Yasaklanan 14. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü: #örgütleniyoruz

Yasaklanan 14. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü: #örgütleniyoruz

24 Haziran 2016
Nar Photos / Erhan Arık

24.İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında yapılması planlanan 14. İstanbul Onur Yürüyüşü valilik tarafaından yasaklandı. Kentin Tozu'nda, #örgütleniyoruz temalı 14.İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası'nın düzenleme komitesinden Haziran Düzkan ve Deniz Gedizlioğlu ile, LGBTİ+ bireylere karşı yapılan ayrımcılığı, uygulanan şiddetti ve hak ihlallerini konuştuk.

24 Haziran 2016 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Kentin Tozu podcast servisi: iTunes / RSS

BM Genel Kurulu, 1948’in 10 Aralık gününde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini benimser. Bildiri “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar,” diye başlar. Ancak, bugün birçok ülkede lezbiyen, gay, biseksüel, trans, interseks yani LGBTİ bireyler hala ayrımcılığa, zalimane şiddete, işkenceye, kaçırılmaya hatta cinayete maruz kalmaktalar. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 76 ülkede, temel haklar ihlal edilerek, eşcinsel ilişkiler suçlulaştırılmakta. Öte yandan, dünyanın belli başlı ülkelerinde her sene düzenlenen Onur Haftası etkinlikleri ve yürüyüşler , bu sorunun görünür edilmesinde, kuşkusuz büyük öneme sahip.

Kentin Tozu, bu hafta 24. LGBTİ+ Onur Haftası etkinliklerinin #örgütleniyoruz temasını ve 14. Onur Yürüyüşü’nü ele aldı.

Geçen sene kaybettiğimiz insan hakları savunucusu ve LGBTİ+ aktivisti Boysan Yakar’ın evinde düzenlenen “nerdeen nereye” başlıklı sergi, Onur Haftası 2016 etkinliklerinden biriydi.

Biz de bu vesile ile programda ilk sözü Boysan’a verdik. 22 Aralık 2013 tarihinde düzenlenen İstanbul Kent Mitingi’nde yaptığı konuşmasından bir bölümü yayınladık.

İzlemek için: https://vimeo.com/138544498

Ardından, Onur Haftası Komitesi’nden Haziran Düzkan ve Deniz Gedizlioğlu ile 24. LGBTİ+ Onur Haftasının #örgütleniyoruz temasını ve yasaklanan 14. Onur Yürüyüşü’nü konuştuk..

Konuklarımızın belirttikleri üzere, ülkenin genel durumu ve önceki seneki onur yürüyüşüne karşı yapılan polis şiddeti, Onur Haftası’nın temasını da etkileyen faktörler. Onur Haftası etkinlikleri ve düzenlenen yürüyüşler vasıtasıyla toplumsal muhalefetin önemli parçalarından biri olan LGBTİ+ Hareketinin yürüyüşlerine katılımın katlanarak büyümesi, hareketin taleplerinin meşruluğunun giderek artması ve LGBTİ+1 bireylerin kimliklerinin her sene daha da görünür olması, son 2 senedir şahit olduğumuz üzere, iktidarın baskı ve yasaklarını da beraberinde getirdi. Devletin genel politikası, görmezden gelme ve yok sayma üzerinden inşa edilmişken, Onur Haftası ve yürüyüş, bu politikayı yerle bir edince, yasaklama ve şiddet anında devreye sokuldu. Anayasal taleplerinin hiçbiri yerine getirilmeyen Hareket için, her sene ülkenin en büyük kentinin en önemli meydanını gökkuşağının renklerine boyayabilmek büyük kazanımken, gelinen noktada, yasaklamalar, baskı ve polis şiddeti ile bu hak geri alınmaya çalışılmakta.

Anayasal taleplerini seslendiren hareket, tüm insanlığın başka bir dünyayı,  ‘’daha özgür, arzularıyla kimliğiyle bedeniyle’’ var olacağı bir dünyayı, yaşamasını da istemekte.

Bu sene,  #örgütleniyoruz temasını seçen Hareket, görünürlüğün, temsiliyetin ve birarada durmanın önemini telaffuz ederken, bunların ötesinde Türkiye’nin her kentinde, kentin her mahallesinde, işyerlerinde kurdukları dayanışma ağları vasıtasıyla iktidarın kriminalize ettiği örgütlenme kavramını da gündeme getirerek, örgütlenme hayatın temelidir demek istediklerini vurguluyor.

14. Onur Yürüyüşü’nü iptal eden komite, ancak İstiklal caddesi ve kentin her yerinde görünür olma taleplerinden vazgeçmemiş olduklarını, yürüyüş düzenlenmese de gün boyu caddede varlıklarını sürdüreceklerini belirterek, kentin merkezine hep birlikte ‘’dağılmaya’’ çağırdı.

Konuklarımız ile ayrıca LGBTİ+ kısaltmasının açılımını, “+” nın anlamını ve çok kısa da olsa BM Sistemi bağlamında LGBTİ haklarını konuştuk.

BM Sistemi’nde LGBTİ Haklarının Kilometre Taşları

BM, 90’lardan itibaren LGBT (daha sonra LGBTİ) bireylere yönelik şiddet ve ayrımcılığa karşı çalışmalar yapmakta.  Bu çalışmalar, ayrı bir Sözleşme / Antlaşma yayınlamaktan ziyade, var olan haklar sisteminde LGBTİ bireylerin içerilmelerine yönelik olup dayanağını İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin (1948) temel cümlesinden almakta: “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.”

BM Sistemi içinde ilgili kilometre taşlarına hızlıca göz atacak olursak:

BM İnsan Hakları Konseyi, cinsel yönelime ve cinsiyet kimliğine dayalı şiddet ve ayrımcılık davranışları karşısında ciddi kaygılarını belirttiği ilk ilke kararı olan 17/19 nolu kararı Haziran 2011’ de yayınladı.

Bu karar, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin hazırlayacağı , konuyla ilgili ilk BM resmi raporunun yolunu açtı. 17 Kasım 2011’de BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği “Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli Ayrımcı Yasalar, Pratikler ve Şiddet” araştırma raporunu sundu.

20 Kasım 2012’de BM Genel Kurulu Üçüncü Komitesi, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerini de içeren, hukuk dışı, keyfi ve yargısız infazları kınayan kararı kabul etti. Bu, BM düzeyinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine referans yapan ikinci metin oldu. Türkiye bu oylamada çekimser oy kullandı.

26 Temmuz 2013’te BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, homofobi ve ayrımcılığa karşı “BM Özgür ve Eşit” eğitim kampanyasını açıkladı: https://www.unfe.org/

Pillay ayrımcılığın yok edilmesinde yasal ve politik değişim ile beraber toplumsal değişimin önemini vurguladı.

Özgür ve Eşit kampanya kitapçığı şurada. 

BM İzleme: Türkiye

13 Kasım 2012’de BM Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi denetim kurulu İnsan Hakları Komitesi Türkiye denetim sonuç incelemesini yayınladı. Raporda komite LGBT bireylere karşı şiddet, ayrımcılık ve hak ihlallerinin kaygı verici olduğunu belirtti.

8 Mart 2013’te Hukuk Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazlar Özel Raportörü Christof Heyns’in 26-30 Kasım 2012’de yaptığı Türkiye ziyaretinin raporu yayınlandı. Bu raporda Türkiye’deki LGBT cinayetlerine de yer verildi.