Ebedi Yokoluş/Forever Extinct Bölüm 4: Mozaik Kuyruklu Sıçan

Diğer Program: 
Açık Dergi

Ebedi Yokoluş/Forever Extinct Bölüm 4: Mozaik Kuyruklu Sıçan

27 Mayıs 2019
Açık Radyo / Virginia Patrone

Ebedi Yokoluş/Forever Extinct'in 4. bölümünde Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan, içinde bulunduğumuz 2019 yılından, iklim değişikliği/bozulması yüzünden soyu tükenmiş  Mozaik Kuyruklu Sıçan'ı anlatıyor.

27 Mayıs 2019 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Ebedi Yokoluş / Forever Extinct podcast servisi: iTunes / RSS

V: Ebedi Yokoluş / Forever Extinct programına hoş geldiniz.

Ç: Merhaba.

Bugün Avustralya’nın endemik türlerinden olan bir kemirgen hakkında konuşacağız.

V: Bilimsel adıyla “Melomys rubicola”, Türkçede “mozaik kuyruklu sıçan” ya da “mozaik kuyruklu fare” diye biliniyor.

Ç: Şubat 2019’da Avustralya hükümeti tarafından hazırlanan bir raporla, ne yazık ki, bu sevimli dostumuzun neslinin tükendiği ilan edildi. Dünyamız açısından son derece ciddi bir kırılma noktası bu, çünkü mozaik kuyruklu sıçan insanın yol açtığı iklim krizi yüzünden nesli tükenen ilk memeli olarak kayıtlara geçti.

V: Bunu daha iyi anlamak için, isterseniz öncelikle atmosferdeki karbondioksit hakkında başka bir rapora bakalım.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin Hawaii’deki Mauna Loa Rasathanesi’nin ölçümlerine göre, geçtiğimiz günlerde, 11 Mayıs 2019’da atmosferdeki sera gazları milyonda 415 parçacık seviyesine ulaştı. Bilindiği kadarıyla, atmosferdeki karbondioksit oranı daha önce de bu seviyeleri görmüştü – ama muhtemelen Homo sapiens daha ortalarda yoktu bile, Antarktika’daki buz tabakasının çok daha küçük, okyanus seviyelerinin yaklaşık 200 metre daha yüksek olduğu zamanlardı.

Biliminsanlarının tahminlerine göre, böyle giderse bu oran sadece önümüzdeki on yıl içinde bile milyonda 450 parçacık seviyesini aşacak; süreci iyileştirmeye yönelik tedbirler alınmadığı takdirde, çok geçmeden artık geri dönüşü olmayan bir noktaya geleceğiz. Dahası, iklim krizinin geri dönüşü olmayan etkilerini bugün bile çok somut bir biçimde görüyor ve yaşıyoruz – mesela mozaik kuyruklu sıçanın neslinin tükenmesi de bunlardan birisi.

Ne yazık ki iklim krizinin tam bir “safsata” olduğu da söyleniyor hâlâ, “büyük şirketlere çamur atmak için uydurulan bir teraneden başka bir şey değil” deniyor; üstelik günümüzün en büyük “imparatorluğunun” en önde gelen isimleri tarafından dillendiriliyor bu iddialar.

 

V: İklim krizini inkâr eden böyle insanlar için, isterseniz primatolog ve antropolog Dr. Jane Goodall’a kulak verelim, çünkü onlara bir çift sözü var:  https://www.youtube.com/watch?v=wTmNE4br8TY (0:00 to 0:12)

 

JG: ‘If somebody says, they don’t believe in climate change, I’d like to take them out onto the Arctict ice and sit them there in the summer and see how quickly they vanish under the water’

Ç: ‘Birileri iklim değişikliğine inanmıyorum dediğinde, onları alıp Kuzey Kutbundaki buzullara götürmek, yazın buzulların üzerine oturtmak ve sular altında ne kadar da çabuk yok olduklarını görmek istiyorum.’

 

 

Ç: Şimdi gelelim bu bölümün konusu olan sevimli dostumuza. Tahmin edeceğiniz üzere, adını mozaik görünümlü kuyruğundan alıyordu.

V: Sadece Avustralya’daki Büyük Set Resifi’nin kuzey ucundaki, Papua Yeni Gine yakınlarındaki bir resif adası olan Bramble Cay’de bulunuyordu – bu nedenle İngilizce konuşulan dünyada daha çok “Bramble Cay melomys” olarak biliniyor.

Ç: Bramble Cay, yaklaşık dört hektarlık minik bir ada, yeşil kaplumbağaların yumurtaladığı bir yer olmasıyla da tanınıyor.

Dostumuzun bu kemirgenin beden uzunluğu 148-165mm idi, kuyruk uzunluğu ise 145-185mm. Bedeni kızılımsı kahverengi tüylerle kaplı, karın kısmında bu tüyler daha açık bir renk alıyor; nispeten küçük kulakları vardır ve uzun kuyruğunun ayrıca kavrama özelliği de bulunuyordu.

Mozaik kuyruklu sıçanlar gece hayvanlarıdır; gündüzleri deliklerde, kuru ağaç gövdelerinde ve yıkıntılarda saklanıyorlardı. Doğal çevrelerinde, ortalama ömürleri iki yıl kadardı. Beslenmeleriyle ilgili pek az şey biliniyor, bu az şeyden biri de, daha çok bitki yedikleri; özellikle adada bolca bulunan yabani semiz otuyla besleniyorlardı.

V: Bu eşsiz memeliler Büyük Set Resifi’nin tek endemik türü kabul ediliyordu. Yapılan araştırmalara göre, okyanus seviyesinin yükselmesiyle beraber doğal yaşam çevreleri yok olunca, mozaik kuyruklu sıçanın nesli tükendi.

Ç: Bu arada, aslında mozaik kuyruklu sıçanın daha 1992’de, Queensland Doğa Koruma Yasası kapsamında nesli tükenme tehlikesi altındaki hayvanlar arasında sayıldığını da belirtmekte fayda var. Ayrıca 2008’de bir iyileştirme planı da hazırlanmış. Ama bu iki tedbir de küçük dostumuzu kurtarmaya yetmedi; anlaşılan, yapılanlar, iklim krizinin Büyük Set Resifi’nde ortaya çıkan sonuçlarına kıyasla devede kulak kalıyordu.

Gezegenimizin başında ne büyük dertler olduğunu göz önünde bulundurunca, endemik tür meselesi önemsiz bir meseleymiş gibi görünebilir: “Bir endemik türün nesli tükenme tehlikesi altında olması veya tamamen yok olması hayatımızı ne kadar etkileyebilir ki?” diye düşünebiliriz. Ama büyük bir yanılgıdan başka bir şey olmaz bu. Çünkü, mesela, endemik bitkiler söz konusu olduğunda, bir bitki türünün yok olmasının on ila otuz hayvan veya başka organizma türünün yok olmasıyla sonuçlandığı anlaşılmıştır. Yani daha önce de dediğimiz gibi aslında her şey birbiriyle bağlantılı. Endemik türler genelde diğer türlerden daha fazla tehlikeye açıktır; doğal yaşam çevreleri ve şartları zarar gördüğünde, diğer türlere kıyasla çok daha hızlı bir biçimde yok olurlar. Bu nedenle, korunmalarına daha fazla önem vermek gerekiyor; doğal çevrelerinin korunması, genetik olarak muhafaza edilmeleri gerekiyor. Kendine has evrim örüntüsüyle tek tek her endemik tür gezegenimizin aslında ne kadar zengin olduğunu gösteriyor. Ama bu zenginlik bugün korkunç bir saldırı altında.

V: Mozaik kuyruklu sıçan dostumuz gibi endemik türlerin yok olması doğamızın alarm sistemi olarak düşünülmeli. Bugün kulaklarımızı dört açarak bu alarmları duymamız ve harekete geçmemiz gerekiyor.

 

Ç: Bir programımızın daha sonuna geldik. Umarız keyif almışsınızdır. Umarız bizimle beraber durup düşünürken, neyin önemli neyin önemsiz olduğunu tekrar gözden geçirme fırsatınız olmuştur.

V: Biz hayatın önemli olduğunu düşünüyoruz.

Ç: Bugün kapatırken dinleyeceğimiz şarkı Avustralya kabile müziğinden ilham alan Outback grubunun  Dance The Devil Away albümünden Desert Rain adlı şarkı.

V: Bize Instagram ve Facebook’tan ve [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.

Kapatmadan önce, yardımları için Özge Çelik’e, Açık Radyo’ya ve dinlediğiniz için size teşekkür ediyoruz.

Ben Virginia Elena Patrone,

Ç: Ben Çiğdem Fidan.

V&Ç: Gezegendeki her şey! Çok güzelsiniz ve sizi seviyoruz!

 

Kaynaklar:

Playlist:
Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Outback
Desert Rain
Dance the Devil Away
2:57