kullanılan akor ve makamların, ve müziği yazıya döken notasyon sistemlerinin, değişip dönüştüğünü görüyoruz. 

Batı müziğinde, müziğin Tanrı'yla bir iletişim biçimi olduğu düşüncesi, kiliseleri uzun süre müzik üretilen kurumlar haline getirmiş.

Üretmenin ötesinde müziği denetlemeye kalkışan Kilise, Barok öncesi dönemde "şeytani aralık" diye nitelediği, uyumsuzluk (disonans) içeren bir tür üçlü akor formunu yasaklamış.

"Diabolus in musica" aralığının en güzel örneklerinden bazıları, Liszt'in "Apres une Lecture de Dante" sonatında kullanılmış: Vitaly Pisarenko plays Liszt - Après une lecture du Dante - Fantasia quasi sonata, S161/7

İnsanlık tarihinde müziğin gelişimi derin ve zengin bir konu, bir programda hakkını vermek haliyle olanaksız. Bu programda müzik algısının evrimi serisini noktalarken sizlere yalnızca tadımlık bir özet sunmaya çalıştık.

Çoksesli Batı Müziği'nin gelişimini detaylarıyla İlke Boran ve Kıvılcım Şenürkmez'in  Yapı Kredi Yayınlarından  çıkan kitabından okuyabilirsiniz: Kültürel Tarih Işığında Çok Sesli Batı Müziği

Etiket: