Sermaye Birikimi Aracı Olarak Gösteri: Olimpiyatlar

Diğer Program: 
Açık Dergi

Sermaye Birikimi Aracı Olarak Gösteri: Olimpiyatlar

12 Ağustos 2013

Bayram haftamızı önceki programlardan birine ayırdık ve mega- projelerle yakınen alakalı Olimpiyatlar, EXPO’lar, uluslararası spor etkinlikleri gibi mega etkinliklerin karanlık yüzlerini tartıştığımız 18 Ocak 2013 tarihli programımızı yeniden yayınladık.

 

Programa Açık Radyo sayfasındaki arşivimizden erişebilirsiniz: http://www.acikradyo.com.tr/arsiv-link?_mv=a&aid=30879

 

***

 

 

 

İstanbul, 2020 Yaz Olimpiyatlarının 3 aday kentinden biri. Tüketim ve tüketicilik değerleri üzerinden şekillenen neoliberal etik kuşatması altındaki kentlerin (ve kentsel yaşamın) nasıl metalaştırıldığını da, yerel ve merkezi yönetimlerin yöneticilikten ziyade girişimciliğe soyunarak kentlerini küresel sermaye yatırımlarına pazarlama gayretkeşliklerini de açmaya gerek yok; her birimiz kendi yaşam alanı üzerinden ve ayrıca kent boyutunda yaşayarak deneyimlemekteyiz. Şeffaflık ve katılımcılıktan uzak antidemokratik yöntemlerle tepeden inme tasarlanan projelere yer açmak için gerçekleştirilen  mahalle yıkımları, daraltılan/  özelleştirilen kamusal alanlar ve elimizden alınıp altın tepside sermayeye sunulan kamusal mekânlar, her biri birer doğa-kırım, çevre-kırım son kertede İstanbul-kırım mega- projeler… Gezi’deki "3-5 ağaç" doğru okunursa, Çapulcuların, o ağaçlarda sembolleşen tüm bu kentsel yıkıma da bir "One Minute" çektiklerinin unutulmaması gerekir. Olimpiyatların bu gidişatı hızlandıracağını ve bilmediğimiz daha nice yıkım projesini şapkadan çıkartacağını ekleyelim.

 

 

 

Ne var ki, gösterinin gerçekleri bastırdığı bir dünyada bu kirli yüz görünür değildir. Guy Debord, tüketim toplumunu eleştirdirdiği Gösteri Toplumu adlı eserinde, toplumun tamamının medyatik bir olguymuşçasına devasa bir gösteriye dönüştürülüşünü anlatır. Tüketim toplumunda, sosyal ilişkiler görüntüler yoluyla şekillendirilmekte, gerçeklik de görüntüler tarafından ele geçirilmektedir; dolayısıyla, gösteri, kendini asla sorgulanamayacak geniş ve ulaşılamaz bir gerçeklik olarak sunabilmekte ve görünen olanın iyi olduğunu dayatarak toplumu boyunduruğu altına alabilmektedir. Gösteri, böylece, tüm eşitsizliklerin, haksızlıkların, sınıf çelişkilerinin üzerlerini kapatıp sorgulanamaz kılan göz alıcı bir şal olur. Günümüzün tüketim dünyasında, bu gösteri herhangi bir mega etkinliktir ama neoliberalizmin en görkemli gösterisi kuşkusuz bugün artık ideallerinden soyutlanmış kent-pazarlamacı Olimpiyatlardır.  Sosyolog Julie Gutham, süreci, ‘’Gösteri yoluyla sağlanan birikim’’ olarak adlandırır.

 

Bu bağlamda, iki önemli noktaya da değinmek isteriz. Adaylık yarışı bir gurur meselesine dönüştüğünden, Olimpiyatlar paradoksal olarak evrensel değerler yerine milliyetçilik üzerinden yükselirler. Tarihte ilk kez ‘’…laik, Müslüman, demokratik bir ülke…’’ Olimpiyatlarda ev sahipliği yapacaksa, gösteriye her kesimden mutabakat kolaylıkla inşa edilir. Gösterinin büyüsü altındaki ortalama kentlinin aklına İstanbul 2020 sayfasını açıp projeleri incelemek, yetkililerin ve destekleyici sermayenin beyanatlarının ardındaki inşaat iştahını sorgulamak gelmez; gelmeyince de talan edilecek ormanlarla Boğaz boyları ya da Tarihi Yarımada kıyım projeleri hatta kendi mahallesine etkileri, evinin başına yıkılıp yıkılmayacağı ve bilcümle ihlal gözden kaçar.

 

Değinmek istediğimiz diğer konu, Olimpiyatları ülkelerine getiren liderlerin imajlarının parlamasıdır. Başbakan Erdoğan açısından, İstanbul’un Olimpiyatlara ev sahipliği, şu anda, Gezi öncesinden çok daha önemlidir Çocuk sayısından kürtaja, ekmek çeşidinden kız-erkek ilişkilerine, vatandaşın yaşamının her alanına müdahil Başbakan’ın, Gezi sürecinde inişe geçen karizmasını İstanbul 2020 üzerinden düzeltmek istemesine şüphe yok.

 

Öte yandan, ulusal kamuoyunu hizaya getirmeye alışkın Başbakan’ın, Nobel ödüllü yazarlardan, bilim insanlarına, Oscar ödüllü sanatçılara, yabancı basın temsilcilerinden,  bağlı bulunduğumuz AB, Avrupa Konseyi gibi ulusal üstü mekanizmalara ayar verişi göz önüne alındığında, Olimpiyatlar vesilesiyle bu ayarların doz ve kapsamlarının her vesileyle katlanacağını da Uluslararası Olimpiyat Komitesi herhalde göz önüne alacaktır diyerek bitirelim.