Atilla Önel

Sayın Açık Radyo Yönetimi,

Açık Radyo ve yayınlarınızdan sadece 2 ay önce haberim oldu. Bir müziksever olarak, zengin bir içerikle karşılaştığımda çok sevindim. Maddi destek taleplerinizi gördüğümde, düşünmeden 17 Nisan 2017'de bir bedel ile buna katıldım. Ancak, ilerleyen zaman içerisinde yayın akışınızda yer verdiğiniz; politika, siyasi gündem ve tarihe yaklaşımınız ile ilgili söylem ve programlarla karşılaştığımda, şahsi dünya görüşümle taban tabana zıt olduğunu fark ettim. Zengin müzik içeriğinizde yer vermeye çalıştığınız çeşitliliğin ve "dünyanın tüm seslerine açık" deyişinizin sadece o alanda kaldığını öğrendim. Yukarıda bahsettiğim "karşı görüşe" ait tek bir programınıza, geçen 2 ay içerisinde hiç rastlamadım.

O nedenle; yapmış olduğum desteğin, beni karşısında olduğum bir yayın politikasına ait üyeliğe yönlendirmiş olabileceğinden rahatsızım. Bu tür bir kayıt var ise şahsımı bu üyelikten ayırmanızı özellikle rica ediyorum.

Başvurumun sonucunu bildirmeniz dileğiyle; saygılar sunarım.

Sayın Atilla Önel, 

İletiniz için çok teşekkür ederiz. Müzik programlarımızın içeriğini zengin bulmanıza memnun olduk. Açık Radyo ve yayınlarından haberdar olmanız da sevindirici. Yayın hayatımızda 21 yılı geride bırakmışken keşfedilmiş ve desteklenmiş olmak da çok iyi.

Önce, müziklerimiz konusunda birkaç söz: Açık Radyo Jazz, Klasik Batı ve Osmanlı-Türk müzikleri konusunda 21 yıldır bu ülkede “öncü” bir rol oynamaya çalışıyor. Ayrıca, “world music” diye adlandırılan dünya müziği türünün uluslararası âlemde filizlenmesiyle neredeyse aynı anda bu müziğin ülkemizde de yaygınlaşmasında büyük çaba göstermiş ve göstermekte. Öyle ki, tek bir haftasonunda birkaç saat içinde Aborijin müziklerinden Tuva gırtlak sadalarına, Fars şarkılarından Klezmer ve Ladino’ya, Mesut Cemil’den Neşet Ertaş’a, Okinawa şarkılarından Sardinya “türkülerine”, oradan da 1955-1975 arası pop müziğinin 12 bini aşkın sayıda golden oldie şarkısının listelere girmiş nadide örneklerine kulak vermek işten bile değil. Bu çeşit zenginliği ile iftihar ettiğimizi söyleyebilirim. İlaveten, yetenekli müzisyen programcılarımızın bu radyo stüdyolarında ve bu radyo için besteleyip "icra ettikleri" özgün müzikler de mevcuttur.

***

Sonra da “dünya görüşümüz” konusunda bir-iki cümle:  Bundan tam 22 yıl önce yayınladığımız manifestoda açıkça ifade edildiği gibi özgürlük, eşitlik, adalet peşinde koşan, temel insan hak ve özgürlüklerine dayalı demokratik toplumlardan oluşan bir dünya için, ayrıca toprak ananın haklarını korumak için var gücüyle uğraşan bir yayın organı olmanın peşinde koşuyoruz. Bugüne kadar manifestomuzdan virgül sapmamaya çalıştık.  “İdeolojimiz” bundan ibaret. Bu “duruş”umuzu koruyarak, dünyadan ve Türkiye’den sayıları neredeyse bine varan düşünür, yazar, müzisyen, sanatçı, tiyatrocu, sinemacı, besteci, akademisyen, aktivist, siyasetçi ile sayısız sohbet gerçekleştirdik, hayatın her alanından sayısız insanı konuk ettik... Küçücük çocuklar, yaşı sekseni aşmış ustalar, işçiler, işsizler radyomuz için programlar yaptı ve halen yapmakta... 
Arılar, kokular, müzik aletleri, insan sesi, kuş sessleri, başka sesler, tarih, coğrafya, hukuk, bilim kurgu, sağlık, beslenme vb. üzerine programlar yaptık. Zaman içinde sayıları 1200’ü bulan bir programcılar ordumuz oldu ve bu insanların yüzde 99’u gönüllü! 

Türkiye ve dünya tarihinden de günümüzden de birçok belgesel yayın yaptık-yapmaktayız. 
Dünya ve Türkiye edebiyatından sayısız kitap ve hikâyeyi bu stüdyolarda seslendirdik ve seslendirmekteyiz. Bu programlarımızla 21 yılda 53 ödül aldık. 

Açık Radyo’nun belirleyici “duruş” noktalarından biri, hatta birincisi diyebileceğimiz “gezegenin selameti”konusunda bir not da şu: Hal-i hazırda her hafta 19 programımız, tamamen ya da kısmen iklim, doğa, ekoloji ve çevre meselelerine eğilmekte. 

Bir de kitap yayınlarımız var: “Söz uçar...” sloganı uyarınca işi yazıya da dökmeyi ihmal etmedik tabii: Bu 20 yılı aşkın süreye en az 15 kitap sığdırdık.: Programlarımızdan doğan ve/ya başka yayın kuruluşlarıyla işbirliği yaparak yayımlanmış 15 koca kitabımız oldu! (Sonuncusu: "Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor", radyomuzda yıl boyu okunmuş 126 gerçek hayat hikâyesi Can yayınları tarafından bir hafta önce yayımlandı.)

***

Evet Sayın Önel, durumumuz özetle işte böyle. Kısacası, dünyayı daha adil, daha eşitlikçi, daha hakkaniyetli ve haysiyetli bir yere dönüştürmek için olanca gücümüzle çaba harcamak gibi mütevazı ve fakat zorlu bir uğraştan başka birşey yaptığımızı düşünmüyoruz. 

Bendeniz, sizin neden rahatsızlık duyduğunuzu anlayabilmiş değilim maalesef. Başka türlü söylersek, programlarımızın ve yayınlarımızın nasıl sizin “şahsi dünya görüşünüzle taban tabana zıt” olduğunu ya da “karşı görüş” derken neyi kasdetmiş olduğunuzu da iyi kavrayabilmiş değilim doğrusu. Ne diyelim, sağlık olsun. 

“Rahatsız olmanıza” Açık Radyo ekibi olarak çok üzüldük. Sizi istemediğiniz bir yöne “yönlendirmek” ne haddimiz, ne yetkimiz, ne de yeteneğimiz içinde kalır. Desteğinizi internet üzerinden siz gerçekleştirdiğiniz ve “anons istemiyorum” seçeneğini seçtiğiniz için adınız herhangi bir programın başında anons edilmedi, aynı zamanda da web sitemizde bulunan destekçilerimize teşekkür ettiğimiz listede de yer almadı. Yapmış olduğunuz destek kişisel sponsorluktur. Sizi herhangi bir yere üye yapmaz veya yayın politikasına ait üyeliğe yönlendirmez. Resmi olarak sadece muhasebe kayıtlarında Nisan ayında adınıza kesilmiş bir sponsorluk faturası bulunmaktadır. 

Sayın Atilla Önel, 

Yazar Oğuz Atay’ın benzersiz “Günlük”ünden bir cümleyi hafifçe tahrif ederek kendi durumumuza uyarlayalım ve şöyle bitirelim isterseniz bu mektubu: Siz bizi biraz geç keşfetmişsiniz, birbirimizden biraz da erken ayrılıyoruz sanki. Ama ne yapalım, hayat böyle. 

Mesajınız ve desteğiniz için tekrar teşekkür eder, saygılar sunarız. 

Dr. Ömer Madra
Açık Radyo Yayın Yönetmeni ve programcısı