Venedik'i su bastı

Venedik'i su bastı

15 Kasım 2019
Fotoğraf: EPA - EFE

İklim krizinin ortasında bulunan yerküre yeni rekorlar ve yıkımlarla şekillenmeye devam ediyor. Havaya Bağlı Her Şey köşemizde bu hafta iklim krizi üzerinden dünya panoraması yapmaya devam ediyoruz.

İngiltere’nin orta ve kuzeyinde meydana gelen aşırı yağışlar sel baskınlarına neden oldu. Büyük maddi zarara neden olan felaket sonrasında bir çok insan botlar ve traktörlerle tahliye edildi.

Euronews’in haberine göre, rekor yağışlar nedeniyle bir aylık yağış miktarının 24 saatten az bir sürede düştüğü gözlemlenirken, özellikle Don nehrindeki su seviyesinin hızla arttığı ve yerleşim alanlarını tehdit ettiği öğrenildi.

Selle mücadele çalışmalarına katılan askerlerle konuşmak üzere Güney Yorkshire bölgesinin Stainforth köyüne giden başbakan Boris Johnson ile halkın tepkisi ile karşılaştı.

Sputnik’in haberine göre, başbakanı gören bir köylü, "Geç kaldınız" derken, diğerleri de "Burada ne işiniz var?" ve "Neredeydiniz?" diye sorarken, bir başka afetzede ise, Johnson ile görüşmeyi reddederek, "Sizinle konuşmaktan dolayı mutlu değilim. Eğer bir sorun yoksa yaptığım işe devam edeceğim" diye konuştu.

İtalya’nın en eski ve zengin şehirlerinden Venedik neredeyse tamamen sular altında.

Aşırı yağışlar nedeniyle deniz seviyesinin 1966'dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı kentin yüzde 80’i sular altında kaldı. Pellestrina adasında iki kişinin hayatını kaybettiği felakette, rıhtımlardaki vapurlar kontrolden çıktı, binaların zemin katları suyla doldu.

Su seviyesi 1,1 metreye ulaşan San Marco Bazilikası’ndaki hasar tespit çalışmaları devam ediyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro, Veneto Bölge Başkanı Luca Zaia ve Venedik Patriği Francesco Moraglia sivil savunma ve itfaiye yetkilileri ile birlikte düzenlediği basın açıklamasında şu ifadeleri kullanıldı:

Veneto Bölge Başkanı Zaia: "Venedik hırpalandı, bu kıyamet gibi bir felaket"

Venedik Belediye Başkanı Brugnaro: "Burada söz konusu olan bugünkü hasar değil, kentin geleceği...”

Venedik Patriği Moraglia:  "Ben bu meydanı hiç böyle görmedim. Su baskınları gördüm ama böylesini değil. Dün gece meydanda denizmiş gibi dalgalar vardı.."

Koalalar ve filler tehlike altında

 Dünyanın diğer gölgelerinde ise orman yangınları, aşırı sıcaklar ve kuraklık halleri rekor seviyelere ulaşıyordu.

Euronews’in haberine göre, Avustralya'nın New South Wales eyaletinin kırsal alanlarında "eşi görülmemiş sayıda" yangınlar ortaya çıktı. 70 uçak ve binden fazla itfaiyecinin görevlendirildiği 15'i acil durum seviyesinde olmak üzere 85 yangın çıktığı ekolojik felakette, çok sayıda kişi evlerinde mahsur kaldı ve sayısız canlı hayatını kaybetti.

Yangınlarda hayatını kaybeden türlerin arasında son yıllarda hızla azalmaya başlayan koalalar olduğu öğrenildi.

New South Wales eyaletindeki orman yangınlarında bir koruma alanındaki en az 350 koalanın öldüğü öğrenilirken, Port Macquarie Koala Hastanesi'nden Sue Ashton, "Alevler hızla ilerlerse sadece tüyleri yanıyor ve kurtulabiliyorlar. Tüyleri zamanla yeniden çıkıyor. Ama üzerinde oldukları ağaçlar yanarsa kurtulma şansları yok. Ulusal bir trajediyle karşı karşıyayız" açıklamasını yaptı.

Avusturalya hükümetinin orman yangınlarına sebep olan aşırı sıcakların kaynağı olarak  iklim krizinden bahsetmemesi ve eylemsizliği ise toplumun yoğun eleştirisini almaya devam ediyor.

Bir diğer iklim kaynaklı türlerin yokoluşu haberi ise Afrika ülkesi Zimbabwe’den geldi.

Independent Turkish’in Reuters haber ajansından aktardığı habere göre, yaban hayatı ajansı pazartesi günü, Zimbabve’nin batısındaki bir oyun parkında en az 55 filin öldüğünü duyurdu.

55 bin üyeli fil sürüsünün yaşadığı parkta en az 55 hayvanın ölüm sebebinin ise açlık ve susuzluk olduğu açıklandı.

Son on yılda, özellikle fildişi avından dolayı 415 binden 111 bine düşen fillerin bölgede yaşanmakta olan kuraklıktan yoğun bir şekilde etkilendiği söyleniyor.

Ölen fillerin Hwange Ulusal Parkı etrafındaki su deliklerinin yanında bulunduğu ve suya erişmek için uzun mesafe kat ettikleri verilen bilgiler arasında.

Hava alarm veriyor

Geçtiğimiz hafta Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi sakinlerini sokağa dahi çıkamaz hale getiren hava kirliliği devam ediyor. birçok bölgede hava kalitesi endeksi 400'ün üzerinde seyrederken, "tehlikeli" kategorisi devam ediyor.

AA’nın haberine göre, 1-5 Kasım'da başkentte eğitime ara verilen, öğrencilere maske dağıtılan şehirde, bazı okullar, gelecek birkaç gün boyunca hava kirliliğinin artacağı yönündeki uyarılar nedeniyle eğitim devam etmeme kararını sürdürüyor.

Geçtiğimiz hafta hava kirliliği yüzünden okulların kapandığı bir diğer şehir ise İran’ın başkenti Tahran oldu.

Hava kirliliği sıralamasında ilk 12 şehir arasında yer alan şehirde hava kirliliğinin yüksek seviyelerde seyretmesi nedeniyle ilk ve orta dereceli okullarda eğitime bir günlüğüne ara verildi. 

Dünya Sağlık Örgütü' nün havada akciğerlere oturan zararlı parçacık oranının (PM2.5) 24 saat ortalaması için belirlediği sınır 25 mikrogramlık sınırın ortalama 133 mikrogram olduğu şehrin kimi bölgelerinde bu oranın 150’nin üzerinde olduğu ölçüldü..

Hava kirliğinden her sene yoğun bir şekilde etkilenen İran’da fosil yakıt yatırımları ve araştırma çalışmaları ise devam ediyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, İran, Huzistan eyaletinde 53 milyar varil rezerve sahip yeni bir petrol sahası bulduklarını duyurdu. Yeni alanın 65 milyar varil rezerve sahip Ahvaz'dan sonraki ikinci en büyük petrol sahası olduğu belirtiliyor.

Türkiye’de de insan sağlığına, çevreye ve iklime zarar verdiği tespit edilen termik santrallere önlem almaları için iki buçuk yıl daha ek süre verilmesi tasarısına tepki gösterilmeye devam ediyor.

“İnsanların ölümüne yol açması ve çeşitli hastalıklara yakalanması anlamına gelen bu “izni” kabul edilmez bulmaktayız” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada bu konunun "büyük bir halk sağlığı sorunu" olduğu ifade edildi.

Sıfır Gelecek kampanyasının bileşenlerinin yaptıkları ortak çağrı ile de bu duruma tepki göstermek için Çevre Şehircilik Müdürlüğü önünde temiz hava hakkı için bir araya gelinmesi çağrısı yapıldı.

Türkiye, 2018'de elektrik üretimi emisyonlarının en fazla arttığı iki G20 ülkesinden biri oldu.

"Climate Transparency" (İklim Şeffaflığı) adlı uluslararası girişimin "Brown to Green 2019" (Kahverengiden Yeşile 2019) başlıklı raporununda, Ankara'nın 2030 yılı için öngördüğü sera gazı emisyonu azaltımı hedefi "kritik derecede yetersiz" olarak tanımlandı.

DW’nin haberi göre, Raporda ABD, Avustralya, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan, Japonya, Meksika, Rusya ve Türkiye'de kömürden çıkış planına ihtiyaç olduğu, Türkiye dâhil G20 ülkelerinin, küresel ısınmayı 1,5 derecede tutma hedefinden uzakta olduğu belirtildi.

Konu ile alakalı bir önemli rapor ise, Temiz Hava Hakkı Platformu aracılığı ile kamuoyuna duyuruldu.

Lancet isimli bilimsel dergide yayımlanan “Lancet Geri Sayım 2019 Raporu” başlıklı raporda, iklim krizinin halihazırda çocukların sağlığına zarar verdiğini ve Paris Anlaşması hedeflerine ulaşılamadığı durumda bir neslin tamamının refah seviyesini etkileyeceği uyarısı yapıldı. Raporun sonuçlarına göre bugün doğan bir çocuğun 71 yaşında yaklaşık 4 derece ısınmış bir dünya ile karşılaşma riski bulunuyor.

Bugün doğan bir çocuk, fosil yakıtlar ve artan sıcaklıkların etkisiyle ergenlik ve yetişkinlik dönemleri boyunca daha fazla toksik hava solurken, hava kalitesinin kötüleşmesinin akciğer ve kalp sorunlarını tetikleyeceği öngörülüyor. İklim değişikliğine bağlı olarak bulaşıcı hastalıklardaki artıştan en çok etkilenecek kesimin de çocuklar olacağı tahmin ediliyor.

Çözüm: Bilime inanmak

Mevcut gidişata dair en net mesajlarından bir ise Türkiye’nin ilk iklim grevcilerinden 12 yaşındaki iklim aktivisti Samra Samer’den geldi.

Deniz Kültürü Derneği ve Nişantaşı Üniversitesi tarafından düzenlenen kurultayda konuşan Samra Samer şunları söylüyor: “Gezegenimiz hızla ısınıyor. Ben bir buçuk yaşındayken havale geçirdim. Dünyamızın da bir havale sınırı var. 1.5 derece daha ısınırsa geri dönüşü mümkün olmayan bir döngünün içine gireceğiz. İnsanlık küresel bir yok oluş yaşayacak. Bu bir felaket senaryosu değil, bilimsel bir gerçektir.”

İklim grevlerine de devam edeceğini belirten Samra Samer taleplerini de şöyle sıralalıyor: “Paris İklim Anlaşması’nın imzalanıp, onaylanmasını ve gereğinin yapılmasını talep ediyoruz. İklim krizinin okullarda zorunlu ders olmasını istiyoruz. ‘İklim değişikliği’ değil, ‘iklim krizi’ denmesini istiyoruz. Çünkü siz bir gün kalp krizi geçirseydiniz ve biz ona ‘kalp değişikliği’ deseydik garip olurdu. Tamamen barışçıl iklim grevlerimiz devam edecek.”

(Bu yazının orijinal versiyonu bianet.org'da yayımlanmştır.)