Avustralya'da "mega yangın" endişesi: 250 bin kişiye evlerini tahliye etmeleri gerektiği iletildi

Avustralya'da "mega yangın" endişesi: 250 bin kişiye evlerini tahliye etmeleri gerektiği iletildi

13 Ocak 2020

Avustralya’da iki büyük yangının birleşerek “mega yangın”a neden olabileceği endişesi artıyor.

13 Ocak 2020 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Gezegenin Geleceği podcast servisi: iTunes / RSS

Avustralya’da iki büyük yangının birleşerek “mega yangın”a neden olabileceği endişesi artıyor. Yetkililer Victoria eyaletinde yaşayan 240 bin insana evlerini tahliye etmeleri gerektiğini söyleyen bir mesaj attı. BBC Türkçe’nin haberine göre ülkede Eylül ayından beri süren yangınlar sonucu en az 27 kişi ölmüş, 1.25 milyar hayvan hayatını kaybetmişti. New South Wales ve Victoria eyaletlerindeki iki yangının birleşmesiyle “mega yangın” çıkmasından korkuluyor. Victoria eyaletinde ordu, herhangi bir acil durum için hazır konumda. Etrafı alevlerle çevrili Mallacoota kasabasından yaklaşık bin kişi, iki donanma gemisiyle tahliye ediliyor. Avustralya’da Ekim ayından bu yana 10,3 milyon hektarlık bir alan yangınlarda yok oldu. En az 2000 ev ise boşaltıldı. Avustralya’da binlerce insan “Gelecek için Cumalar” hareketinin başlattığı iklim grevine katıldı. Eylemciler, Başbakan Scott Morrison’ı yangınları söndürmedeki yetersizliği ve iklim krizine karşı etkili politikalar yürütmemesinden dolayı sorumlu tutuyor. Gün boyu sürecek eylemlerin Sydney, Melbourne, Brisbane, Hobart, Perth, New Castle, Port Macquarie, Kanberra, Adelaide ve Geelong şehirlerinde yapılması planlanıyor. Büyük çapta gerçekleşen eylemlerin merkezi ise Sidney’de Belediye Binası önü oldu. Eylemlerde Scott Morrison‘ı protesto eden pankartlar dikkat çekti. Morrison’ın eleştirildiği konular arasında iklim krizine karşı etkili adımlar atmaması ve ülkede yangınlar sürerken Hawaii‘ye tatile gitmesi yer aldı. Avustralya’nın başkenti Canberra şehrinde bir araya gelen eylemciler de #SackScoMo ismiyle düzenlenen yürüyüşe katıldı. Yürüyüşte sık sık “Ne istiyoruz? İklim Adaleti! Ne Zaman istiyoruz? Şimdi!” sloganları atıldı.

Kanal İstanbul Çalıştayı düzenlendi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbul Kongre Merkezi‘nde düzenlenen Kanal İstanbul Çalıştayı’nda proje paralel dört oturumda, sekiz başlıkta 40 uzman tarafından ele alındı. Öğleden önce gerçekleşen iki oturumda “Çevresel Boyut, Su ve Ekoloji” ile “Toplumsal Boyut ve Katılım” konuları uzmanlar ve akademisyenlerin sunumları eşliğinde gerçekleşti. Çalıştayın öğleden sonraki oturumu öğleden sonraki oturumu “Çevresel Boyut; Tarım, İklim ve Ekoloji” başlığında gerçekleşti. İBB Muhtarlıklar ve Gıda Daire Başkanı Ahmet Atalık yönetiminde gerçekleştirilen oturumda projenin iklim ve tarımda neden olacağı etkiler değerlendirildi. Paris Anlaşması’na vurgu yapan ve Türkiye’nin anlaşmayı ilk imzalayan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Sabancı Üniversitesi İklim Çalışmaları Koordinatörü, İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli uzmanı ve aynı zamanda da Yeşil Gazete yazarı Dr. Ümit Şahin, “Paris anlaşması gereği ülkeler iklim koruma politikası izleme sözü verdi” dedi ve Kanal İstanbul’un iklimle mücadele kapsamında kabul edilemez olduğunu söyledi. İklim krizi nedeniyle eski tarz politikaları sürdüremeyeceğimizi belirten Dr. Şahin şöyle konuştu: ''Eğer eski tarz iklim politikalarının ne olduğunu merak ediyorsanız, Avusturalya’da bugün yaşanan yangınlara bakın. Paris Anlaşması tam anlamıyla uygulansa da uygulanmasa da, Türkiye dahil anlaşmanın altına imza atan bütün ülkelerin yükümlülükleri var. Dünya ekonomisi karbonsuzlaşıyor, fosil yakıtlardan uzaklaşıyor.  2050’lilere kader bu dünyanın gerçeği. Türkiye bu proje ile hafriyata dayalı, yüksek emisyonlu fosil yakıt ekonomiyi kalıcı hale getiriyor. ÇED Raporu’na eleştiri getiren Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Murat Kapıkıran ise “Kanal’ın yapılması durumunda karşılaşacağımız sorunların analizinin yapması gereken ÇED Raporu’nun bu konuda tek damla bile etki değerlendirmesi yok. Sadece mevcudun analizi var” dedi.

Çevredeki mikroorganizmaların da insan kadar değeri olduğunu söyleyen Kapıkıran “İnsan merkezli odaktan ekoloji merkezli odağa dönüşmeye başladı. Kanal İstanbul, hiçbir ekolojik duyarlılık taşımamakta. 25 metre derinliğe kadar dolgu alanları yapılarak, deniz ekosistemlerinin bileşenleri yok edilecek” ifadelerini kullandı. Siyaset Bilimci Doç. Dr. Sevim Budak ise Kanal projesinin siyasal mı yoksa ekolojik mi, ekonomik mi sorusuna cevap verilmesi gerektiğini söyledi. Budak, mevcut doğal yapının ekolojik koridor olarak kalması gerektiğini söyledi.

Enerji Tasarrufu Haftası'na giriyoruz

Ocak ayının ikinci haftası ülkemizde Enerji Tasarrufu Haftası olarak kutlanıyor. Enerji tasarrufunun en kolay ve maliyetsiz yolu ise enerji verimliliğini sağlamaktan geçiyor. Bu alanda yatırımlar yapan ve vatandaşlarını teşvik eden çalışmalar uygulayan ülkeler bulunuyor. Dünyada enerji tasarrufuna yönelik pek çok proje yapılıyor. Özellikle büyük yerleşim yerleri ve şehirler özelinde hayata geçirilen çalışmalarla büyük miktarda tasarruf sağlıyor. Örneğin Norveç’in başkenti Oslo’nun yüzde 80’i yenilenebilir enerji ile ısınıyor. Yaklaşık 700 bin kişinin yaşadığı şehirdeki sokak lambalarında akıllı aydınlatma kullanılıyor. Amerikan Enerji Verimliliği Ekonomi Konseyi tarafından 2018 yılında uluslararası düzeyde yapılan çalışmaya göre, Türkiye, enerji verimliliği konusunda 25 ülke arasında 16. sırada yer alıyor. Durum çok parlak görünmese de Türkiye’de de enerji tasarrufuyla ilgili çalışmalar var. Bunlardan biri de yakın zamanda hayata geçirilen Kamu Binalarında Tasarruf Hedefi ve Uygulama Rehberi. Rehberin amacı, 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu’na göre enerji yöneticisi görevlendirmekle yükümlü olan kamu binaları için 2023 yılı sonuna kadar asgari yüzde 15 enerji tasarrufu sağlanması.

350.org ekibi iklim kriziyle mücadelede temel bilgilere ihtiyacı olduğunu düşünen bireyler için kaynaklar hazırladı. İklim Değişikliği 101 ve iklim değişikliği üzerine sohbet isteyen vatandaşlar 350.org internet sitesi Eğitimler bölümü üzerinden kaynaklara ulaşabiliyor.