Karakaş: Anayasa'da Uzlaşma Aranmalıydı

Dünya Basınından
-
Aa
+
a
a
a

6 Nisan 2010BBC Türkçe

Işıl Karakaş BBC Türkçe'den Murat Baykara'nın sorularını yanıtladı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıcı Işıl Karakaş, anayasa değişikliği teklifini ilk kez BBC Türkçe'ye değerlendirdi.

BBC Türkçe: Anayasa değişiklik teklifi ile ilgili olarak en çok tartışılan unsurlardan biri yargı ile ilgili düzenlemeler. Hükümetin bunlarla yargıyı yürütmeye tabi kıldığı eleştirilerine katılıyor musunuz?

Işıl Karakaş: Özellikle HSYK'nın yapısında, eleştirilen hususlardan adalet bakanı ve müsteşarın yer alması meselesinde, diğer Avrupa ülkelerinde de benzer yapıların olduğunu görüyoruz.

Yani Fransa'da bu şekilde. Polonya olsun, Hollanda olsun, bir takım Avrupa ülkelerinde bu tarz yapılanmalar var. Yani HSYK'nın yapısında yürütmeden bazı kişilerin olmasının kurulun yapısını özel olarak etkileyeceği kanısında değilim doğrusu. Ama onun dışında seçilme sürecine ilişkin olarak, üye sayısı arttırıldı, bunların seçim süreçleri farklı, ki bu daha teknik bir mesele ve bunun tartışılmasını iç yargı organları mensuplarının daha iyi yapacağını düşünüyorum açıkçası.

Anayasa Mahkemesi'ne gelince, Anayasa Mahkemesi üye seçiminde de, Meclis tarafından seçilmesinde herhangi bir mahsur görmüyorum doğrusu. Bu aslında olması gereken birşey. Ama diğer bakımlardan, örneğin Anayasa Mahkemesi'nin oluşturulma sürecinde cumhurbaşkanının hangi gruplar arasından kaç kişiyi seçeceği meselesi yine teknik bir tartışma. Bununla ilgili olarak mensubu olduğum yargı organında herhangi bir içtihat söz konusu değil.

BBC Türkçe: Eleştirilen belli uygulamaların bazı Avrupa ülkelerinde de olduğunu söylediniz. Ancak bu görüş, "İyi ama o Avrupa ülkelerinde demokrasi kültürü gelişmiş" itirazıyla karşılaşabiliyor. Bu hukuki açıdan dikkate alınmalı mıdır?

Karakaş: Demokrasinin standartları bellidir. 47 üyeli Avrupa Konseyi ülkeleri arasında demokrasi standardının aynı olması gerekir. Yani Fransa'da demokrasi kültürü daha yüksek, Türkiye'de daha düşük diye bir savı ben kabul etmiyorum. Türkiye 1949'dan beri Avrupa Konseyi'nin üyesidir.

Dolayısıyla demokrasinin Avrupa'daki standarlarını belirleyen bir uluslararası kurumun üyesi olan ve sözleşmelerinin tarafı olan Türkiye'nin demokrasi kültününün diğerlerinden daha az olduğunu düşünmek istemiyorum. En azından bugün, 2010 yılında bu savı ileri sürmemek gerekir.

Parti kapatmalar

BBC Türkçe: Anayasa değişikliklerinde çok tartışılan bir unsur da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de ilgi alanına giren parti kapatmalar. Önerilen değişiklikleri, bu konuda kriterler belirleyen Venedik Komisyonu kararlarıyla uyumlu buluyor musunuz?

Karakaş: Açıkçası ben parti kapatma rejimini demokrasiye aykırı buluyorum. Ama eğer bir parti kapatma sistemi geritiyorsanız ve bununla ilgili değişiklikler yapacaksanız, bunun AİHM'nin içtihatlarına uygun olması gerekir.

BBC Türkçe: Hazırlanan değişlik uygun mu?

Karakaş: Ben uygun olduğunu düşünmüyorum. Bazı konuları belki olumlu olabilir. Ancak kapatılma sürecinin öncelikle Meclis'te incelenip ondan sonra Anayasa Mahkemesi'ne gitmesini yargılama ilkeleri açısından doğru bulmuyorum. Başka ülkelerde mesela yüksek yargı tarafından inceleniyor, daha sonra anayasa mahkemesine gidiyor. İspanya'da bu şekilde mesela. Bu olabilirdi, yani Yargıtay tarafından incelenip ondan sonra Anayasa Mahkemesi'ne gidebilirdi. Ama kriterler kesinlikle AİHM'nin getirdiği, yani siyasi partilerin demokrasiyi yok etmemek ilkesi çerçevesinde hareket etmesi zorunluluğu olmalıdır. Bunun dışında getirilen düzenlemelerin Avrupa demokrasisi açısından uygun olduğunu düşünmüyorum.

Referandum

BBC Türkçe: Anayasa değişiklik teklifinin referanduma gitmesi kuvvetle muhtemel. Pakette de halkoyuna sunulduğunda tümüyle oylanması öngörülüyor. Buna nasıl yaklaşıyorsunuz?

Karakaş: Bunun Venedik kriterleri çerçevesinde nasıl yorumlanacağına ilişkin iki farklı yaklaşım var. Ancak Venedik Komisyonu'nun aldığı prensip kararlarıdır bunlar. Yani uyarsanız iyi olur, ama herhangi bir bağlayıcılığı yok. Bunun altını çizmek lazım. Bildiğim kadarıyla Venedik Komisyonu'nun referanduma ilişkin olarak verdiği bir ilke kararı, anayasanın bir bütün olarak referanduma sunulmasında herhangi bir engel olmadığı doğrultusunda. Ancak belirli bir bölümünü sunarken, birbirinden çok farklı unsurlar içeriyor ise, bunların ayrı olarak da oylamaya sunulabileceği yönünde bir hüküm var. Dolayısıyla açıkça engelleyen bir durum yok diye biliyorum. Ben de bir bütün olarak referanduma sunulmasında bir sorun görmüyorum.

Toplumsal uzlaşma

BBC Türkçe: Türkiye'de çok tartışılan bir konu da, anayasa değişikliğinin neden bir toplumsal uzlaşmanın ürünü olmadığı ya da olamadığı. AKP bunun toptan bir anayasa değişikliği olmadığını, dahası böyle bir uzlaşmanın daha önce denendiğini ve bunun sağlanamadığını savunuyor. Siz böyle bir uzlaşmanın elzem olduğunu düşünüyor musunuz?

Karakaş: Gerçekten de anayasa bir uzlaşma metnidir. Uzlaşmanın da ötesinde, anayasanın bir toplumsal pakt özelliği taşıması gerekir. Yani toplumun tüm kesimlerinin, siyasal partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, meslek kuruluşlarının, üniversitelerin katkısıyla hazırlanması gereken bir metin olduğunun düşünüyorum. Türkiye malesef 1982'den bu yana aynı anayasayla yönetiliyor.

Benim görüşüm, bu anayasanın tümüyle değişip bir toplumsal uzlaşma zemininde, bir toplumsal pakt özelliği taşıyacak şekilde yeniden yapılması gerektiğidir. Bakın 16 defa değişti bu anayasa. Bu 17'incisi olacak herhalde. Başlangıcı, yani anayasanın ruhunu oluşturan bölümü değişti, ancak o ruh her yerinde devam ediyor. Otoriter yapı anayasanın iliklerine sinmiş durumda. Dolayısıyla istediğiniz kadar değiştirin, başka bir yerden başka bir maddesi, Avrupa standartlarındaki bir demokrasiye aykırı unsurlar içerebiliyor.

Benim görüşüm bu tarz ufak tefek değişikliklerle, makyajlanarak, 1982 anayasasının otoriter yapısının giderilmesinin mümkün olmadığıdır. Değişiklikler ufak tefek olsa bile, toplumdaki her kesimin ve görüşün üzerinde uzlaşabileceği birşey olmalıdır. Tabii ki herkesin her madde üzerinde uzlaşması söz konusu olmayabilir, ama bir asgari müşterek bulunabilir diye düşünüyorum. Bu olmadan anayasa değişikliği hazırlanmasını doğru bulmuyorum.

YAŞ ve HSYK kararlarına yargı denetimi

BBC Türkçe: YAŞ ve HSYK kararlarının yargı denetimine açılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Karakaş: Şahsi görüşüm YAŞ ve HSYK kararlarının yargı denetimine açılması gerektiğidir. Çünkü idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabiyken bunları dışarıda tutmak hukuk devletine yakışmayan bir düzenlemeydi. Dolayısıyla hepsi olmasa da meslekten ihraca yönelik kararların yargı denetimine açılmasını çok önemli bir gelişme olarak görüyorum.

YAŞ ve HSYK kararlarının yargı denetimine kapalı olması AİHM'nin denetlediği bir konu değil. Mahkeme daha önce buna bakmış ve devletin böyle bir düzenleme yapma yetkisi olduğuna karar vermiştir. Ama hukuk devletinde idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine açık olmalıdır. Hele ki meslekten ihraç gibi önemli bir kararın.

Askere sivil yargı

BBC Türkçe: Askerin de sivilin de sivil mahkemede yargılanmasını düzenleyen değişiklik maddesi ise AİHM'yi ilgilendiren bir düzenleme öyle değil mi?

Karakaş: Evet, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması meselesi defalarca AİHM'ne geldi ve Türkiye mahkum edildi. Mahkeme bunu adil yargılanma ilkesine aykırı buluyor.

Bireysel başvuru

BBC Türkçe: Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkının tanınması, sizin yani AİHM'nin önüne gelecek başvuruların azalmasıyla sonuçlanabilir. Bu konudaki düzenlemeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Karakaş: Bu çok önemli bir konu. Vatandaşların Anayasa Mahkemesi'ne, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlükler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırılık iddiasıyla anayasa şikayeti yoluna başvurabilmeleri bence çok olumlu bir gelişme. Çünkü Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde en fazla şikayet edilen ikinci devlet.

Ben bu yolla, AİHM'ne gelen başvurularda önemli bir azalma olacağını düşünüyorum. Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlükler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırılık iddiaları Anayasa Mahkemesi tarafından çözümlendiğinde, problemlerin iç hukukta çözülmesi mümkün olacağı ve uluslararası yargıya taşınmayacağı ümidini taşımaktayım. Bunun denendiği ülkelerden, örneğin İspanya'dan çok daha az başvuru geliyor.

O bakımdan, bence bu sendikal haklarla birlikte paketteki en önemli değişikliklerden bir tanesi.

Sendikal hakların da çok önemli olduğunu, grev hakkına ilişkin kısıtlayıcı hükümlerin kaldırılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Tabii memurlara yönelik toplu sözleşme de öyle. Bunlar çok gecikmiş düzenlemelerdi.