Çocuk İstismarı ve Çocuk Gelinler : Son Düzenlemeleri ile TCK 103 Karşısında Kadın Hakları

Diğer Program: 
Açık Dergi

Çocuk İstismarı ve Çocuk Gelinler : Son Düzenlemeleri ile TCK 103 Karşısında Kadın Hakları

25 Kasım 2016

25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'ydü. Kentin Tozu'nda, Eşitlik İzleme Kadın Grubu temsilcisi hukukçu Hülya Gülbahar'la, TCK 103'te gerçekleştirilen son düzenlemeler ile cezalar arttırılmış gibi görünse de erken yaşta evliliklerin teşvik edilmesini, çocuk istismarını ve kadın haklarını, koruma mekanizmalarını, kadınlar olarak ileriye dönük neler yapmamız gerektiğini  konuştuk.

25 Kasım 2016 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Kentin Tozu podcast servisi: iTunes / RSS

25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. 25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Clandestina Hareketi'nin öncülerinden Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşlerin, 1960 senesinde diktatörlüğün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri utanç gününün ve insanlık ayıbının yıl dönümü. Kız kardeşlerden birinin kod adının Kelebek olmasından dolayı Mirabel kardeşler Kelebekler olarak da anılmaktalar.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, kadına yönelik şiddete farkındalık yaratmak amacıyla, 1999 yılında aldığı kararla 25 Kasım’ı Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan etti. Dünyanın dört bir yanından toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı seslerini yükselten kadınlar, her 25 Kasım’da, Mirabel kardeşleri de anarak  uluslararası dayanışmayı büyütüyorlar.

Siz bu kaydı dinlerken, (25 Kasım 19:00'da) kadınlar İstanbul'da Tünel'de, "Erkek devlet şiddetine karşı #HerHALdeDireniyoruz’’ ortak pankartı altında buluşmuş olacak. Türkiye’de kadınlar geçtiğimiz hafta boyunca da meydanlardaydılar. Çocuğun tecavüzcüsüyle evlendirilmesinin önünü açan ve istismarcıyı, tecavüzcüyü kollayan önerge, her siyasi görüşten her cenahtan kadınların ortak protestoları ve itirazları sonucu geri çekildi. Önerge geri çekildi ancak kadınlar ve çocukları bekleyen tehditler bitmiyor. Bugün TCK 103. Maddenin yeni düzenlemelerini konuşacağız; ancak, en önce kadına yönelik şiddet ve Türkiye gerçeklerine göz atıyoruz.

Çiçek Tahaoğlu, Bianet’te derlemiş, ellerine sağlık:

http://bianet.org/bianet/kadin/180998-erkekler-11-ayda-236-kadin-oldurdu-368-kiz-cocugunu-istismar-etti

Tahaoğlu’nun haberindeki verilere göre, 1 Ocak 2016- 20 Kasım 2016 tarihleri arasında, erkekler,236 kadını öldürdü; 71 kadına tecavüz etti.Kadınların yüzde 22’si boşanmak/ayrılmak istedikleri ya da barışmayı reddettikleri için öldürüldü.Cinayetlerin yüzde 9’u sokak ortasında işlendi. Kadınların yüzde 67’sini partnerleri veya eski partnerleri öldürdü. 368 kız çocuğuna yönelik cinsel istismar olayında faillerin sadece 126’sı tutuklandı.

Türkiye’de cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili bir rapor da çocuğa yönelik cinsel istismara ve şiddete karşı çalışan uluslararası bir örgüt olan ECPAT tarafından yayınlandı. Verilere göre, Türkiye’de çocuklara yönelik tecavüz vakaları münferit değil yapısal.  

Raporun aktardığına göre Türkiye’de çocuk istismarı turizmi var ve AKP’nin 3 çocuk politikası bu istismarı besliyor. 

Uluslararası Çocuk Merkezinin Türkiye’de Turizm ve Seyahatte Çocukların Cinsel Sömürüsü araştırmasına göre de Türkiye’de çocuk seks turizmi ve çocukların cinsel sömürüsü artıyor.

Adalet Bakanlığı verileri de son 10 yılda çocuk istismarında dava sayısının 3’e katlandığını göstermekte.

2016 Türkiye’sinin utanç tablosu böyle ancak vahim gerçekler bunlarla kalmıyor; çocuk gelinler, kanayan bir başka yara.TÜİK verilerine göre son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu evlendirilmiş. Sadece 2015’de 31bin 337 kız çocuğu evlendirilmiş. Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre, erken yaşta evlendirilme oranı İsveç'te yüzde 0.4, İngiltere'de yüzde 1.7, Almanya'da yüzde 1.2 iken Türkiye'de yüzde 15.5. 

Nüfus idaresine bildirilmeyen 18 yaş altı evlilikler TÜİK kayıtlarında yer almıyor. Ancak TÜİK 15 yaş altı doğumları kayıt altına alıyor. Bu veriler vasıtasıyla da 13-14 yaşlarında kayıt dışı evliklerin bir kısmı açık ediliyor. Türk Jinekologlar Derneği verilerine göre, Türkiye’de her 3 doğumdan 1’ini 18 yaş altı çocuklar yapıyor; yani doğan 3 çocuktan 1’inin annesi de çocuk. 2015 senesinde 15-17 yaş arası 17 bin 789 kız çocuğu doğum yapmış. Aynı yıl 15 yaş altı doğum sayısı 244. 

Prof. Ufuk Sezgin’e göre de "18 yaş altında evlendirilenlerin önemli bir bölümü, canına kıyabileceğini sık sık düşündüğünü, sinirlerinin bozulduğunu ve bunun karşısında hiçbir şey yapamadığını, kendini bitkin hissettiğini söylüyor. Kendi kendilerine ‘ölsem de kurtulsam’ dediklerini ifade ediyorlar. 18 yaşından sonra evlenenlere oranda çok daha fazla baş ağrısı ve uykusuzluk çektiklerini söylüyorlar. Yani bu kız çocukları, bedenen ve ruhen evliliğe hazır değiller. Erken yaşta evlendirilmelerini travmatik bir olay olarak değerlendirebiliriz, 18’inden önce cinsel ilişkiye de maruz bırakılıyorlar.’’ 

Kadın istihdamına da göz atarsak,  Dünya Ekonomik Forumunun 2016 küresel cinsiyet ayrımı indeksine göre, Türkiye, kadın istihdamı açısından 144 ülke arasında 130'uncu sırada. 

Konu gördüğünüz üzere çok geniş, şiddet  dediğimizde istismar, tecavüz, yaşam hakkı ihlallerinden ekonomik şiddete, psikolojik şiddete kadar geniş bir alandan söz ediyoruz. Böyle bir arka plan karşısında, istismarı, tecavüzü aklayan önerge geri çekilmiş olsa da ihtiyatlı olmakta yarar var. Nitekim konuğumuz, kadın hakları savunucusu ve Eşitlik İzleme Kadın Grubu'ndan hukukçu Hülya Gülbahar da "her ne kadar istismarcıya af geri çekilmiş olsa da, yeniden getirilebilir," diyerek dikkatli olunmasının gerekliliğini iletiyor.

TCK 103, kademeli yaş ve ceza gibi bazı sinsi düzenlemeleri ile yasallaştı. Yeni düzenlemelerin yorumlara açık olmaları nedeniyle ne tür ihlallere yol açabileceklerini ve başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere bağlı bulunduğumuz uluslararası insan hakları mekanizmalarına paralel şekilde TCK 103’ün değiştirilmesinin önemini ve gerekliliğini hukukçu Hülya Gülbahar ile  konuştuk.

Hülya Gülbahar, sürecin çok önceden ve başta 4+4+4 olmak üzere eğitim alanında yapılan düzenlemeler ve yüksek öğrenimde okurken evlenenlere kredi, borçların silinmesi vb uygulamalar vasıtasıyla başlatıldığının altını çizerek, erken evliliği teşvik edici devlet politikalarına dikkat çekiyor. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 3 önemli kararının böyle bir iklimin ürünleri olduğunu belirtiyor: Medeni nikah olmaksızın dini nikah yapılmasını engelleyen hükmün iptaliyle çok eşliliğin ve çocuk yaşta evliliklerin yolunun açılması; çocuk istismarında hem yaş kademesi hem de ceza kademesi isteyen AYM kararları ve AYM’nin 15 yaş altı çocukların bir bölümünün fiili evlilikler yaşadıklarını ya da cinsel ilişkiye rıza gösterecek durumda olduklarını öne sürerek, 15 yaş altına yeni bir yaş kademesi yapılması talebiyle TCK’nın düzenlemiş olduğu "15 yaşın altında rıza aranmaz" hükmünü adeta iptal eden son kararı. 

TCK103’ün kabul edilen haliyle, 15 yaşın altında çocuğun rızasından hukuken söz etmenin yine mümkün olmadığını belirten Gülbahar, buna rağmen, araya konan 12 yaş kademesinin- yeni düzenlemede 0-12 yaş arasına ceza arttırımı getirildi-zaten var olan koşullarda uygulanmayan bir hükmün uygulanabilirliğini iyice zora koşacağına dikkat çekiyor. 12-15 yaş arası fiili evliliklerin meşru olduğu inancının böylece topluma yerleştirileceğini ve kadın hareketi dışında herkesin af meselesine yoğunlaşması nedeniyle 12 yaş kademesi ile kimsenin ilgilenmediğini belirtiyor. Muhalefetin ise 0-12 yaş arasına yönelik suçlarda cezayı ağırlaştıran hükme takılarak, bu algı operasyonuna yenik düştüğünü de söylüyor. Burada 12 yaşın eşik olarak önemi İslam dininde buluğa erme yaşı olarak kabul edilmesi.

130 üzerinde bağımsız kadın örgütünden oluşan TCK 103 Kadın Platformu olarak alt komisyonda kaygılarını seslendirdiklerini belirten Hülya Gülbahar, bu nedenle yeni düzenlemede 12 yaş eşiği geçerken, tepkilerden çekinen siyasilerin bunun yanına ‘rıza’ ya ‘evlilik’ sözcüklerini niyet etmelerine rağmen koyamadıklarını belirtiyor. Öte yandan, kadınlar açısından tehlike geçmiş değil çünkü artık yargının uygulamalarına göre sonuçlar göreceğimizden bunların mutlaka takibinin yapılması da çok önemli.

Bu nedenle,  TCK 103 Kadın Platformu olarak çok somut öneriler sunduklarını ancak ne yazık ki bu önerilerinin kale alınmadığını da belirtiyor. Önerileri kısaca şöyle;

1) TCK 103. maddede, 15 yaş altındaki çocukların cinsel davranışa rızasının olduğunun kabul edilemeyeceği açıkça belirtilmelidir. Hülya Gülbahar bu şekilde bir fren mekanizması ile mahkemelerin farklı yorumlarının önüne geçilebileceğini belirtiyor.

2) Erken yaşta ve zorla evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi gerekli ve Türkiye’nin taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin 37. maddesi gereği zorunludur. Sözleşme, yetişkin bir kişinin veya çocuğun evlenmeye zorlanmasının suç olarak düzenlenmesi yükümlülüğü getirmektedir. Erken yaşta ve zorla evlendirme suçu, aileleri ve bu törenlere katılan kamu görevlilerini de kapsayacak şekilde düzenlenmelidir.

3)  18 yaş altı hiçbir çocuğa kesinlikle dini nikah kıyılamaz ilkesi yer almalıdır.

4) Gerek çocuklar gerek yetişkinler için dini nikah kayıtlarının tutulması gereklidir.

Nitekim Gülbahar, "Kadına yönelik her türlü şiddet ve kadınların mağduriyetlerine karşı, BM önerileri ve uygulamalarında da dini nikahın kayıt altına alınması zorunlu olmalıdır, böylece çok eşliliklerin de önüne geçilmiş olur," diyor.

Öte yandan, sayılan önerilerin hiçbirinin düzenlemelere girmediğini, düzenlemelere girmeleri için, erken evlilikleri ve erken yaşta çocuk yapmayı ve çok çocuk yapmayı teşvik eden bir iktidarın bunlardan vaz geçmesi gerektiğini belirten Hülya Gülbahar, aynı dünya görüşüne sahip yargıçlar tarafından yasanın iktidarın görüşleri doğrultusunda yorumlanacağından hareketle tehlikeye dikkat çekiyor.