Dioskorides ve De Materia Medica

Dioskorides ve De Materia Medica

10 Şubat 2019

MS 1. yüzyılda Anavarza'da doğmuş Dioskorides ve Roma ordusunda hekimken gezdiği coğrafyalardaki bitki örneklerinden derlediği, şifalı bitkilerle ilgili muhteşem elyazması De Materia Medica'dan konuşuyoruz.

10 Şubat 2019 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Botanitopya podcast servisi: iTunes / RSS

Antikçağ hekimi Pedanios Dioskorides, Kilikya bölgesinde, Anazarbos’ta doğmuş.Tarsus yakınlarındaki antik kent Anavarza, bugünkü ismiyle. Muhtemelen 40 ve 90 yılları arasında Roma İmparatorları Neron ve Vespinianus dönemlerinde yaşamış. Çocukluk ve gençlik yılları hakkında fazla bir bilgi yok ama Neron (M.S. 54-68) zamanında Roma Ordusu'nda hekim olarak görev yaptığı biliniyor. Bitki bilimiyle de uğraşmış. Orduda görevliyken gezdiği coğrafyalarda bitkileri inceleme fırsatı bulmuş; o güne dek bilinmeyen yeni bitkiler keşfetmiş ve kayda geçirmiş. Bitkilerin sadece şifa veren yönlerini değil botanik yapılarını de incelemiş; yaprakların, köklerin ve çiçeklerinin morfolojik özelliklerini de not etmiş.

Orduda hekimken, Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Anadolu, Arabistan, İran, Galya, Afrika ve Kafkasya gibi pek çok yeri gezdiği biliniyor Dioskorides’in. O dönemde dünyanın en zengin kütüphanesi olan İskenderiye Kütüphanesi’nden de yararlandığını düşünürsek Mısır’a da seyahat etmiş olmalı. Efsanevi Lokman Hekim’in Dioskorides olabileceğini öne sürenler de var. Kulağa hoş ve hatta mantıklı gelse de bunu kanıtlayacak bir belge olmadığı için yine de net bir şey söylemek zor.

Dioskorides ilk botanikçi, ilk şifacı ya da ilk hekim değil. Onu özel kılan, De Materia Medica adlı müthiş eseri yazmış olması. De Materia Medica, antik çağın en önemli farmasötik kitaplarından biri. Elyazmasında sadece kendi gözlemlerinden değil, Mısır, Sümer, Çin ve Yunan kaynaklarından aldığı tıbbi reçetelerden de yararlanmış. Büyük olasılıkla MS 64 yılında yazmış kitabını. Aristoteles’in yakın arkadaşı, büyük botanikçi Theophrastus’un 200 yıl önce Historia Plantarum kitabında tanımladığı bitkilere, 100’den fazla yeni bitki eklemiş.

Dioskorides, Historia Naturalis ansiklopedisinin yazarı, doğa bilgini Yaşlı Plinius’un de çağdaşı. Karşılaştıklarına ya da tanıştıklarına dair bir kanıt yok. Dioskorides’in çalışmasını muhtemelen hiç okumamış olan Yaşlı Plinius, 1000 farklı bitkiden söz ettiği 37 ciltlik eserinde, dönemin bilgilerini en ince ayrıntılarına kadar; mitler, efsaneler ve kişisel gözlemlerini ekleyerek, hatta kimi zaman biraz abartarak, eğlenceli bir uslupla aktarmış. Dioskorides kadar sistematik ve bilimsel değil. O yüzden Dioskorides 2000 yıl boyunca bitkiler ve ilaç konusunda en önemli otorite olarak kabul edilmiş, ki bugün de öyle…

Elyazmasının orijinal metni Grekçe. Peri hyles iatrikes başlığı ile yazılmış. MS 6.  yüzyıl başlarında De Materia Medica olarak Latince’ye çevrilmiş. De Materia Medica'nın günümüzde bilinen en eski nüshası Codex Aniciae Julianae (Codex Constantinopolitanus) bugün Viyana'da Ulusal Kütüphane’de korunuyor.  512 yılında parşömenlere yazılmış olan Codex neredeyse tüm metinleri içeren, gerçek boyutlarda bitki resimleriyle bezenmiş en eski versiyon. İlk elyazmasında resim yok De Materia Medica’nın.

Seküler içeriği olan en önemli Bizans elyazması olması bir yana Dioskorides’in en eski resimlenmiş kitabı olması açısından da son derece değerli. 1500 yılı aşkın süredir tıp doktorlarının ve eczacıların tartışmasız, kutsal kitabı. De Materia Medica’nın kafa karıştıran birçok kopyası var ama Codex nüshası orijinaline en yakın nüsha. Farklı dönemlerde yazılmış notlar, yorumlar ve tamamlayıcı bilgiler de Dioskorides’in orijinal metnine ayrı bir değer katmış. Viyana’daki kütüphaneye gelmeden önce, kimlerin elinde olduğunun izlerini görebiliyorsunuz. Bitki resimlerinin kenarlarına Arapça, Farsça, İbranice ve Türkçe bitki isimleri de eklenmiş.

Codex el değiştirdikçe, isim de değiştirmiş. Codex Aniciae Julianae ismini kitabın ilk sahibi Bizans Prensesi Juliana Anica (c. 527)’dan alıyor. Codex C ya da Codex Byzantinus da denen ikinci adı ise Codex Constantinopolitanus. 1000 yıldan fazla koruma altına alındığı şehrin, Bizans başkenti İstanbul’un adıyla anılıyor. Daha sonra 1569’da İstanbul’dan Viyana’ya giden elyazması bu kez Codex Vindobonsensis ya da Vienna Dioskorides olarak anılmaya başlıyor.

Elyazmasının İstanbul’dan Viyana’ya gitme hikayesi ise şöyle: Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Avusturya İmparatoru Ferdinand için çalışan Flemenk diplomat Ogier Ghiselin de Busbecq’i biliyorsunuz, lale ve sümbül soğanlarını Leiden’deki botanik bahçesine götüren kişi. Yine onun tavsiyesi üzerine, sarayın başhekimi Musa bin Hamun’un oğlundan 100 düka altın karşılığında satın alınmış ve Viyana’ya götürülmüş.

Busbecq hatıratında bu kitap için şöyle söylüyor: “İstanbul’da koca bir hazine bıraktım. Bu Dioskorides’in bir eseri. Gayet eski, majüskül harflerle yazılmış. İçinde nebatat resimleriyle, Crateuas’tan alınan fragmanlar ve kuşlar hakkında küçük bir eser de var. (Burada Dioscorides ile aynı dönemde yaşamış Mihridates’in hekimi Crateuas’ı kastediyor.) Kitap, Hamun isimli bir Yahudi’nin oğluna ait. Hamun yaşarken Süleyman’ın doktoru idi. Kitabı satın alacaktım fakat fiyatı beni korkuttu. 100 düka altından bahsedildi. Buna benim kesemden ziyade, imparatorun kesesi dayanabilir. İmparatoru, bu kadar muhterem bir muharriri böyle bir esaretten kurtarmak için teşvik etmekten geri kalmayacağım.” 

Evet, böylece elimizden giden bu kitap, bugün şüphesiz Avusturya’nın koruma altına alınmış en ünlü elyazması konumunda. UNESCO’nun Dünya Mirası listesine de dahil edilmiş. De Materia Medica’nın Süryanice, Arapça ve Farsça çevirileri de var. Dioskorides çok geniş bir coğrafyadan bitkilere dair bulgularını ve gözlemlerini aktardığı için çeviride zorluklar da yaşanmış. Dilde karşılıkları olmadığı için bu bitkilerin isimleri çevrilmemiş, orijinal dilde, yani Grekçe olarak bırakılmış. 1655’de de John Goodyear’ın çevirisiyle İngilizce olarak yayımlamış. Türkçe’ye ise 1770 yılında, P. A. Matthioli (1500-1577)’nin İtalyanca kitabından çevrilmiş. Belgradlı Osman bin Abdurahman tarafından Kitabü'n-Nebat adıyla Türkçe’ye kazandırılmış. De Materia Medica'nın Osmanlı dönemine ait en önemli çevirisi bu. İtalyanca eserde Matthioli orijinaline sadık kaldığı için ilaçlar alfabetik sırayla değil, Dioskorides'in yaptığı gibi benzerliklere göre sıralanmış. Türkçe'ye tercüme edilirken de bu özelliği korunmuş; sob bölümündeki fihrist orijinalindeki gibi, o yüzden bugün bilim insanları için oldukça aydınlatıcı. Birkaç nüshası Süleymaniye Kütüphanesi ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde korunuyor.  Kitab'ül-Haşayiş ve Kitiibü'l-Haşayiş adıyla Arapça'ya yapılan tercümelerinin üç nüshası da ayrıca bugün Süleymaniye Kütüphanesi'nde.

De Materia Medica Türk-İslam medeniyetinin hakim olduğu coğrafyada da yakından incelenmiş elbette. Adnan Ataç ve Vedat Yıldırım’ın “Osmanlı Hekimleri ve Dioskorides’in De Materia Medica’sı” makalesinden yararlanarak size aktarıyorum. İbn Cülcül, İbn Sina, Ali b. Rıdvan, Ebu Cafer gibi Türk-İslam alimlerinin başvuru kitabı olmuş. Dioskorides'ten yararlanan hekimler arasında İbn Sina' dan ayrıca bahsetmekte yarar var: El-Kanun fi't-Tıbb isimli eserinin ikinci kısmında Dioskorides'ten pek çok alıntı var. Örneğin koç boynuzu isimli bitkiyi anlatırken "Dioskorides diyor ki insanlardan bazıları buna iskifon der. Bu kuru bir ottur; dalları çoktur, dört köşelidir. Rengi beyazımtraktır. Yaprakları ayva yaprağına benzer, hafif serttir, tüylüdür. Sert yerlerde biter…” diyor ve şöyle bir alıntı daha var: “Dioskorides diyor ki bu bitkinin en iyisi zaferan renginde ve kokusu fazlaca yaygın olandır" gibi…

Sığır papatyası (sığır gözü) isimli bitkinin anlatıldığı bölümde İbn Sina alıntılamış, yine makaleye dayanarak söylüyorum: "Dioskorides diyor ki bazıları bunu amaryon, bir başkaları korinbon, bir başkaları da arkismon diye adlandırır. Yaprakları küzbüre yaprağına benzer. Çiçekleri beyaz ve yuvarlaktır. Kokusu ağırdır, tadı acıdır…”

Osmanlı tıbbında da hekimlerin eserlerinde referans aldıkları, en önemli kitaplardan biri. Osmanlı’nın ilk zamanlarında, Türkçe tıbbi eserler yazılmaya başladığı dönemde epey atıflar var. Örneğin, Ebulfeyz Mustafa’nın (Risale-i Feyziyye fi Lugatü'l-Müfredat-ı Tıbbiye) eserinde Dioskorides’e şöyle bir atıf var: "Tabak, Türkçe pire otu demektir. Koyun otuna benzer bir ottur. Dioskorides'in musavver (yani resimli) kitabında dahi, aynen tütün yaprakları gibi yaprakları olan bir nebat tasvir olunmuştur." 18. yüzyılda Fazlızade Mehmed, 1763 yılında yazdığı Müfredat-ı Tıbb kitabında da defne ağacı, kara günlük otu ve servi ağacını anlatırken Dioskorides’den alıntı yapmış. Yani De Materia Medica erken dönem İslam tıbbını etkilediği gibi Osmanlı tıbbını da etkilemiş bir kitap.

Viyana’da korunan Codex Vidobonsensis nüshası 31x38 cm ebadında, 984 parşömen sayfadan ibaret. 392’si tam sayfa, 87’si metin içinde olmak üzere 479 renkli bitki resmi var Bu nüshanın son kısmında -Busbecq’in de söylediği gibi- kuşlara ait bir risale de var.  Resimlerin bir kısmı İskenderiye devri eserlerinden diğer bir kısmı da Pontus kralı altıncı Mithridates (M.Ö.132-63)’in hekimi Crateuas’ın resimlerinden yararlanarak hazırlanmış. Bu resimler tıbbi bitkiler yönünden olduğu kadar botanik sanatı, bilimsel bitki çizimi açısından da son derece değerli. 

Kitapta her bitki için, bitkinin adı, botanik tarifi, ilaç özelliği ve tarifi, tedavi amaçlı kullanımı, zararlı ve yan etkileri, miktar ve dozaj, toplama dönemi, hazırlama ve saklama yöntemleri, karıştırma yol ve yöntemleri, baytarlıktaki kullanışı, büyü ve tıbbî olmayan kullanışları, özel yetişme alanları gibi çok detaylı bilgiler verilmiş. 600’den fazla bitkisel, 70 hayvansal ve 90 mineral bazlı ilaç anlatılmış. Dioskorides ayrıca, bitkilerin yetiştikleri bölgeleri de belirterek, Anadolu’dan 38 şehir ve dağ adını kaydetmiş.

Dioskorides ne ilk şifacı ne de ilk hekim… Ondan 200-250 yıl önce yaşamış Theophrastus bilimsel yaklaşan bir botanikçiydi; çağdaşı Yaşlı Plinius kendi dönemine ait bilgilerin sistematiğini yaratmıştı. Dioscorides ise tıbbi bitkiler konusunda uzman. Aynı zamanda bitkileri, kendi habitatlarında, büyüme aşamalarını da gözlemleyerek kayda geçen ilk botanikçiydi. John Goodyer’in İngilizce çevirisinden aktarırsak; “Sevgili Areius” diye başladığı önsözünde, kendi dönemindeki yazarlardan, ilaç yapımı konusunda başladıkları işi bitirmemiş olduklarından ya da sadece eski belgelerdeki reçeteleri tekrarladıklarından, Crateuas ve Andreas’in bilgili hekimler olduğunu ama bazı kökler ve şifalı bitkileri göz ardı ettiklerini söylüyor. Epey çekiştirmiş diğer yazarları, gerçek dışı bilgiler olduğunu dedikodulara dayanarak bazı yazdıklarından şikayet etmiş. Ve “Ben çok seyahat ediyordum, biliyorsun askerdim” demiş, “Senin tavsiyene uydum ve her gördüğümü toplayıp beş kitaba dönüştürdüm, bana desteğin ve gösterdiğin dostluğa minnet duyuyorum” diyerek eserini ona ithaf etmiş.

Dioskorides tabii bitkileri, en temel en basit sınıflandırma sistemine göre tanımlamış, taksonomi kuralları belirlenmemiştir o yıllarda henüz. Birinci kitapta aromatik bitkiler var; merhem yapmak için kullanılan yağ üretenler ya da reçine üretenler, kokulu olmasa da etli meyveleri olanlar var. İkincisinde hayvanlardan elde edilen ilaçlar; süt ve süt mamülleri, hububat ve sebzeler; üçüncü ve dördüncü ciltlerinde ise kökler ve çeşitli köklerin usareleri, yapraklar ve tohumlara yer verilmiş. Beşinci kitapta ise üzümler, şaraplar ve minerallere yer verilmiş.

Theophrastus’un bitkilere olan felsefik yaklaşımını, botanik özelliklere göre sınıflandırma yöntemini uygulamamış ama kullanım özelliklerine göre ayırmış. Bu sınıflandırma sistemi onun tıbbi amaçlarıyla tutarlı. Bazen de gerekli olduğunda tek başına bir yere koymuş.  Örneğin Mürver ağacını yani Sambucus’u hem şifalı bitki hem odunsu olduğu için ağaççık olarak ayırmış. Aynı zamanda birbirine yakın olan Ballıbabagiller (labiate genera), bakliyatlar, maydanozgiller, papatyagiller ve patlıcangiller gibi bitki ailelerini de ayırt etmiş olduğunu görüyoruz.

Yaşlı Plinius’un ansiklopedisiyle birlikte, Dioscorides’in De Materia Medica’sı da Roma İmparatorluğunun ilk dönemlerinde kullanılan ilaçlara dair detaylı bilgiler aktarıyor bize. Gündelik yaşamla ilgili de öyle…. Örneğin Romalıların dişlerini fırçalamak için menengiç ağacının yeşil dallarını kullandıklarını; Kına ağacının yapraklarını sabunotu suyuna yatırarak şampuan yaptıklarını; Cehri ve Ziziphus (jojoba olsa gerek) ile saçlarını sarıya,  meşe ağacının özü ve  murt ağacıyla siyaha boyadıklarını; saçlarının dökülmesini  ve beyazlamasını önlemek için zeytinyağı kullandıklarını, mür, galeopsis ladanum otu, mür yağı ve şarapla saç bakımı yaptıklarını, badem yağıyla ciltlerini temizlediklerini kozmetikle ilgili daha birçok detayı öğreniyoruz. Bugün olduğu gibi o zaman da kozmetikler ve ilaçlar aynı yerde üretiliyor ve yan yana satılıyordu.

Dioscorides’in bitki isimlerini farklı dillerde hala kullanıyoruz. Hayıt otu (Chaste tree, itex agnus-castus), Yılan Yastığı ( lord-and ladies, Arum maculatum), Hint yağı bitkisi, (castor oil plant), Gebbre otu ya da kapari dediğimiz  (capper plant, Capparis spinosa) ve gelincikgillerden Papaver (poppy, Papaver somniferum) gibi birçok bitki isminin Latincesi Dioscorides’ten geliyor.

Dioscorides uyuşturucu bitkilerle ilgili de derin bilgi sahibi. Hafif müshilleri, baş ağrısı için ağrı kesicileri, ameliyatlar için anesteziyi, ayrıca zehire karşı panzehiri biliyordu. Yaklaşık 70 hayvansal ilaç arasında, ünlü panzehir Engerek eti hem görüşü hem de sinir sistemini güçlendirmek için de önerilmiş. Adamotunun anestezide, ameliyatlarda kullanıldığını hastanın ölü gibi yattığını hekimin acı vermeden ameliyat yapabildiğini de yazmış. Çok daha sonra, 19. yüzyılda keşfedilecek olan Anaesthesia sözcüğünü kullanmış ta o zaman. Eğlendiren detaylar da var De Materia Medica’da. Adamotunun köklerinin insana benzediği için bazı mitlerde yer aldığı, kökünden sökmek için köpeklerin kullanıldığını, sökülürken bitkilerin çığlık attığı gibi…

Playlist:
Parça AdıAlbüm AdıSüre
Opus 364 Vals Wo die Zitronen Blün / Limon Çiçeklerinin Açtığı Yer…
Johann Strauss
09:05