Dijital Ayak İzlerimiz, Psikometri ve Seçim Kampanyaları

14 Şubat 2017

Bu hafta Açık Bilinç’te konumuz dijital dünyada fark etmeden bıraktığımız ayak izlerimiz, psikometri ve veri madenciliği kullanılarak düzenlenen seçim kampanyalarıydı.

14 Şubat 2017 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

Açık Bilinç'te bu haftanın aktörü, dijital verilerden kişilik profilleri çıkartarak Brexit ve Trump kampanyalarını yürütmüş olan Cambridge Analytica şirketi. Bu şirketin finansmanını ABD'li sağcı/muhafazakâr milyarder Robert Mercer üstlenmiş, yönetim kurulundaysa Donald Trump'ın baş danışmanı Steve Bannon var. 

Kendi iddialarına göre, İngiltere'nin AB'den çıkması ve Trump'ın ABD başkanı seçilmesinde en büyük pay, Cambridge Analytica şirketine ait.

Bu şirket, seçim kampanyalarını sosyal medyadan derlediği kişisel verilerden psikometri yöntemiyle seçmen profilleri yaratarak düzenliyor. Psikometri,19. yy'dan bu yana var olan, ama son 50 yılda ivme kazanan, bireylerin psikolojik niteliklerini ölçme ve sınıflandırma alanı.

Son on yıl içinde, Cambridge Üniversitesi’nden iki doktora öğrencisi Michal Kosinski ve David Stillwell, psikometrik veri kaynaklarına Facebook gibi sosyal medya mecralarını ekliyorlar. Kosinski'nin geliştirdiği model, ABD’de ortalama 68 Facebook beğenisine bakarak, herhangi bir kişinin ırkını, cinsiyetini, siyasi görüşünü ve başka pek çok özelliğini %85+ doğrulukla tahmin edebiliyor.

Hatta Kosinski'ye göre, 150 Facebook beğenisiyle bir kişiyi anne-babası kadar, 300 beğeniyle eşi kadar yakından tanımak ve sınıflandırmak mümkün.

Cambridge Analytica şirketi, Kosinski'nin modelleme yöntemlerini kullanarak psikolojik seçmen profilleri yaratıyor ve"kişiye özel siyasi mesajlar"hazırlıyor. Web sitelerinde sundukları bir “kişilik testi” de var. “Kim olduğunuzu biliyor musunuz?” diye soruyorlar, testi yaptığınızda size ücretsiz olarak söyleyecekler.  Yalnız denek olursanız, kişisel bilgilerinizi araştırma amaçlı kullanabilecekleri gibi, başka kurumlarla da paylaşabileceklerini kabul etmeniz gerekiyor (şaşırmadık!). 

Bugüne dek kampanyalar, seçmenleri coğrafi bölgelere, cinsiyetlerine, yaşlarına göre sınıflandıran demografik veriler üstünden yürütülüyordu. Yeni dijital dünyanın psikometrik kampanyaları artık seçmenlerin psikolojik kişisel özelliklerini temel alarak yürüyecek gibi görünüyor.

Örneğin, Cambridge Analytica şirketi Trump için farklı seçmen profillerine göre tek bir reklamın 175bin  özel varyasyonunu hazırladığını iddia ediyor. Toplanan kişisel seçmen bilgileri üstünden veri madenciliğiyle yapılan sınıflandırma ve eşleştirmeler sayesinde, “hedefe yönelik” siyasi mesajlar, çok az insan gücüyle çok sayıda seçmene büyük bir hızla ulaşabiliyor. Yani artık her seçmenin nabzına göre şerbet vermek, kişiye özel hazırlanmış siyasi propaganda mesajları göndermek mümkün olabilecek.

Psikometri ve veri madenciliğiyle yürütülecek siyasi kampanyalarda, gerçeği manipüle etmekle ilgili derin etik sorunlar olduğu açık. Ama etik sorunlar Cambridge Analytica'nın yükselişini engellememiş. Şirketin çok rağbette olduğu ve pek çok ülkede yeni seçim kampanyaları için kullanılacağı söyleniyor.

WIRED dergisinde yayımlanan bir makale, Ağustos 2016'da Cambridge Analytica'nın Trump kampanyasındaki karanlık yönlerine dikkat çekmişti. A Lot of People Are Saying Trump’s New Data Team Is Shady

Cambridge Analytica şirketinin ürkütücü hikayesini daha detaylı olarak şu makalede okuyabilirsiniz: The Data That Turned the World Upside Down - Motherboard

Karşı görüşler de var. Pek çok eleştirmen, şirketin başarısının henüz doğru ölçülemediğini ve gücünün belirsiz olduğunu iddia ediyor. Yani, Cambridge Analytica şirketi, seçim kampanyalarındaki rolünü kasten abartıyor olabilir: No, Big Data Didn't Win the U.S. Election

Fakat, her halukârda, başta ABD olmak üzere bütün dünyada yeni dijital teknolojilerle bambaşka bir seçim kampanyaları çağının eşiğinde olduğumuz açık!

Daha önce Açık Bilinç'te veri madenciliği konusunu ele almış, bilgi paylaşımı ve sansür çerçevesinde konuşmuştuk. 

Geçen sene de Boğaziçi Üniversitesi’nden Dr. Ali Albert Salah ile veri madenciliği ve Oscar tahminleri üzerine bir program yapmıştık.

Haftaya dijital dünyada verilerin toplanması ve kullanılması konularına ülkemizin ilk yazılım şirketlerinden olan Logo’nun kurucularından Turgay Aytaç'la devam edeceğiz.