Gizli Kabile Amsterdam'da

Gizli Kabile Amsterdam'da

22 Mayıs 2002

Beş konserlik Avrupa turnesinin üçüncü ayağı olan Amsterdam’da şehrin 25 senelik, en tanınmış caz kulübünde 11 Nisan Perşembe gecesi sahne aldı Mercan Dede ve son projesi “Secret Tribe”.

“Secret Tribe”in özelliği, bu projenin birbirinden yetenekli beş müzisyenin birlikteliğinden oluşmaması değil sadece. Bu kabilenin başarısının ardındaki en önemli

faktör, gittiği her yerdeki dinleyici ve izleyici kitlesini de kabilenin organik bir parçası olarak bünyesine katması ve o geceki ritüelin ancak kabilenin oradaki yeni/eski üyelerinin katılımıyla gerçekleşebilmesi. İstanbul’daki ilk konserlerinden beri kendini kabilenin doğal bir üyesi olarak addeden ben, elbette ki Amsterdam’daki ilk konserlerini de kaçırmayacaktım. Paris’te Banlieues Bleues Festivali’nde verdikleri iki konserin peşi sıra Amsterdam’a gelen grup, buradan da önce Utrecht’e, daha sonraysa Köln’e geçerek Avrupa turnesini tamamlayacaktı… ki 16 Nisan’da başlayan Türkiye turnesine yetişebilsinler.

Daha çok caz ve emprovize müzik konserlerine ev sahipliği yapan, ünü Amsterdam sınırlarını çoktan aşmış olan Bimhuis’ta Mercan Dede + “Secret Tribe”ın o kendilerine özgü modern kabile etkisini nasıl yaratacaklarını da merak etmiyor değildim. Mercan Dede’yi sadece albümlerinden tanıyan bir arkadaşımla, onu daha önce hiç dinlememiş iki arkadaşımı daha yanıma katarak Bimhuis’a yollandım. Yol boyunca da arkadaşlarıma konserde muhtemelen nelerle karşılaşabileceklerini anlatmaya çalıştım. Muhtemelen diyorum, çünkü Mercan Dede ­+ “Secret Tribe” konserlerinde her zaman sürprizlere hazırlıklı olmakta fayda vardır.

 

Nerede Babylon’daki atmosfer?

 

Daha çok dinletiye uygun oturma düzeniyle Bimhuis’ta gözüme ilk çarpan, Babylon’un atmosferini yakalamayı beklemenin anlamsızlığıydı. Ama sahnede dünyanın en mütevazı şamanlarından birine dönüşen Mercan Dede (nam-i diğer DJ Arkin Allen) ile müzik yaparken aldıkları keyfi izleyicilerine en dolaysız yoldan iletmeyi beceren Hugh Marsh, Scott Russell, Göksel Baktagir ve İzzet Kızıl’dan oluşan ekibe güvenim tamdı. Nasıl olsa bir yolunu bulurlardı…

İlk setin sonunda Bimhuis’ta oturarak, sakin sakin caz dinlemeye alışmış Hollandalı izleyicilerin bir kısmı ayaklanmış, bir kısmı ise oturdukları yerde salınmaya başlamışlardı. Mekanın yarısından çoğunu dolduran Türk dinleyicilerin bir kısmı konseri oturarak dinlerken, daha çok gençlerden oluşan bir kısmı ise arkada ayakta takılmayı tercih etmişti. Oturarak ya da ayakta, kabilenin yeni üyeleri ritüelin bir parçası olduklarının çoktan farkına varmışlardı. Bunu gören müzisyenlerin ise keyfi iyice yerine gelmişti. Yine de Babylon’daki performanslarına göre oldukça sakin geçen bu gecede, kapanışta o muhteşem “Eye of the Tiger” yorumlarını beklememem gerektiğini düşünüyordum. Gerçi o zaman bizi başka ne sürprizlerin beklediğinden haberim yoktu.

Önceki İstanbul konserlerinden farklı olarak bu sefer bir de dansçı katılmıştı kabileye ki, kendisi Türkiye turnesinde de eşlik edecekmiş gruba. Dansçının tanımını açmak gerekiyor tabii burada; kadın bir semazenden bahsediyorum aslında. Mira Burke, konserin biri ortasında biri ise sonunda olmak üzere, son derece etkileyici iki modern sema performansı sundu. Avrupa turnesi için son derece doğru bir karar ama Türkiye’de nasıl karşılanacağını görmek için beklemek gerekiyor bence.

İkinci setin başlarında sahnedeki ritüele müzik çalışmalarına artık Amsterdam’da devam eden Oğuz Büyükberber katıldı bas klarnetiyle. Özellikle cazsever dinleyicileri çok sevindiren bu sürpriz, Mercan Dede’nin de beklenmedik ama yerinde müdahalesiyle tango ritimleriyle çeşitlenen bir performansa dönüştü. Ama bizim için hazırladıkları sürprizler henüz bitmemişti: Oğuz Büyükberber’in hemen arkasından Bimhuis’ta yer, samba ritimleriyle sarsılmaya başladı. Artık salınmak bile yeterli değildi. “Eye of the Tiger”ı o anda unuttuğumu itiraf etmeliyim.

 

İki ayrı alter ego

 

Mercan Dede’nin web sitesine (http://www.mercan-dede.com) girdiğinizde de sağ üst köşeden göz kırpıyor DJ Arkın Allen. Türkiye’de doğmuş Montreal’e yerleşmiş Arkın Ilıcalı’nın iki ayrı alter ego’su olarak düşünmek de mümkün Mercan Dede ve DJ Arkın Allen’ı. Bu bağlamda “Secret Tribe” projesi Mercan Dede ile DJ Arkın Allen’ın birbirleriyle konuşmaya başladıkları noktada kurgulanıyor ve müziği olduğu kadar genel anlamda kültürü dönüştürücü gücünü de bu diyalogdan kazanıyor. Bu diyalogdaki başlıca köprü ise “Secret Tribe Trio”nun ta kendisi. Kabilenin dinleyicilerden oluşan geniş ve yaygın nüfusu ise bu diyalogu anlamlı kılan, tek bir anlamla da yetinmeyip çoğul anlamlar üretmesine ve taşımasına aracı olan zemini oluşturuyor.

Bütün bunları niye anlattın, diye soruyorsanız belli ki kabileyle henüz tanışmamışsınız. Ama geç kalmış da sayılmazsınız. 16 Nisan’da Bursa’dan başlayan Türkiye turneleri, Eskişehir, Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana üzerinden geçerek 23 Nisan’da Mersin’de son bulacak (turne takvimi için: http://www.mercan-dede.com/tour/index.html). Uzun süredir iyi canlı müzik dinlemediğinden şikayet edenlere ve müzikal olarak Doğu-Batı ekseninin dışına çıkıp farklı boyutlar keşfetmek isteyenlere duyurulur.

 

Kategori: