Ahmet Türk'ün öfkesini anlıyorum...

Bağlı olduğu dosyalar: 
24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Seçimi

Ahmet Türk'ün öfkesini anlıyorum...

05 Mayıs 2018

Sevgili Ahmet Türk'ün öfkesini anlıyorum, HDP'yi dışlayarak demokrasi bloku olmaz.
"Millet ittifakı"nı kuran dört parti, başta CHP, bu gerçeğin ne kadar farkında?
Ya da CHP bu gerçeğe sırtını dönerek, Erdoğan gitse bile, Türkiye'de demokrasi yolunun açılamayacağını görmüyor mu?..

Kaynak: T24 (5 Mayıs 2018)

Evet, Ahmet Türk'ün öfkesini anlıyorum, Yavuz Oğhan’a demiş ki:    

CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti'nin oluşturduğu ittifaka HDP’nin dahil edilmemesini eleştiriyorum.
Kürtler şimdi, ‘Bizi bu bloğun içinde görmek istemeyenleri ikinci turda neden destekleyelim’ diyecek. Öfkeliyim. HDP yalnızlaştırıldığında ve üzerindeki baskılar arttığında  ‘demokrasiyi biz oluşturacağız’ diyenler de kaybedecek. HDP'yi dışlayarak demokrasi bloku oluşturulamaz.

​Türkiye'nin ne kadar kritik bir seçime doğru yol aldığı çok açık.

Ne CHP, ne İyi Parti, ne Saadet, ne de Demokrat Parti, hiçbiri HDP ile yan yana gözükmek istemiyor.
Böyle bir görüntünün kendilerine oy kaybettireceği, Erdoğan'a oy kazandıracağı görüşündeler.
Oy kaybederler mi?
Yakın ihtimal.
Ama bir başka ihtimal daha var:
HDP'nin baraja takılması...
Bu da Erdoğan'ın hanesine 60 ila 80 arasında ekstra milletvekilini bedavadan yazabilecek.
Muhalefet bunu nasıl göze alıyor?..
Kuliste söylenen şu:
HDP nasıl olsa baraja takılmayacak!
Benim edindiğim izlenimler de böyle. Selahattin Demirtaş'lı HDP yüzde 10 barajının üzerinde seyrediyor.
Ama belli olmaz.
Daha şimdiden şöyle sloganlar kulağıma çalınıyor:    

Oyum milletvekili seçimlerinde HDP'ye, cumhurbaşkanlığında Muharrem İnce'ye...

Ahmet Türk'ün öfkesini anlıyorum,  HDP'yi dışlayarak  demokrasi bloku olmaz.

HDP'nin barajı aşması hayatî bir konu.
Bunun gibi bir mesele daha var.
Bugüne kadar Erdoğan'a oy vermiş muhafazakâr Kürt seçmen ne yapacak?
Bu oyların belli ölçülerde bu sefer Erdoğan'dan kaçacağı belirtiliyor.
Nedenler şöyle özetleniyor:

(1) Erdoğan'ın Bahçeli'yle ittifakı...
(2) Erdoğan'ın bağımsızlık  referandumu sırasında
Mesud Barzani  karşısında sergilediği son derece olumsuz tutum...
(3) Afrin...
(4) Son üç yıllık OHAL uygulamaları, baskılar...  Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atamaları...
On binin üzerinde HDP'linin hapse atılması...

Selahattin Demirtaş'lı HDP yüzde10 barajının üzerinde seyrediyor.Ama belli olmaz.

Bu dört noktanın Erdoğan'dan muhafazakâr Kürt oylarını kopartacağını söyleyenler, bundan aslan payı HDP'ye gider diyorlar.
Bu arada, Erdoğan'ın Kürt oylarını HDP'den kaçırtmak için elinin altındaki 'devlet gücü'nü acımasızca kullanabileceği de hesaba katılıyor.
Bu baskı yönteminin özellikle kırsalda, köylerde etkili olacağının altı kalın olarak çiziliyor.
Türkiye'nin ne kadar kritik bir seçime doğru yol aldığı çok açık.
Selahattin Demirtaş'ın haklı olarak dediği gibi:

Ya demokrasi, ya diktatörlük!

Ahmet Türk'ün öfkesini çok iyi anlıyorum.
Bu öfkenin kaynaklarının, köklerinin nerelere uzandığını görebiliyorum.
Ama şunu da biliyorum.
Ahmet Türk, siyasetin sadece duygularla yapılmadığını bilecek kadar deneyimli ve sağduyu sahibi bilge bir insandır.
Demek istiyorum ki:
Erdoğan Türkiye'nin bir numaralı sorunudur.
Erdoğan gitmeden bu memlekette barış ve demokrasi yolu açılmaz.
Cumhurbaşkanı seçimi eğer ikinci tura kalırsa, Erdoğan'ın karşısında kim olursa olsun, oyum onundur.
Sevgili Ahmet Türk;
Canını fazla sıkma, nerelerden hangi badirelerden geçip geldiğini çok iyi biliyorum, öfkeni de kontrollü kullanacağın konusunda kuşkum yok.
Kendine iyi bak kardeşim.      

Kategori: