5 bin yıl önce evcilleştirildi: Masallara ve şarkılara konu olan 'Afrika yaban eşeği'

Diğer Program: 
Açık Dergi

5 bin yıl önce evcilleştirildi: Masallara ve şarkılara konu olan 'Afrika yaban eşeği'

11 Kasım 2019
/ Virginia Patrone

Açık Dergi'nin haftada bir yayınlanan kuşağı Ebedi Yokoluş / Forever Extinct'in 24. bölümünde Virginia Patrone ve Çiğdem Fidan şarkılara, masallara konu olmuş, yaklaşık 5 bin yıl önce evcilleştirildiği düşünülen ve o günden bu yana insan ile yan yana yaşamış olan, uzun kulakları, güzel gözleri ve kendine has sesiyle tanınan 'Afrika yaban eşeği'ni anlatıyor.

Ebedi Yokoluş - Forever Extinct podcast servisi: iTunes / RSS

V: Ebedi Yokoluş / Forever Extinct programına hoş geldiniz.

Ç: Merhaba.

Ç: Bugün şarkılara, masallara konu olmuş, yaklaşık 5000 yıl önce evcilleştirildiği düşünülen ve o günden bu yana insan ile yan yana yaşamış olan, uzun kulakları, güzel gözleri ve kendine has sesiyle tanınan bir dostumuzdan bahsedeceğiz.

V: Eşek (Equus asinus) bilimsel sınıflandırmada, Ekideler (Equidae) ailesinin, Equus yani at cinsine bağlı bir türü olarak yer alıyor.

Ç: Eşekler, Afrika’da yaşayanlar eşekler ve Asya’da yaşayan yarı eşekler olmak üzere iki kola ayrılıyorlar. Afrika’da yaşayan eşeklerin, Somali Eşeği (Equus asinus somaliensis) ve Nubya Eşeği (Equus asinus africanus) olmak üzere iki alt türü bulunuyor. Asya yarı eşekleri ise yine Kulan (Equus hemionus) ve Onager (Equus onager) olarak ikiye ayrılıyor.

V: Eşek, atla aynı cinstir ancak attan bazı yönleriyle ayrılıyor. Eşeklerin başları, atlarınkine göre daha uzun. Ayrıca kulakları da, bildiğimiz üzere, atların kulaklarına göre daha uzun. Bunun yanı sıra yeleleri ve kuyruk kılları daha kısa.

Ç: Eşeğin sesi yani anırması sadece kendine has ve bu yönüyle diğer bütün türlerden ayrılıyor. Ortalama 25-35 yıl yaşayan bu dostlarımızın vücut büyümesi 4-5 yaşında iken tamamlanıyor. Gebelikleri ortalama 12 ay sürüyor. Genellikle de 1 yavru doğuruyorlar, kimi zaman da ikiz yavrulamaya rastlanıyor.

V: Bugün ele alacağımız eşek türü, Afrika yaban eşeği, bilimsel adıyla Equus africanus ya da Equus asinus olarak anılıyor. Afrika Yaban Eşeği, evcil eşeğin yabani atası olarak kabul ediliyor.

Ç: Arkeologlar, bilinen en eski eşek iskeleti kalıntılarının Mısır’da bulunması nedeniyle, ilk evcilleştirmenin Nil vadisinde yaşayan köylüler tarafından, yerli Nubia Eşeği (Equus africanus africanus) ile yapıldığı sonucuna varmışlar. Ancak ne yazık ki Afrika yaban eşeğinin ilk evcilleştirildiği topraklarda muhtemelen türü tükendi, bugün Mısır’da yaşayıp yaşamadığına dair kesin bir bilgi yok. Bu dostumuza daha önce Mısır, Sudan ve Libya’da da rastlanırken şu anda yalnızca Eritre, Etiyopya ve Somali çöllerinde yaşıyorlar.

Afrika yaban eşeğinin omuz yüksekliği yaklaşık 1-1,5 metre. Ağırlığı ise 230–275 kg arasında. Postu genellikle gri. Siyah çizgili beyaz bacakları zebranınkileri andırıyor. Uzun yelesinin ucu siyah, kalanı gri. Kuyruğu siyah. Toynağı, evcil eşeğinkinden daha küçük.

Genellikle kurak ve yarı-kurak otlak ve çalılık alanlarda yaşıyorlar. Eritre ve Etiyopya’da Büyük Rift Vadisinin volkanik bölgesini mesken ediniyorlar ki bu alanda deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliğe kadar geniş bir alanda dağılım gösteriyorlar.

V: Genellikle yayılarak otlanıyorlar. Anne ve yavrularından oluşan küçük gruplar halinde dolaşıyorlar. Diğer dişiler ya da erkeklerle de bir araya gelebiliyorlar ama yine bu gruplar da az sayıda birey bulunuyor. Grupların küçük ve sosyalleşmenin az olmasının temel nedenin kuraklık olduğu tahmin ediliyor.

Ç: Bu sevimli dostumuz IUCN’in kırmızı listesinde “kritik tehlikede” kategorisinde yer alıyor. Eritre ve Etiyopya’da aşağı yukarı 70 bireyin varlığı gözlemlendi. Halihazırda dünya üzerinde en fazla 200 yetişkin birey, toplamda da 600 bireyin var olduğu tahmin ediliyor. Etiyopya’da geçtiğimiz 35 yılda popülasyonda %95 oranında bir düşüş yaşandı. Sevindirici olan şu ki Eritre’deki nüfusta azalma yok, hatta çok yavaş da olsa bir artış söz konusu ancak uzmanlar gelecekteki nüfus trendlerini tahmin etmenin çok zor olduğunu söylüyorlar.

V: Bugün Afrika yaban eşeğinin neslinin hızla azalmasına neden olan iki ana tehdit unsuru var: avlanılması ve kuraklık. Dostumuz yiyecek olarak ve medikal amaçlarla avlanılıyor. Ayrıca kuraklık nedeniyle içme suyu ve yiyecek kaynaklarının azalması nedeniyle hayatta kalma şansları giderek azalıyor. Hem Eritre’deki hem de Etiyopya’daki Afrika yaban eşekleri aşırı ve sürekli tekrar eden kuraklıklar yüzünden zorluk çekiyorlar. Özellikle dişiler ve 3 aya kadar olan yavrular riskli grupları oluşturuyorlar.

Ç: Bu dostumuzun neslini tükenme tehlikesinden korumak için uzmanlar, yerel çevrecilerin gözetimi altında su ve yiyecek kıtlığına karşı önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyorlar.

Etiyopya’daki Yangudi-Rass Ulusal Parkı ve Mille-Serdo Yaban Eşeklerini Koruma Alanı 1969 yılında tesis edildi ancak bu iki alan da çok fazla yabani hayvan tarafından kullanılıyor. Ayrıca bu alanlar oldukça uzak ve aşırı derece kurak. Bir de Ethiopian Wildlife Conservation Authority (EWCA), koruma programını yürütebilmek için gerekli fonu ve insan gücünü toplayamadı. Eritre’de devlet Buri Yarımadası ile Dalool arasındaki bölgeyi Afrika yaban eşeklerine tesis etti ve burayı yüksek derecede koruma alanı ilan etti.

V: Ayrıca hem Etiyopya’da hem de Eritre’de Afrika yaban eşekleri CITES sözleşmesi ile koruma altında. Bahsettiğimiz üzere Eritre’de bu koruma programları işe yararken Etiyopya’daki nüfusun hızla azalması önlenemiyor.

Ç: Bugün insan eliyle yarattığımız iklim krizi yalnızca insanları etkilemiyor, bir çok canlının yaşamını tehdit ediyor, hatta neslini tehlikeye atıyor. Türlerin nesli 1900lere kadar aşağı yukarı %15 tükenirken son elli yılda bu oran %50nin üzerine çıkmış durumda. Bu da bize bir şeyi işaret ediyor: Yaptıklarımız gezegendeki, hatta belki de evrendeki tüm döngüyü etkiliyor.

Programımızı kapatmadan önce geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz iki yaşam savunucusunu anmak istiyoruz: Geçtiğimiz hafta ‘Ormanın Koruyucuları’ndan Paulo Paulino Guajajara, düzenlenen suikast sonucu öldürüldü. Ormanın Koruyucuları isimli grup 2012 yılında, 20 bin nüfusu olan Guajajaras yerlilerince, atalarından miras kalan bölgeyi yasadışı kerestecilik çetelerinden korumak amacıyla kurulmuştu. Yasa dışı kerestecilik faaliyetleri Amazon’daki canlıları ve dolayısıyla tüm ekosistemi tehdit ediyor.

İki gün önce ise Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü ve vicdani retçi Burak Özgüner aramızdan ayrıldı. Burak Özgüner, türcülüğe karşı mücadelenin önde gelen isimlerinden ve Deneye Hayır Derneği’nin de kurucularındandı.

Hem Paolo’yu hem de Burak’ı sevgiyle anıyor, yaptıkları için çok teşekkür ediyoruz.

V: Dinlediğiniz için çok teşekkür ediyoruz.

Programın illüstrasyonlarını sosyal medyada paylaşacağız. Bize Instagram ve Facebook’tan ulaşabilirsiniz.

Ç: Bugün 1986 tarihli The Liberator – Artist For Animals adlı albümden, Robert Wyatt’ın bir şarkısını, Pigs in there’i dinleyeceğiz. Bu şarkıyı bugünkü dostumuza, Paulo’ya ve Burak’a adıyoruz.

V: Ben Virginia Elena Patrone,

Ç: Ben Çiğdem Fidan.

V&Ç: Gezegendeki her şey! Çok güzelsiniz ve sizi seviyoruz!

 

Kaynaklar:

•           https://www.iucnredlist.org/species/7949/45170994

•           https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3...

•           https://www.cms.int/en/document/conservation-african-wild-ass-equus-afri...

•           https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/89111