Salome'yi Naftalinleyip Rafa Mı Kaldırmalı?

Salome'yi Naftalinleyip Rafa Mı Kaldırmalı?

11 Şubat 2002

Henüz vizyona girmeyen Ararat filminin Kanadalı yönetmeni Atom Egoyan ile Toronto National Post Gazetesi Müzik Yazarı Tamara Bernstein arasında geçtiğimiz günlerde ilginç bir polemik yaşandı. İlginç çünkü, polemik yaratan konu Egoyan’ın herhangi bir filmi değil, yönetmenin Kanada Operası’nda bu sezon sahneye koyduğu Richard Strauss’un Salome adlı operası.

Tamara Bernstein, National Post gazetesinin 25 Ocak 2002 tarihli nüshasına yazdığı “We have no moral obligations to ‘great’ art / ‘Büyük’ sanat eserlerine karşı hiçbir ahlaki yükümlülüğümüz yok” başlıklı makalede Salome prodüksiyonu sebebiyle Atom Egoyan’a ateş püskürdü. Tamara Bernstein’in makalesinde dikkat çeken bir husus var, o da yazarın Salome operasına karşı tepki duyduğunu yazmaktan kaçınmaması. Bernstein’e göre Salome operasında kadın düşmanlığı, anti-Semitizm, ensest ve nekrofili, ne iğrençlik ararsanız var. Richard Strauss’un Nazileri onaylayıcı tartışmalı politik kimliği de Yahudi olan Tamara Bernstein için olayı çekilmez boyuta taşıyan önemli bir unsur...

Salome böyle bir opera yazarın gözünde, peki prodüktör Atom Egoyan’ın ne kabahati var? Bernstein’a göre Egoyan operanın

içerdiği bu olumsuzluklara yaptığı bazı kişisel tercihlerle katkıda bulunuyor. Örneğin Strauss’un operasında Kral Herod üvey kızı ve yeğeni olan Salome’ye şehvetle karışık ilgi duyar, Egoyan bu “ilgi”nin boyutlarını genişletiyor ve Herod’un Yahudi adamlarını Salome’ye meşhur Yedi Tül Dansı'nı icra ettiği sırada tecavüz ettiriyor; tabii salondaki seyirci bütün bu “nahoşluğu” şeffaf bir perde gerisinden seyredebiliyor ancak. Bernstein’e göre Egoyan’ın yapıta eklediği tecavüz sahnesi operada dramatik zirveyi temsil ediyor, ayrıca Egoyan video projeksiyon yöntemiyle Herod’un Salome’yi daha çocukluğundan itibaren taciz ettiğini seyirciye yansıtıyor. Bernstein tecavüz sahnesinin Strauss’un müziğiyle kesinlikle uyuşmadığı inancında : “Bu sahne Salome’yi yapıtta kendisine verilen yegane güçten, ‘şehvetinden ’ arındırıyor. Salome’nin şehveti kendisine tecavüz edenlerin şehvetine dönüşmüş oluyor Egoyan’ın bu tercihiyle.”

Egoyan ilk kez 1996’da yine aynı kurumda sahnelediği Salome operasının konusunun geçtiği tarihsel dönemi Kral Herod’un sarayından alıp, sonradan görme zenginlerin rağbet ettiği modern bir kaplıcaya taşımış.

Bernstein’e göre çoktan naftalinlenip kaldırılması gereken bu opera, Egoyan’ın sahnelemedeki anti-Semitizm kokan tercihleriyle daha da çekilmez hale gelmiş. Neden, diye soruyor Bernstein, Egoyan’ın doktor kimliğine büründürdüğü operadaki “BeşYahudi” aynı zamanda uyuşturucu taciri ve neden bunlar hep birlikte Salome’ye tecavüz ediyorlar? Neden Yahudiler? Neden mesela oradaki askerler veya Vaftizci Yahya’nın iki destekçisi değil de Beş Yahudi?

Anlaşılan National Post yazarı Tamara Bernstein fena halde rahatsız olmuş yönetmen Atom Egoyan’ın Salome yorumunda Yahudi karakterlere biçtiği rolden...

Peki bütün bu suçlamalara Atom Egoyan ne diyor? National Post gazetesine gönderdiği 24 Ocak 2002 tarihli yazıda Egoyan, doğaldır ki, kendisine ve prodüksiyonuna yönelik bütün eleştirileri reddetmiş, hatta Bernstein’in kışkırtıcı yazısından dolayı kendisinden özür dilemesi gerektiğini de yazısının sonuna eklemiş.

Egoyan, genelde medyada yayımlanan eleştiri yazılarına doğrudan cevap vermediğini ama bahsi geçen yazıyı son derece kışkırtıcı bulduğundan dolayı daha fazla sessiz kalamayacağını anladığını belirtmiş yazısının başında.

Egoyan öncelikle yapıttaki Salome karakterini çözümlemekle işe başlamış. “İncil metinlerine göre” diyor Egoyan, “Salome, Kral Herod’un doğum gününde dans ederek (Yedi Tül Dansı) Herod’u öylesine memnun eder ki Herod ona krallığının yarısı dahil her ne isterse vereceğini vaad eder. Salome de annesi Herodias’ın öğüdünü dinler ve vaftizci Yahya’nın başını bir tepsi içinde ister. Richard Strauss’un operanın librettosu için yararlandığı Oscar Wilde’ın oyununda ise Kral Herod üvey kızı Salome’ye dansına başlamadan evvel vaad eder, ne istiyorsa onu kendisine vereceğini. Salome bunun üzerine oyunda annesinin tüm müdahalelerine kulağını tıkar, dansına başladığında Herod’dan ne isteyeceğini ve onu nasıl elde edeceğini biliyordur.”

Egoyan şöyle devam etmiş:

“Peki ama bu genç kadın neden bu denli vahşi? Nasıl yetiştirildi ki şehvet duyduğu varlığın öldürülmesini ve başının kesilmesini isteyebiliyor? Oscar Wilde kendi yorumunu katabilmek için İncil metnini nasıl değiştirdiyse ben de bazı şeylerin daha açık hale gelebilmesi için aynı şeyi yaptım: Salome’nin insanı dehşete düşüren davranışına psikolojik bağlamda bir açıklama getirmek istemem gibi mesela. Gözetleyicilik ve tatmin olamamış arzular gibi temaları içeren operayı algılayışım o tecavüz sahnesini yerleştirmeye beni yöneltti. Salome’nin maruz kaldığı vahşiliğin sonuçta onun vahşice eylemine sebebiyet verdiğini göstermeye çalıştım. Hayatı mahvedilen bir insan -kaçınılmaz olarak – günün birinde imha edici olabilir .

Bu elbette pek hoş bir hikaye değil. Üstüne üstlük Yahudilerin sarayında ve onlar arasında geçiyor. Bir Ermeni olarak ırksal nefretin sonuçlarından bihaber değilim ve ırkçı, ayrımcı tutumlara karşı son derece hassasım. Strauss’un Nazilerle yaşamının son döneminde girdiği ilişkilerden de haberdarım ama bu opera 1905’de yazılmıştı ve librettosu da Oscar Wilde’ın oyununa dayanıyor.

Operada Yahudi Kralı Herod, üvey kızı Salome’nin beş Yahudi adamı tarafından tecavüz edilmesine göz yumar. Bayan Bernstein bu sahnede iki Nasıralı’yı pekala kullanabileceğimi söylüyor. Bu dramatik açıdan çok gülünç olurdu çünkü onların Herod’un bu emrini uygulamaları düşünülemezdi. Bayan Bernstein’in tecavüz sahnesinde Yahudiler yerine tercih edilebilir bulduğu askerler ise dehşetin tanıklarıdırlar ve bu yüzden müdahildirler. Operanın sonunda Herod askerlerine Salome’yi kastederek ‘Bu kadını öldürün’ emrini verdiğinde hiçbirinin kılı kıpırdamaz.

O zaman geriye sadece tecavüze sahnelemede yer vermemek kalıyor. Bayan Bernstein’in ‘Bu operayı naftalinleyip kaldırmalı’ düşüncesinden çıkan sonuç bu. Ne kadar tahmin edilebilir bir cevap! Eğer bir şey bizi rahatsız ettiyse o zaman onu yasaklayalım gitsin. Ciddi bir müzik eleştirmeninin modern operanın en devrimci başyapıtlarından birini ‘naftalinleyip kaldırma’yı düşünebiliyor olmasını ıstırap verici buluyorum.

Böylesine önemli bir yapıtın sunduğu dramatik olanakları keşfetme arzumun anti-Semitist olarak damgalanmama yol açtığını düşünmek beni hayrete düşürüyor. Bayan Bernstein’in yorumları iftira sınırlarını zorluyor ve bu yüzden benden özür dilemesini bekliyorum.” Evet, Atom Egoyan'ın cevabi yazısı böyle.

National Post müzik yazarı eleştirmen Tamara Bernstein, Atom Egoyan’dan özür dilemedi beklenebileceği üzere. Gazetenin ertesi günkü sayısında çıkan yazısında Bernstein Egoyan’a asla anti–Semit olduğu suçlamasında bulunmadığını yazmış ilkin, daha sonraki satırlarında da ilk yazısında savunduğu görüşlerinin arkasında olduğunu öğreniyoruz. Bernstein operaya Egoyan’ın katkısı olan tecavüz sahnesini ve operanın içerdiği anti-Semitizmi -hiç eleştiri getirmeden- öne çıkarmış olmasını doğru bulmadığını yinelemiş.

Strauss’un operasındaki Yahudi karakterlerin gürültücü, aşağılık yaratıklar olarak çizildiğini belirten Bernstein operadaki “Beş Yahudi”nin doktorlara, uyuşturucu tacirlerine ve nihayet tecavüzcülere dönüştürülmelerini, Egoyan’ın operadaki dramatik olanakları açığa çıkarma çabası olarak sunduğunu hatırlatıp soruyor: “Operanın kendisi, Yahudilerin Avrupa’daki geçmişleri ve güncel politika bağlamlarında düşünecek olursak, bu tercihlerin masum olduklarını ileri sürmek mümkün müdür?”

Görüldüğü gibi Bernstein Egoyan’ı Yahudi karşıtı olmakla itham etmediğini başta söylemekle birlikte o anlama gelecek imalarda bulunuyor yazısının devamında.

İlginç bir de uyarı yapıyor Bernstein opera izleyicilerine yönelik:

“Burada altı çizilmesi gereken ve Bay Egoyan’ın Salome prodüksiyonunu da aşan mesele şudur: Opera güzeldir ama aynı zamanda politiktir de- hem de bazen en katlanılmaz şekilde. Bu gerçeği klasik müzik dünyasının artık uykusundan uyanıp kabul etmesi gerekir. Bir eser sırf sanatsal bağlamda büyük diye ona otomatik olarak etik bağlamda da zararsız muamelesi yapmaktan kurtulmalıyız.

Ne zamandan beridir büyük opera yazabilme yeteneği bestecileri ve libretto yazarlarını etik bağlamda sorgulanmaktan muaf tutuyor? İçerdiği zenginliklerin yanı sıra Strauss’un operası döneminin anti-Semitizmini ve kadın düşmanlığını yansıtmaktadır. Neden insanlar olayı hep diğer yönlerden ele alıyorlar?

Ve geliyoruz Bay Egoyan’ın beni sadece Salome’yi değil, rahatsızlık veren herşeyi yasaklama yönünde teşvik etmekle suçlamasına. Doğrudur, Strauss’un eserinde bulunan anti-Semitizmin, bu operayı naftalinleyip rafa kaldırmak için gerekçe gösterilebileceğini yazdım. Ben şu operayı veya bu operayı yasaklamayı savunuyor değilim ama büyük başyapıtları sahnelemeyi bir tür ahlaki yükümlülük sayan modası geçmiş fikri de artık aşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Şunu anlayabilmek önemli, büyük sanat yapıtlarının problemli taraflarını açıkça konuşabilmenin yanında onları hiç sahnelememeyi veya izlememeyi veya, yönetmensek eğer, eserdeki saldırgan temaları eleştirel gözle irdeleyerek onları hiç olmazsa abartmama yolunu seçebiliriz pekala.

Bu sansürleyelim demek değil. Amerikalı müzikolog Richard Taruskin’in geçenlerde The New York Times’da çıkan makalesinde (Music’s Dangers and the Case for Control / 9 Aralık 2001) yazdığı gibi: ‘Sansür zavallıca bir davranış olmuştur daima ama bazen sakınmaya çalışmak da asalettir. Asaletle zavallılığı birbirinden ayıramamak etik anlamda duygusuzluk demektir. 11 Eylül'ün ardından sanat konusunda duygusal yönden içinde bulunduğumuz gönül rahatlığını artık nihayet aşabiliriz. Sanat suçsuz değildir. Sanat zarar verebilir. Taliban bunu biliyordu. Bizim de bunu öğrenmemizin zamanıdır.”

Görüldüğü gibi Prof. Richard Taruskin’in olay yaratan sözleri Tamara Bernstein’a da fena halde örnek olmuş durumda.

Yarattığı polemiklerin gölgesi altında sahnelenmeye devam ediyor Richard Strauss’un Salome operası yönetmen Atom Egoyan’ın prodüktörlüğünde. Kanada Operası, Salome prodüksiyonu ve medyada çıkan polemik yazıları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenlerin http://www.coc.ca/2001_2002season/2002season.htm adlı adrese göz atmalarını öneririm.

Kategori: