Aşırılıklar Gezegeni

 

 

Biyoçeşitliliğin kaybı, iklim değişikliği gibi acil ve  devasa küresel sorunlarla karşı karşıyayız. Biz insanlar birbirimize ve üzerinde yaşadığımız biricik ve kıymetli gezegenimize, Dünya'ya karşı sorumluluğumuzu  farkına varmalıyız.

Global Population Speak Out tarafından yayımlanan Overdevelopment, Overpopulation, Overshoot / Aşırı Gelişme, Aşırı Kalabalık, (Ş)aşırı Hedef*  başlıklı kitap içindeki olağanüstü fotoğraflar ve sözlerle bu konuda farkındalığımızı arttırmak için benzersiz bir kaynak.

Bu dosyada Overdevelopment, Overpopulation, Overshoot / Aşırı Gelişme, Aşırı Kalabalık, (Ş)aşırı Hedef 'ten hergün bir cümle, bir fotoğraf yayınlıyoruz.**

Global Population Speak Out'un kampanyasına ulaşmak için tıklayın: https://populationspeakout.org/

 

* Population Media Center / Population Institute, Editör: Tom Butler

** Türkçe çeviri için Çiğdem Dalay'a teşekkür ederiz.

28 Ekim 2016
“Felaket kehanetinde bulunmanın artık bir manası yok, asıl olan tavır felaketin zaten gerçekleşmiş olduğunu kabul etmektir.” Jean Baudrillard
27 Ekim 2016
Küresel iklim değişikliği insanlığın biyosfer üzerindeki toksik etkisinin belki de en açık belirtisi. Fosil yakıt kullanımının ve özellikle karbon emici ormanların ve yeşil alanların tahrip edilmesinin öngörülmemiş sonucu, iklim değişikliği şimdi artık gözlenebiliyor, ölçülebiliyor ve çok daha kötüye gidecek gibi görünüyor. Sürekli yükselen küresel sıcaklık ve artan sera gazı salımları harekete geçmemiz için kuvvetli ve açık bir tehlike çanı olmalı. Birkaç ülkenin hükümeti bu çağrıya kulak verdi ve karbonsuz bir yaşam için ciddi adımlar atmaya başladı; ama çoğunun tavrı ayak sürüme şeklinde ve bir kısmı da iklim değişikliği için bulunacak kolektif bir çözümün yollarını canla başla tıkıyor. Yetki nüfuz sahibi hiç kimse, iklim değişikliği ile aşırı nüfus arasındaki ilişkiyi ve insan nüfusunu stabilize edip sonra da geriye doğru çevirmeden iklim krizini çözmenin imkansızlığını ortaya koyan açık bir sağduyuyu gösteremiyor.
26 Ekim 2016
“Uçurumu görmemizi engellemek için önümüze bir şey koyuyor, ondan sonra da pervasızca uçuruma doğru koşuyoruz işte.” Blaise Pascal
25 Ekim 2016
“Gördüğüm kadarıyla insanların çoğu doğayı hiç umursamıyorlar; yaşamları boyunca onu, bütün güzelliğinden kendi paylarına düşeni belirli ve hiç de büyük olmayan bir maddi miktar karşılığında satabilirler. Neyse ki henüz uçamıyorlar ve toprağı olduğu gibi gökyüzünü de çöpleriyle mahvedemiyorlar. Şimdilik bu açıdan güvendeyiz. İşte bazıları bu gibi şeyleri umursamadıkları için, onları bir avuç insanın vandallığından korumak için birleşmemiz gereken bütün bu şeyleri umursamıyorlar.” Henry David Thoreau (1862)
24 Ekim 2016
 “Hava kirliliği ve onun topraktaki ve sudaki izleri, kimyasal ve biyolojik bir çeşit savaştır.” Ralph Nader
21 Ekim 2016
“Birkaç on yıl içinde çevre, doğal kaynaklar ve çatışmalar arasındaki ilişkiyi, bugün insan hakları, demokrasi ve barış arasındaki bağlantıyı gördüğümüz kadar açık seçik göreceğiz.” Wangari Maathai
20 Ekim 2016
Hava kirliliği ve kirleticilerin hiçbir bedel ödemeden atmosfere boca ettiği sera gazları, ekonomi lugatinde “dışsallık” diye tanımlanıyor. İşin aslı şu ki, eninde sonunda hepimiz, kısalan ömürler, artan sağlık harcamaları ve bozulan iklim yüzünden hızla artan ekolojik ve sosyal maliyetler aracılığıyla bu bedeli ödüyoruz. İnsan bugüne kadar gökyüzüne hep merak ve hayranlıkla bir mucize hissiyle baktı. Fosil yakıtlara dayalı enerji üretimimiz ve ekonomimizle kirleterek bizatihi atmosferin kimyasını bozduğumuz gezegende gelecek kuşaklar gökyüzüne umutla mı korkuyla mı bakacaklar?
19 Ekim 2016
“Sadece her doğal alanın sınırlı bir taşıma kapasitesi olduğunu değil, aynı zamanda bu kapasitenin gittikçe daraldığını ve üzerindeki talebin de gitgide büyüdüğünü kavramalıyız artık. Bu kavrayış, zihniyetimizin ayrılmaz bir parçası oluncaya ve ulusal ve uluslararası politikalarımızı oluşturmada güçlü, belirli bir etki yaratıncaya kadar sonumuzun nereye varacağını görmemiz zayıf bir ihtimal.” William Vogt    
18 Ekim 2016
“Biologlar yeşil alg popülasyonundaki patlamayı açıklamakta yetersiz kalsalar da bilim insanları bunun artan kirlilikle ve artan deniz yosunu çiftlikleri ile bağlantılı olduğunu düşünüyorlar. Böyle yeşil alg istilaları dünyanın her yerinde görülüyor, Sarı Deniz’deki her yıl milyonlarca tonu bulan biyokütle patlamasıysa ise bunların en büyüğü sayılıyor.” Andrew Jacob 
17 Ekim 2016
“Geleneksel olarak, yalnızca insanların diğer insanlara yaptığı şeyleri günah sayarız; ama Tanrı’nın yarattığı biyolojik çeşitliliğini yıkmak, iklim değişikliğine katkıda bulunarak dünyanın ekolojik dengesini bozmak, doğal ormanlarını ve sulak alanlarını yok ederek onu çırılçıplak bırakmak, havasını, suyunu, toprağını kirletmek, bunların hepsi de insan için günahtır.” Rum Ortodoks Kilisesi’nin Başı Ekümenik Patrik Bartholomeos
14 Ekim 2016
“Alberta’yı Kuzey’in Nijerya’sı gibi düşünebiliriz.... (Tabii yine de Alberta’da çok daha fazla beyaz insan yaşıyor ve Kanada ordusu petrolünü korumak için henüz kimseyi öldürmedi.) Her iki bölgenin de ekonomisi gittikçe daha fazla petrolün hükmü altına girdi. 2009 yılında Nijerya günde 2.1 milyon varil, Kanada ise 1.9 milyon varil petrol ihraç ediyordu. Çevre koruma açısından petrol endüstrisine getirilen kısıtlamalar hem Nijerya’da hem Alberta’da çok gevşek ve her iki yerde de yerli halk, Nijerya’da özellikle Ogoni, Alberta’da da Cree halkı petrol endüstrisine karşı canlı başla mücadele ediyorlar.” Winona LaDuke, Martin Curry 
13 Ekim 2016
“Bu gezegende sihir diye bir şey varsa eğer o da suyun içinde gizli.” Loren Eisley
12 Ekim 2016
“İyi su, iyi hayat demek, kötü su kötü hayat. Su yoksa hayat da yok.” Sir Peter Blake
11 Ekim 2016
Su hayattır. Onsuz mahvoluruz. Temiz su ve sağlıklı denizler insanlığın geleceği için elzemdir, ancak endüstriyel büyüme ekonomisi çok büyük miktarda suyu hovardaca kirletiyor ve boca edilen atıklarla okyanusları çöplüğe dönüştürüp, bu denizlerdeki yaşamı tehdit ediyor. Bu eziyet belki de kısmen o çok eski mitostan, denizlerin sonsuz olduğu, bolluk ve bereketinin insanın yapıp ettiklerinden muaf olduğu fikrinden kaynaklanıyor. Bu, sayıca pek az olduğumuz ve aletlerimizin de basit olduğu zamanlar için doğru da olabilir; ama aşırı kalabalık olduğumuz ve okyanusların endüstriyel balıkçılığın ulaşamadığı bir parçasının dahi kalmadığı günümüzde doğru değil. Kibirli, gururu şişkin insanın tatlı su kaynakları üzerinde gittikçe artan baskısı doğaya gittikçe daha az yer bırakıyor ve milyarlarca insanı su kıtlığı riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
10 Ekim 2016
“Nükleere ‘dönüş’ hakkındaki büyük soru sadece böyle bir aymazlığın bedelini kimin ödeyeceği değil, neden bu saçmalığa gerek olduğu. Neden piyası bozup dönüştürelim, bu hatalı alışverişi, zar zor sahip olunan kaynakları kazanandansa kaybedene –çok daha yavaş, maliyetli, zahmetli, riskli bir ara ürüne- aktaran hakkaniyetsiz seçimleri sürdürelim ve sebep olduğu onca problem için neden bu kadar yüksek bir bedel ödeyelim?” Amory Lovins
07 Ekim 2016
“Enerji konusunda, büyüme odaklı sistemin doğasındaki tutarsızlık ve çelişkilerin artık yok sayılamayacağı boyuta geldiği bir kriz aşamasındayız, ertelenen bedelleri ödeme vakti geldi çattı. Asıl sorun sadece yanlış enerji kaynaklarını kullanmamız değil –ki öyle yapıyoruz- ya da ziyankâr, tahripkâr ve beceriksiz oluşumuz da değil –ki aslında öyleyiz-, asıl problem fazlasıyla güçlü oluşumuz ve doğayı ezip sömürmemiz.” Richard Heinberg
06 Ekim 2016
“Tüm ekolojik problemlerimiz, sahip olduğumuz teknolojilerin beklenmedik ve zarar verici sonuçlarıdır. Teknolojinin daha önce yarattığı sorunları çözerken mucizevi bir şekilde yeni ve beklenmedik sonuçlara yol açmayacağına inanmamız için bir neden yok.” Jared Diamond
05 Ekim 2016
“Vahşi nehirleri devasa barajlar aracılığıyla yok etmek, insanlığın enerji ihtiyacına bulduğu yanlış çözümlerin en açık seçik olanlarından biri. Modernite bu ihtiyacı gereksiz derecede abartıyor; elektrik üretimi de genellikle çok ciddi bir olumsuz ekolojik etki yaratıyor ve bu enerjinin nasıl fuzuli ve manasız biçimde kullanıldığıysa hayret verici. İnsanlık tarihindeki bu noktada gerçekten ölüm kalım meselelerine kör ve sağır kalma yetimiz en önemli özelliklerimizdwn biri haline gelmiş durumda. ” Juan Pablo Orego
04 Ekim 2016
"Ekolojik kriz iki gövdesi olan bir ağaç gibi düşünülebilir. Gövdelerden biri, atmosferde birikerek ısıyı hapseden gazlar aracılığıyla dünyaya yaptıklarımızı temsil ediyor; onu izleyerek kuraklıklarla, sellerle, asitlenen okyanuslarla, yok olan mercanlarla ve tükenip giden canlı türleriyle karşılaşıyoruz. Diğer gövde ise, toksik kirleticilerle gezegenimizin kimyasını bozarak  kendimize ve diğer canlılara yaptıklarımızı temsil ediyor. Her iki gövdenin de kokünde fosil yakıtlara olan ekonomik bağımlılığımız var; esas olarak kömüre (bitkisel fosiller) ve petrole (hayvansal fosiller) bağımlyız." Sandra Steingraber
03 Ekim 2016
“Güneybatı Virginia’da düpedüz savaş alanında yaşıyoruz. Dağları havaya uçurmak için günde üç buçuk milyon pound, yani 1500 tondan fazla, patlayıcı kullanılıyor, her gün... Toplumumuzu, evlerimizi dinamitliyor, bizi zehirliyor, yıldırmaya çalışıyor. Yoksulluğu o kadar önemsemiyorum, ama dinamitlenmiş ve zehirlenmiş olmayı önemsiyorum. Ölü bir gezegende hiç kimse için iş yok.” Juddy Bonds