Murat Dağı'ndaki altın madeni projesine ilişkin verilen ÇED olumlu kararı iptal edildi

Murat Dağı'ndaki altın madeni projesine ilişkin verilen ÇED olumlu kararı iptal edildi

24 Aralık 2019
Fotoğraf: Yeşil Gazete

Kütahya’da bulunan Murat Dağı’nda açılmak istenen altın madeni projesine ilişkin verilen ÇED kararı yargı tarafından iptal edildi. 

Gezegenin Geleceği podcast servisi: iTunes / RSS

Kütahya’da bulunan Murat Dağı’nda açılmak istenen altın madeni projesine ilişkin verilen ÇED kararı yargı tarafından iptal edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Murat Dağı’nda özel bir firma tarafından açılmak istenen altın madeni projesi için ÇED Olumlu kararı vermiş, bölge sakinleri, baro ve çok sayıda yurttaş bu karara karşı dava açmış ve change.org’da bir imza kampanyası başlatmıştı. Artı Gerçek’ten Rıfat Doğan’ın haberine göre davaya bakan Kütahya İdare Mahkemesi projenin projenin insan sağlığı, orman ve bitki varlığı, hayvanlar, yeraltı ve yüzey suları ile tarım alanları açısından önem arz eden riskler barındırdığını belirtti. 

"Ulaşım Eylem Planı tamamlanmalı"

İstanbul Adalar‘daki sivil toplum kuruluşları, atların hastalığı ve fayton sorunuyla ilgili açıklama yaparak bu iki sorunun birbirleriyle alakalı olduğunu ve Adalar’ın SİT alanı olduğu gerçeği göz önünde tutularak çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi.  STK’lar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nden “ulaşım eylem planının” tamamlanmasını istedi. Açıklamada İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulunduklarını söyleyen STK’lar şu taleplerde bulundu: ‘’Şu andaki öncelik, hayattaki atların sağlıklı kalmaları. Ruam testleri şeffaf bir şekilde tamamlanmalı, sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalı, faaliyetine izin verilen ahırlarda koşulların yeni salgınlara meydan vermeyecek şekilde iyileştirilmesi için önlem ve denetimler kesintisiz uygulanmalı, Valilik Mahalli Çevre Kurulu kararlarına uygun olarak bir karantina ahırı acil olarak hayata geçirilmeli; ruam hastalığı dâhil at sağlığı ve denetimi konusunda uzman veterinerler işbaşı yapmalı ve Adalar’daki atların bakım sorumluluğu tümüyle İBB tarafından üstlenilmeli. Hazırlıkları yürütülen ve sonuç aşamasına geldiği söylenen Adalar Ulaşım Eylem Planı bir an önce tamamlanmalı ve sonuçlandırılmak üzere katılıma açılmalı. Bütünsel SİT alanı olan Adalar’ın özel durumu dikkate alınarak hazırlanacağını umduğumuz planın, zamana yayılmış ve aşamalı olarak yürürlüğe konmasına; hayvan sağlığı ve haklarının yanı sıra ulaşım, istihdam, mülkiyet ve çalışma gibi en temel insan haklarına duyarlılıkla uygulanmasına özen gösterilmeli. At ve insan ilişkisinin, nostalji ve kültürel haklardan öte karşılıklı haklar ve dayanışma temelinde kurgulanarak yaşatılması için Adalar’ın son şans olduğu unutulmamalı” dendi.

10 tahliye bacası borusundan yedisi kırık

Marmaris’e 16 kilometre mesafedeki Adaköy Mahallesi Yalancıboğaz mevkisindeki 7,5 kilometresi karada, 406 metresi de denizin 20 metre dibinde bulunan atık tahliye sistemi, suyunu Akdeniz’e döküyor. Marmaris Çevrecileri Derneği, gönüllü dalgıçlarıyla, Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi sorumluluğundaki atık su tahliye sisteminde bugüne kadar dört kez inceleme yaptı. Derneğin gönüllü iki dalgıcı, son incelemede 30 dakika deniz dibinde kalarak arıtma sisteminde meydana gelen arızaları ve sızdırma yapan bölümleri fotoğraflayıp görüntüledi. Buna göre, 10 tahliye bacası borusundan yedisinin kırık olduğu tespit edildi. Foseptiklerin sızdırmazlık özelliğini yitirdiği, aşınmalardan dolayı borularda çatlama ve delikler meydana geldiği belirlendi. Ayrıca arıtılmayan atık sular nedeniyle çok sayıda ‘balon balığı’ ve ‘aslan balığı’ gibi tehlikeli türlerin buralarda ürediği, bu hattan beslendiği ortaya çıktı. Dalgıçlar, incelenmek üzere deniz dibinden ve tahliye boruları çevresinden su ile çeşitli numuneler de aldı. 

Hollanda'da mahkemeden sevindirici haber

Hollanda’da 2012 yılında 900 vatandaşlık bir grup, hükümet iklim krizine yönelik ciddi eylemlere geçmediğini için konuyu mahkemeye taşımıştı. İklim krizi mücadelesinde büyük önem taşıyan, bu dava yani Urgenda Davası, Hollanda Yüksek Mahkemesi’nin tarihi kararıyla sona erdi. Dava, büyük bir zaferle sonuçlandı. Yüksek Mahkeme, Hollanda Hükümetinin emisyonlarını önemli oranda ve derhal azaltmakta hukuki olarak yükümlü olduğuna kesin olarak hükmetti. Birçok büyük sanayiye ev sahipliği yapan, Avrupa’nın ana limanı olan ve AB ülkeleri içerisinde karbondioksit emisyonlarında beşinci sırada yer alan Hollanda, enerjisinin %7’sini yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor. Hollanda’nın emisyonları geçtiğimiz yıl 1990 seviyelerine oranla %15 daha azdı. Yükümlülük, 2020’de ise emisyonların 1990’a kıyasla en az %25 azaltması zorunluluğunu içeriyor. Kararın önemi, Mahkemenin, Hükümetin bunu yerine getirmemesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca üstlendiği insan hakları yükümlülüklerine aykırı olduğunu belirtmesinde yatıyor. Urgenda Foundation’ın kurucusu Marjan Minnesma, “Hükümetin izleyebileceği 50 çözüm önerisini içeren bir planı ortaya koyduk” dedi. Urgenda davasında hukuki danışmanlık üyelerinden Dennis van Berkel ise “Bu dava sadece Hollanda için büyük bir önem teşkil etmiyor. İlkeler evrensel bir nitelik taşıyor. Hollanda dışındaki hiçbir mahkeme bu karara bağlı değil; ancak kararın etkisi ve diğer ülkelere vereceği ilham gerçekten büyük” dedi.

PTT AŞ tarafından “Sakin Şehirler Konulu Sürekli Posta Pulları” serisinin devamı olarak “Akyaka”, “Şavşat”, “Gökçeada”, “Mudurnu”, “Perşembe” ve “Köyceğiz” görsellerine yer verilerek hazırlanan 6 değerli “Sakin Şehirler-2 Konulu Sürekli Posta Pulları” ve ilk gün zarfı 23 Aralık 2019 tarihinde tedavüle sunuldu. Sakin şehirlerin, posta pullarındaki hallerini sürdürebilmek için sosyal ve ekolojik açıdan adil üretim yapan, sakin işletmelerin ürün ve hizmetlerine, yani türetim ekonomisine yüzümüzü çevirme gerek.