Portre: Patricia Kaas

Portre: Patricia Kaas

03 Ekim 2019

Kırktan fazla ülkede on beş milyonu aşan albüm satış rakamlarına ulaşıp bine yakın konser aracılığıyla yaklaşık üç milyon müzikseverle buluşmak; Rusya’dan Kamboçya’ya, Türkiye’den Japonya’ya pek çok farklı ülkede geniş bir hayran kitlesine sahip olmak… Bu haftaki programımızı, otuz yıllık kariyerine bu büyük başarıları sığdıran ve Fransa’nın yaşayan en önemli müzik elçilerinden biri konumda bulunan Patricia Kaas'a ayırdık.

03 Ekim 2019 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.

1966 yılında, Alman kökenli bir anneyle maden işçisi bir babanın en küçük kızı olarak Fransa’nın Almanya sınırında bulunan Moselle kentinde doğan Kaas, özel ses renginin de yardımıyla henüz küçük yaşlarda katıldığı tüm şarkı yarışmalarından ödülle ayrılıyordu. On üç yaşına geldiğinde bir kabarede düzenli olarak sahne almaya başladı. Kendisini izlemeye gelenlerin karşısına yedi yıl boyunca klasiklerin yanı sıra dönemin popüler şarkılarını da içeren bir repertuvarla çıktı. 1985’te yapımcı François Bernheim’ın dikkatini çekti. Bu sayede Bernheim’ın yanı sıra Gérard Depardieu’nün eşi Élisabeth’in imzasını taşıyan, ilk single’ı Jalouse’u kaydetti. Bu 45’lik pek fazla dikkat çekmese de ona en azından birkaç televizyon programında boy gösterme imkânını sundu. Bundan iki yıl sonra yani 1987’de, söz yazarı Didier Barbelivien ile tanışması, başarılarla dolu bir kariyerin de başlangıcı anlamına gelecekti. Barbelivien’in onun için yazdığı otobiyografik parça Mademoiselle chante le blues, Patrica’yı Julie Pietri’nin açılış şarkıcısı olarak Olympia sahnesine taşıdı. 1988’de yayınlanan ilk albümü “Mademoiselle chante…” ise D’Allemagne, Venus des abribus, Mon mec à moi ve Quand Jimmy dit gibi parçalar sayesinde o yıla damgasını vurdu. 

Patricia, kalbi kırık kadınların umutsuz aşk hikâyelerini anlattığı şarkılarıyla akıllara ilk etapta Edith Piaf’ı getiriyordu, diğer yandan Alman kökenlerine borçlu olduğu düzgün fiziği ve asaletiyle sahnede Marlene Dietrich’i anımsatan bir porte çizmeyi de başarıyordu. 1989’un Şubat ayı, onun için, arka arkaya gelecek bir dizi prestijli ödülün de başlangıç tarihiydi aynı zamanda. Önce “Umut Vadeden Kadın Şarkıcı” dalında Victoire de la Musique; bunun ardından da sırasıyla SACEM, Charles-Cros Akademisi ve RFI ödüllerine layık görüldü. Kısa sürede hem Avrupa çapında hem de Kanada ve Japonya gibi deniz aşırı ülkelerde şöhreti yakalamıştı. 1990’ın ilk aylarında, Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan hayranlarıyla buluşmak üzere on altı ay sürecek bir turneye start verdi. Piyasaya 1991’de çıkan “Scène de vie”, adlı albümse Kaas’ın henüz yirmi beş yaşındayken Fransız Müziğinin devlerinden biri olarak görülmesini sağladı. Sanatçı, bu çalışmasıyla ertesi yıl “En İyi Kadın Şarkıcı” dalında Victoire de la Musique ödülüne uzandı. Barbelivien & Bernheim ikilisinin imzasını taşıyan, Les hommes qui passent’, L’enterrement de Sidney Bechet ve Une dernière semaine à New York gibi her biri insanın aklında siyah beyaz film kareleri yaratan parçalar yer alıyordu bu albümde. 

1993 tarihli üçüncü albümü “Je te dis vous”, Patricia’ya kariyerinin en büyük ticari başarısını getiren çalışma oldu. Fabrice Aboulker, Marc Lavoine ve Jean-Jacques Goldman (Sam Brewski takma adıyla) gibi isimlerin katkıda bulunduğu albüm, toplamda iki milyonu aşan bir satış rakamına ulaştı. Albümde yer alan Hôtel Normandy, Entrer dans la lumière ve Il me dit que je suis belle gibi parçalar ise kısa sürede birer klasiğe dönüştüler. Diğer yandan, Aboulker & Lavoine ikilisinin imzasını taşıyan Reste sur moi, o ana kadar kalbi kırık bir genç kız imajı çizen Patrica’nın cinsel anlamdaki çekiciliğini de ön plana çıkarıyordu. 

1997 tarihli “Dans ma chair” ise neredeyse tamamen Patricia'nın cinsel anlamdaki çekiciliğine odaklanmıştı. Öte yandan Jean-Jacques Goldman imzalı Je voudrais la connaître’in yanı sıra Diane Warren (Quand j’ai peur de tout) veya Lyle Lovett (Chanson simple) gibi Amerikalı şarkı yazarlarının kaleminden çıkan parçalar, albümün bundan öncekilere kıyasla daha modern bir sound’a sahip olmasını sağlamıştı. Ne var ki Kaas hayranlarının büyük bir çoğunluğu bu ani imaj değişikliğini kolaylıkla benimseyemeyecekti. Hayal kırıklıklarını tanıdık melodiler eşliğinde anlatan seksenli yılların sonundaki Patrica’nın yerini daha seksi ama bir o kadar da soğuk ve mesafeli bir kadın almış, Piaf’ın mirasçısının Dietrich’e dönüşümü ivme kazanmıştı. 

1998’i yüz on konserden oluşan uzun soluklu bir turneye ayıran Kaas, ertesi yıl yeni albümü “Le mot de passe”ı piyasaya sürdü. Yapımcılığını Pascal Obispo'nun üstlendiği bu çalışmada, yine onun imzasını taşıyan Ma liberté contre la tienne, Les éternelles ve Mon chercheur d’or gibi parçalar dikkat çekiyordu. Jean-Jacques Goldman da albüme Une fille de l’Est ve Les chansons commencent gibi parçalarla katkıda bulunmuştu. 

Patricia Kaas, 2002 yılında ilk beyazperde deneyimi için Jeremy Irons ile birlikte kamera karşısına geçti.  Yönetmenliğini Claude Lelouch’un yaptığı And Now… Ladies and Gentlemen adlı bu filmin caz ve blues klasiklerinden oluşan soundtrack’indeki şarkıları da yine kendisi seslendirdi. 2003 yılında rock altyapılı parçalara yer verdiği “Sexe fort” adlı albümü yayınladı. Renaud, Patrick Fiori, Louis Bertignac, Pascal Obispo ve Jean-Jacques Goldman gibi isimlerin katkıda bulunduğu bu albüm, Kaas’ın diskografisindeki belki de en zayıf halka olarak değerlendirilebilir. Albüm sonrası çıktığı turne ise bu göreceli başarısızlığın izlerini tamamen sildi. Le Grand Rex, Zenith ve Olympia gibi Paris’in en önemli salonlarında izleyici karşısına çıkan “küçükhanım” artık sadece blues söylemiyor, kendi repertuarının klasikleşmiş şarkılarının yanına Barbara (L’aigle noir) ve Jacques Brel (Quand on n’a que l’amour) gibi ustaların eserlerini de ekliyordu. Art arda verdiği konserler sonrası birkaç yıllığına köşesine çekilen Patricia, 2008’de de aynı adlı gösteride seslendirdiği şarkılardan oluşan “Kabaret” adlı albümü piyasaya sürdü. Otuzlu yılların atmosferini yansıtan bu albüm, Kurt Weill ya da Greta Garbo gibi isimlere saygı duruşu niteliği taşıyordu. Bu çalışmasında yer alan Et s’il fallait le faire adlı parçayla 2009’da Moskova’da düzenlenen 54.Eurovision Şarkı Yarışmasında Fransa’yı temsil eden Kaas, günümüzde artık bir şarkı yarışmasından çok, politik oyunların oynandığı bir sirk gösterisini andıran bu organizasyonda ancak sekizinciliği elde etse de asaleti ve olağanüstü yorumuyla televizyon karşısındaki milyonları bir kez daha büyülemeyi başardı.

2011 yılında otobiyografisi L’ombre de ma voix’yı satışa sunan Kaas, ertesi yıl kariyerinin başından beri kıyaslandığı Edith Piaf’ın ellinci ölüm yıldönümü anısına “Kaas chante Piaf” adlı albümü yayınladı. Abel Korzeniowski imzalı düzenlemelerin de katkısıyla; Padam, padam, Milord ve La foule gibi klasikleri yorumlamamış adeta yeniden yaratmıştı sanatçı. Albümle aynı ismi taşıyan gösterisini ilk olarak Londra’daki Royal Albert Hall’da sahneye koyan Kaas, bu konserin ardından New York’ta Carnegie Hall, Paris’te de Olympia konser salonlarında izleyici karşısına çıktı. 2013 Haziran’ında da bu turne kapsamında İstanbul’da bir konser verdi. 2016’nın Kasım ayında onuncu ve şimdilik son stüdyo albümünü yayınlayan sanatçı, ertesi yıl ağırlıklı olarak bu albümde yer alan şarkıları seslendirdiği görkemli bir turneye çıktı. 

Patricia Kaas 2012’de Edith Piaf şarkılarını yorumladığı bir albüm yayınlamıştı. Bu haftanın kapanışını da bu albümdeki şarkılardan biriyle yapacağız. La foule adını taşıyan bu parçanın Edith Piaf yorumu 1957’de yayınlanmıştı ama aslında bir uyarlama bu da. Arjantinli Angel Cabral’ın 1936 tarihli Que nadie sepa mi sufrir adlı şarkısından Fransızcaya uyarlanmış Michel Rivgauche tarafından. La foule’ün başarısı üzerine parçanın İspanyolca versiyonu farklı bir düzenlemeyle Amor de mis amores adıyla yeniden yayınlanmıştı hatta. Şarkı, insanların sokaklarda kutlama yaptığı bir günde, büyük bir kalabalığın içinde kaybolan bir kadının hikâyesini anlatıyor. Etrafındaki insanlar tarafından sürüklenirken kendini bir anda yabancı bir erkeğin kollarında buluyor kadın, aralarında bir elektriklenme oluyor ama kalabalık hareket ettikçe birbirlerinden ayrılıyorlar, farklı yönlere savuruyor adeta kalabalık onları ve genç kadın bu yabancıyı bir daha asla görmüyor. 

Playlist:
Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Patricia Kaas
Les hommes qui passent
Rendez-vous (Live 98)
3:40
Patricia Kaas
Mademoiselle chante le blues
Live 2000
4:15
Patricia Kaas
Kennedy Rose
Live 1991
3:40
Patricia Kaas
Je te dis vous
Je te dis vous
3:43
Patricia Kaas
Chanson simple
Dans ma chair
3:23
Patricia Kaas
Mon mec à moi
Rendez-vous (Live 98)
4:00
Patricia Kaas
Mon chercheur d'or
Le mot de passe
4:32
Patricia Kaas
Et s'il fallait le faire
Et s'il fallait le faire
3:01
Patricia Kaas
La maison en bord de mer
Patricia Kaas
3:35
Patricia Kaas
La foule
Kaas Chante Piaf - Live à L'Olympia
3:44
Kategori: