Azteklerin Mirası Çarkıfelek Çiçeği

Azteklerin Mirası Çarkıfelek Çiçeği

24 Şubat 2019

Bahçelere, çardaklara bambaşka bir güzellik katan, egzotik bir çiçek. Odunsu ya da otsu olabilen sarmaşık türü, tırmanıcı bir bitki: Latince adıyla Passiflora; İngilizce’deki adı ise “passion flower”, yani sembolik anlamını da ifade eden “tutku çiçeği”... Görünümünden dolayı halk arasında “fırıldak çiçeği” ya da “saat çiçeği” de deniyor. 

24 Şubat 2019 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Botanitopya podcast servisi: iTunes / RSS

Çarkıfelek belki de dünyanın en göz alıcı tırmanıcı bitkilerinden biri; 500’den fazla türü ve 400 kadar hibridi var. 15-20 metreye kadar uzanan tropik sarmaşıklardan, çardak kaplayabilen tırmanıcılara ya da en fazla diz hizasına gelen örtücülere farklı türlerinin çoğu Güney ve Orta Amerika’nın tropik ormanlarından geliyor. Birbirinden farklı özellikleri var, evet 20 metreye ulaşan türü de var ama çoğu sadece birkaç metre kadar büyüyebiliyor. Işığı çok seven bir bitki; o yüzden tropik ormanlarda genellikle ağaçların aralarındaki boşluklarda, bol ışık alan yerlerinde gelişebiliyor.

Passifloraceae familyasına ait bir bitki. Her dem yeşil, 3, 5 ya da 7 loplu yapraklara sahip. Gövdesi zayıf, helezonik tutmaçlarla tutunarak hızla büyüyor.  Uzunca bir sap ucundaki hoş kokulu, hermafrodit çiçekleri ilkbahardan sonbahara kadar açıyor. Tropik ülkelerde ise bütün yıl boyunca çiçek açabilir. Her bitki gibi çarkıfelek de onunla beslenen kimi arılar ve sinekkuşlarıyla karşılıklı evrimin bir mucizesi.  Çarkıfelek, arılar ve kuşların polenlerini kolaylıkla tozlaştırabileceği biçimde adaptasyonlar geçirmiş. Sarı Çarkıfelek'in polenleri, sıra dışı bir arı türü olan Anthemurgus passiflorae’nin temel besin kaynağı örneğin. Biri olmadan öteki var olamıyor.

Birçok çarkıfelek türünün meyvesi olgunlaştığında cezbedici ama sadece birkaç türü sırf meyveleri için üretiliyor. Vahşi doğada, bu meyveler maymunlar, yarasalar, tapirler ve aynı zamanda birçok kuş türü için oldukça lezzetli bir besin kaynağı. En çok bilinen meyveli türü yaklaşık 100 ayrı varyetesi olan bizim de yaygın olarak bahçelerde gördüğümüz, mor renkli (P. edulis). Bu tür “maruçya” diye de adlandırılıyormuş.  Mor çiçekleri olan P. Edulis hızlı büyüyen bir sarmaşık. Mor-beyaz çiçeklerinde polen taşıyan 4 sarı anter ve yukarı doğru, yapışkan sarı bir stigma var. Meyvesi salatalığa ya da sakız kabağına benzer. Kalın dış kabuğunun altında, pek çok tohum gizli. 

Dev granadilla (P. quadrangularis) da dünyanın birçok bölgesinde yine meyvesi için yetiştiriliyor. Bu cinsin meyvesi 2-3 kg büyüklüğüne gelebiliyor. Meyvelerinin tadı da türüne, yetiştirildiği yere, iklime ve olgunlaşma derecesine göre değişiyor. Ilıman iklimlerde gölgelikli duvarlarda kimi türleri kolaylıkla yetiştirilebiliyor ama birçok tür sadece seralarda yetiştirildiğinde meyve veriyor.

Kimi bilimsel araştırmalar, bitkinin yatıştırıcı özelliğini kanıtlarıyla ortaya koyuyor ama içeriğindeki hangi maddenin bu etkiyi yarattığı henüz net olarak bilinmiyor.  P. incarnata çay olarak tüketiliyor; bazen limon merhemi ve kediotu gibi diğer bitkilerle birlikte bitkisel tedavilerde stresi gidermek için öneriliyor. Bununla birlikte, çarkıfelek bitkisinin önemli bölümü siyanogenetik glikozitler içeriyor; yaprakları, kökleri ve olgunlaşmamış meyvelerinin bitkisel tedavi için kullanımı önerilmiyor. Birçok türünün meyvesi ise zehirli, öldürücü olabiliyor hatta. O yüzden dikkatli olmak gerek, sadece ziraati de yapılan P. Edulis türü meyveleri güvenli. P. adenopada ve P. giberttii gibi türleri ise sadece ham haldeyken zehirliymiş.

Avrupalılar güzelim çarkıfelek çiçekleriyle ancak 16. yüzyılda, Güney Amerika’ya gelen İspanyol istilacılar yoluyla tanışmış. Yerli halkın “maracocks” diye adlandırdıkları bu bitkiye, ilk kaşifler İspanyolca “granadillas” adını vermişler. Çarkıfelek bitkisini ve onun çiçeğini ilk tanımlayan kişi, 1553 yılında Kolombiya’da İspanyol kaşif Pedro Cieza de Leon olmuş. Öte yandan Tutku Çiçeği anlamına gelen Flor Passions adı genellikle Cizvit keşişi Jacomo Bosio’ya atfediliyor. Bosio, bu sıra dışı çiçekleri çizmeye meraklı olan Emmanuel de Villegas adlı Meksikalı keşişten öğrenmiştir bu bitkinin varlığını.

Arkeolojik kanıtlar, Kuzey Amerika yerlilerinin de Avrupalı göçmenler oraya gelmeden binlerce yıl önce çarkıfelek meyvesini yediklerini bize gösteriyor. Yenebilir meyveleri olan Passiflora edulis ve Passiflora ligularis türlerini özellikle yetiştiriyorlarmış. Cherokee ve Houma gibi kabileler, halk tıbbında bu bitkiden yararlanıyor; yaralanmalarda iltihap kapmamak ve karaciğer rahatsızlıklarını tedavi etmek için çarkıfelek köklerinden yaptıkları ilaçları kullanıyorlarmış. Sütten kesilen bebeklere de çarkıfelek çayı ve bitkinin kökünden yapılan kulak damlaları veriliyor; sinirsel rahatsızlıklarda yatıştırıcı olarak kullanılıyormuş.

Hekim ve botanikçi Nicolas Monardes (1493-1588) çarkıfeleğin tanınmasını sağlayan isimlerden biri. Tütün bitkisinin botanik resmini de çizen ilk kişi, arada not olarak onu da ekleyeyim. Üç cilt halinde yayımlanan Doğu ve Batı Hint Adalarında yetişen şifalı bitkileri tanımladığı kitabında da Çarkıfelek bitkisinden söz ediyor.  Çalışmayı daha sonra Fransızca’ya Carolus Clusius (1526-1609) çevirmiş. Nicolas Monardes aynı zamanda Meksika Valisi olan yakın arkadaşının da bağlantıları sayesinde; ananas, mısır, koka yaprakları, sarsaparilla, kınakına ve fıstık gibi birçok bitkinin tanıtılmasında ve yayılmasında aktif rol oynamış bir isim. Zamanın felaketlerinden frengi hastalığının tedavisinde kullanılan palosanto ağacı da var ayrıca bu listede…

Çarkıfelek bitkisi üzerine kitabında şöyle yazmış Monardes: “Aztekler yılan ısırıklarına karşı panzehir olarak kullandıkları için ‘coanenepelli’ diye adlandırmış bu bitkiyi. Yılan anlamına gelen ‘coatl’ ve dil anlamına gelen ‘nenepelli’ sözcüklerinin birleşimi olan bir isim bu. Bu bitkinin o gösterişli çiçekleri ağzını açmış bir yılana benziyor; muhtemelen o yüzden öyle çağırıyor olabilirler.” Çarkıfelek çiçekleri çok uzun zamandır halk tıbbında diüretik, ağrı kesici, spazm giderici ve yatıştırıcı ilaç olarak kullanılıyormuş. Avrupalılar bunu Azteklerden öğrenmişler.

İspanya adına Meksika’yı işgal eden denizci Hernan Cortes’in de çarkıfelek çiçeğinin tanınmasında payı var. Siz de biliyorsunuz Cortes, Aztek uygarlığının yıkılmasından ve yüzbinlerce yerlinin öldürülmesinden sorumlu. Hüzünlü bir hikayesi var, biliyorsunuz hatırlayalım. Tuhaf bir rastlantı da Cortes’in zulmünü oldukça kolaylaştırmış. Aztek mitolojisinde, uzun süre önce ortadan kaybolan “tüylü yılan” ismindeki tanrının döneceğine dair bir inanış var. Tam da mitolojide belirtilen tarihe denk düşen bir zamanda Aztek topraklarına ayak basmış Hernan Cortes. “Sakallı” olduğu için onu Tanrı sanıp saraya davet etmişler ve krallar gibi ağırlamışlar. Gelgelelim, gözünü hırs bürümüş Cortes Aztek Kralı Montezuma’yı ve maiyetini esir aldığı gibi, silahlı birkaç yüz adamıyla binlerce kişilik Aztek ordusunu kısa sürede darmadağın etmiş.

Yerli halkın yaraları iyileştirmede çarkıfelek bitkisini kullandıklarını gören Cortes, şifacılık konusunda Aztekler arasında en yetkin kişiyi, şifalı bitkiler konusundaki bilgilerini aktarması için Tlaltelolco’ya getirmiş. 1552 tarihli ünlü Badianus elyazması da bu sayede ortaya çıkmış. (Cortes’in İspanya Kralı ve Kutsal Roma İmparatoru 5. Charles’a yazdığı mektuplardan birinde Azteklerin şifacılık konusunda derin bilgi sahibi olduklarından bahsetmiş.) Aztekli Martinus de la Cruz’un yazdığı ve resimlediği elyazmasını, daha sonra bir başka Aztekli Juhannes Badianus Latin diline çevirmiş. Bugün Amerika’nın bitkisel ilaçlarla ilgili en eski kitabı olarak Vatikan Kütüphanesi’nde korunuyor.

17. yüzyılın başında ise çarkıfelek çiçeklerinin Avrupa’nın botanik bahçelerinde kültüre alınmaya başlamış. İlk getirilen türlerin büyük olasılıkla P. İncarnata olduğu yazıyor. Bu türü 1608 yılında Avrupa’ya ilk getiren kişi ise Kaptan John Smith. İspanyollara ve Osmanlılara karşı savaşmış İngiliz asker. (Algonkan kabilesi şefinin kızı Pocahontas’in aşık olduğu ve yerlileri kurtardığı için kahraman sayılan maceracı, yazar ve kaşif. Gerçek hikaye tabii o Disney masalındaki gibi değil ama hikayenin o kısmı şu an konumuz dışında.) John Smith, Yeni Dünya’da adına “maypop” denen limon kokulu meyveleri olduğundan da bahsediyor. Ardından çok popüler olur bu çiçek. Özellikle yenebilir türleri, P. edulis ve P.ligularis daha çok yaygınlaşmaya başlıyor bahçelerde.

Paris’te tıbbi bitki olarak ilk kez 1612 yılında yetiştirilmiş; güzelliği dillere destan olunca kullanım alanlarına dair iddialar yaygınlaşınca arkasından diğer türleri de gelmeye başlamış. Roma’ya ise  1619 yılında gitmiş bu çiçek. Kullanım alanları arttıkça, yaygınlaştıkça botanik bahçelerinin arşivlerinde, florilegiumlarda ve bitki kitaplarında da görmeye başlıyoruz.

Daha önceki programlarımda anlattığım kimi bitki ressamlarının da çarkıfelek çizimleri var.  Maria Sibylla Merian’in 1701 tarihinde çizdiği, P. Laurifolia türü çarkıfelek örneğin. Merian, bir bitki resminde çiçeğin tüm evrelerini tomurcuktan meyveye, habitatıyla ilgili de fikir vermek için o bitkiye gelen böceklerle birlikte resmetmiş. Georg Diyonissus Ehret’in çiziminde ise çarkıfeleğin adı passiflora diye değil, granadilla diye geçmiş; ayrıca  P. vespetrilio türünü resmetmiş 1700’lerde… 1748 tarihli Rare Fruits and Seeds kitabında çarkıfeleği granadilla adıyla iki yasemin türü ve kınakına bitkisiyle aynı levhada çizmiş; tohum yapısından tomurcuklarına ve yapraklarına en ince ayrıntısına dek betimlenmiş.

Çarkıfeleğin, P. Incarnata türüne biçiminden dolayı saat çiçeği veya fırıldak çiçeği adı da verilmiş. İspanyol rahiplerin İsa’nın Tutkusunu gizemleriyle özdeşleştirmesi gibi çarkıfelek çiçeğinin sembolik anlamları da popülerliğinin artmasına neden olmuş. Çiçeğin dişi ve erkek organlarının konumu İsa’nın çarmıhtaki duruşuna benzetilmiş, bu yüzden tanrının Hıristiyan misyonerlere gönderdiği bir müjde olduğuna inanılmış. Hıristiyanlar bu çiçeğe Passion Flower adını vererek onu İsa’nın çilesinin bir simgesi olarak kabul etmişler. Onun 5 çanak yaprağı ve 5 taç yaprağının olması, İsa’nın 10 havarisini; çemberle birleşen taç filamentleri ise İsa’nın dikenli tacını temsil ediyor. Çiçeğin ortasındaki 5 stamen, Çarmıha Gerilen İsa’nın 5 yarasını, üç stigma ise çivileri sembolize ediyor. İspanyol keşişler “5 yara çiçeği” diye de adlandırmışlar. Ayrıca bu çiçeğin İsa’nın damlayan kanından doğduğuna inanılıyor. Hıristiyan geleneğinde İsa’nın acılarını temsil etmesi gibi güçlü bir sembolizme sahip olduğu için 1735’te Carl Linneaus da Latince adını verirken başka bir seçenek düşünmek zor gelmiş olmalı.

İskoç botanikçi ve botanik sanatçısı Anna Maria Walker 15 Kasım 1834 yılında Sri Lanka’dan William Jackson Hooker’a bir mektup yazar. Hooker, Kew Kraliyet Bahçelerinde yönetici değildir henüz, Glasgow Üniversitesinde botanik hocasıdır. Mektupta ona “taze bir şeklide ulaşacağı umuduyla” birkaç tohum da göndermiştir Walker. Passiflora bitkisinin bütün tohum yatağını göndermek ister ama kurutmayı başaramamış olduğunu yazar. Değdiği kağıdı boyadığı için bu bitkinin boya hammaddesi olarak bir değeri olup olmayacağını da merak etmektedir. Kullanışlı bir bitki olduğundan, gönderdiği tohumlar olgun ve gelişmiş olduğu için Kew’in bahçesinde kolaylıkla kültüre alınabileceğinden son derece emin olduğundan söz eder. Bu postayla, Vanilya tohumları da gönderilmiş, bir çizimle birlikte.  Vanilyanın uzun tohum kozalarını taşıyan bitkiyi ya da çiçeği hiç görmemiştir henüz. Walker, Albay (yani eşinin) göndermek için hazır olacak kadar tohumların kurumasını beklerken, çimlendirme şansının azalacağından da endişe ettiğini yazar. Hooker’a Nepenthes tohumlarını onları sabırsızlıkla bekleyen Dr. Graham’a vermesini rica eder.

Birçok çarkıfelek tutkunu, cam seralarda onların neotropik Heliconiiae kelebekleri gibi habitatlarının birer parçası olan böceklerle birlikte yetiştirmiş. Vahşi doğada, bu renkli, yavaş uçan ve uzun ömürlü kelebekler sadece belli başlı çarkıfelek türlerine yumurtalarını bırakıyor.  Bitkiler de yaprakları üzerinde kelebeklerin yumurtalarına benzeyen beyaz noktacıklar olacak biçimde evrim geçirmiş, bu ziyaretçileri kendilerine çekmek, yapraklarına konmalarını sağlamak için. Doğanın bir mucizesi daha… Hala yeni türleri keşfedilmeye devam ediyor; 2009 yılında Kew Kraliyet Botanik Bahçesi’nden bilim insanları, Brezilya Amazon ormanlarında yeni, kırmızı çiçekli bir türünü keşfederek Passiflora cristalina adını vermiş örneğin.

Playlist:
Parça AdıAlbüm AdıSüre
Suit Bergamasque Fa Diyez Minör Passepied
Claude Debussy
03:43