Bir Tarih Kültür Kıyımı ve Riskler Projesi: Galataport

Diğer Program: 
Açık Dergi

Bir Tarih Kültür Kıyımı ve Riskler Projesi: Galataport

24 Şubat 2017

Geçtiğimiz günlerde, tarihi Karaköy Yolcu Salonu ve Paket Postanesi binalarının yıkımları ile tekrar gündeme giren Galataport projesini, projenin gerçek amacını, yıkılan tarih kültür varlıklarını ve projenin  risklerini, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı ile  enine boyuna konuştuk.

24 Şubat 2017 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Kentin Tozu podcast servisi: iTunes / RSS

Kamuoyunda Galataport olarak bilinen, Salıpazarı Kruvaziyer Limanı projesi Fındıklı’daki Deniz Ticaret odası binasından Karaköy iskelesine kadar uzanan 1.200 metrelik sahil şeridini; 100 bin metrekare üzerinde bir alanı kapsıyor.

Projenin ilk ihalesi Eylül 2005’te Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) tarafından yapıldı. 3 milyar 538 milyon Euro teklif veren Sami Ofer’in ortağı olduğu Royal Caribbean Cruises Konsorsiyumu ihaleyi kazandı. Ancak, kruvaziyer yat limanı imar planı değişikliğine karşı dava açan TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesinin (ŞPO) davayı kazanmasıyla ihale boşa düştü. Danıştay 6. Dairesi, dava konusu imar planı değişikliğinin daha önce yine kendilerince iptal edildiğinden hareketle işlemin dayanaksız olduğunu kararında bildirdi. Ayrıca, özelleştirme bölgesindeki imar planı değişikliği yetkisinin de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda değil, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda (ÖİB) olması gerektiğini de belirtti.

Galataport’un potansiyel rantı nedeniyle zaman içinde herşey kılıfına uyduruldu; gerekli yasal altyapı hazırlandı ve ikinci ihale ÖİB tarafından Mayıs 2013’de yapıldı. Süreçte, Aralık 2010’da Kıyı Kanunu’nda çok büyük bir değişiklik yapılmış ve ilgili madde “Kıyılarda, doldurma ve kurutma suretiyle elde edilen arazilerde kanun kapsamında öngörülen kullanımlara ilişkin imar planı Bayındırlık ve iskân Bakanlığı’nca 60 gün içinde re’sen onaylanır. Bu alanlarda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun koruma amaçlı imar planına ilişkin hükümleri uygulanmaz,” olarak değiştirilerek Galataport, Haliçport ve Haydarpaşaport için gereken hukuki altyapı sağlanmıştı. Böylece, kıyılarda yapılan dolgu alanlarda, otoparktan, alışveriş merkezine, otele kadar her şeyin inşaatının önü açılmış oldu.16 Mayıs 2013 tarihinde jet hızıyla sonuçlanan ikinci ihaleyi, 702 milyon dolarla Doğuş Holding kazandı. Bu ihale de ŞPO ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi (MO) tarafından yargıya taşındı ancak usulen reddedildi. Salıpazarı Kruvaziyer Limanı projesi, tek bir proje olmasına rağmen yüksek yargı buradaki her proje için ayrı ayrı dava açılması gerektiğine karar verdi!

1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından Kentsel Sit Alanı ilan edilen, daha sonra Bakanlar Kurulu kararı ile “turizm bölgesi”ne çevrilen proje alanında TDİ Genel Müdürlük binası, yolcu terminali, Çinili Han ve Paket Postanesi gibi önemli tarih, kültür varlıkları bulunmaktadır. Bu binaların restorasyon, tadilat ve onarım görecekleri bildirilmişken, önce Paket Postanesi (Kasım 2016) ardından yakınlarda TDİ Yolcu terminali binaları yıkılmıştır. Riskli zemin üzerindeki proje nedeniyle, başta Mimar Sinan'ın eseri Kılıçali Paşa Camii olmak üzere, Tophane Çeşmesi, Nusretiye Camii ve Nusretiye Saat Kulesi gibi tarih kültür varlıkları da tehdit altındadır.

Proje, Karaköy Meydanı ve çevre binalara da zarar vermektedir. Şöyle ki, sahile çakılan kazıkların yarattığı sarsıntıların yanı sıra dolgu yapmak üzere enjekte edilen beton, komşu binaların zemin katlarından ve meydanın çeşitli yerlerinden fışkırmakta, sahilde yer yer çatlaklar, kaymalar meydana gelmekte ve binaların temelleri oynamaktadır. Çevre binaların fiziksel bütünlüğünü tehdit edecek biçimde zemin morfolojisi bozulmakta ve başta Kemankeş Caddesi olmak üzere inşaattan etkilenen bölgede ciddi çatlak, kayma ve deformasyonlar oluşmaktadır.

2 Şubat 2017 tarihi MO Galataport projesi basın açıklamasında da bu riskler gündeme taşınıyor. 

Proje nedeniyle, Fındıklı’dan Karaköy’e uzanan sahil tamamen halkın kullanımına kapatılarak özelleştirilmektedir. Galataport projesinin telaffuz edilmesiyle birlikte bölgede geniş çaplı restorasyon ve yıkım çalışmaları, mülklerde geniş çaplı el değiştirmeler zaten başlamış; proje henüz start almadan bile otel, restoran , kafe, tasarım mağazaları, butikler vb ticari turistik işletmeler bölgeyi işgal etmiştir. Ve zaten, Galataport projesi de bir kurvaziyer limanı projesi olmaktan ziyade, bölgeyi ticari ve turistik bir cazibe merkezine dönüştürme projesidir. Nitekim projeye göre, zemin üstü tamamen alışveriş merkezi ve ofis bloklarına ayrılmış, gümrük ve ulaşım dahil tüm liman faaliyetleri bodrum katlara atılmıştır. Riskli zemin yapısı ve İstanbul depremi göz önüne alındığında yerin 3 kat altında bodrum katlar karşısında  şaşkınlık duymamak olanaksızdır!

Öte yandan, çay bahçeleri gibi kentsel kamusal alan sayılabilecek Tophane nargileciler alanı tamamen boşaltılmıştır. Eski dokusunu hızla yitiren Karaköy bugün büyük bir dönüşüm içindedir. Haliçport’tan başlayarak Galataport ile devam eden proje alanları, Kabataş’da, Hakan Kıran’ın martı formundaki transfer merkezinde son bulmakta; kentin en güzel manzaralı sahili tamamen özelleştirilerek kamunun elinden alınmaktadır. Bu bağlamda, bu üç projenin çevre mahallelerdeki soylulaştırma etkileri ( Tophane-Karaköy hattında zaten başlamıştır) ve riskli alan ilan edilen başta Okmeydanı olmak üzere Kasımpaşa ve civar mahallelerde yaşayanlar üzerindeki olası etkileri göz önüne alındığında, öngörümüz ‘’Yoksul kentli göçmendir’’ !