Alacakaranlık Kuşağına Giriş - Yeniden

Alacakaranlık Kuşağına Giriş - Yeniden

02 Nisan 2015

 

31 Mart 2015 günü Türkiye’de 3 önemli şey oldu ve bunlar tüm toplumu derinden etkiledi.

 

Birincisi, memleketin neredeyse tamamında sabah 10:36’da birdenbire elektrikler gitti ve tüm enerji sistemi çöktü. Yetkililer saat başı bilgi verileceğini garanti ettilerse de saat başı bilgi verilmedi. Yetkililerce verilen bilgi parçaları da birbiriyle çelişiyordu. Kesintinin sebebi konusunda kesin bilgi verilemedi. Spekülasyonun bini bir para oldu. Elektriğin her yerde geri gelmesi ancak gece 21 sularında olacaktı.

 

Toplam 77,695,904 olan nüfusun –elektriğini İran’dan alan Van nüfusu çıkarıldığında–  76,610,362’si kesintiden bir şekilde etkilendi. Bu, dünyadaki en büyük 8. enerji çöküşü olarak tarih kayıtlarına geçti. (Bkz: Wikipedia: List of major power outages.) Ankara Sanayi Odası, 1 saatte yaşanan üretim kaybını yaklaşık 100 milyon $ olarak ölçtü. Bu hesapla, yaklaşık 10 saat süren kesintinin 31 Mart günü ülke halkına 1 milyar dolara mal olduğu (100 x 10 = 1000) söylenebilirdi. Bu konudaki en önemli açıklamayı, olayları yurt dışı gezisinde de an be an takip eden Cumhurbaşkanı Slovakya’dan yaptı: “3. bir nükleer enerji santralinin adımını atacağız. Türkiyenin enerji günü (sic) her geçen gün arttığı için bu adımları atmalıyız.” (hurriyet.com.tr)

 

İkincisi, tam aynı dakikada (10:36) bölgenin en büyük adalet sarayında güvenlik sistemi çöktü ve silahlı teroristler, ülkenin en önemli davalarından birinin savcısını esir aldı. Devletle görüşmeler sürerken medya hizmet sağlayıcılarına “geçici” yayın yasağı getirildi. Gece 21 sularında silahlı teroristler ve rehin aldıkları savcı öldürüldü. Polis şeflerinin yaptığı basın açıklamasında teröristlerin tam kaç kişi olduğu, kimin kimi nasıl öldürdüğü konuları açıklığa kavuşturulamadı. Muhalefet partisi başkanının sorduğu gibi, bayrak, flama, silah, plastik kelepçe gibi eylem araçlarıyla adliyeye nasıl girildiği de anlaşılamadı.

 

Sonunda, 21 sularında geçici yayın yasağının kaldırıldığı açıklandı. Ama geçici yayın yasağının kaldırıldığının açıklanmasından önce en önemli açıklamayı, olayları yurt dışı gezisinde de an be an takip eden Cumhurbaşkanı Romanya’dan yaptı. Emniyet müdürünün kendisine bilgi verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı, “Bana verdiği 3 değil, 2 teröristi öldürüyorlar. Savcımız 3 tane başından, 2 tane de vücudunun değişik yerlerinde maalesef kurşunlanıyor...” dedikten sonra, operasyonu gerçekleştiren polisleri tebrik etti: “Çünkü onlar da bir yerde bu silah seslerinden sonra, can siperhane (sic) odaya girerek, orada da gereğini yerine getirmiş oldular.” (http://www.radikal.com.tr/)

 

Üçüncüsü, ülkenin 2. büyük adliye sarayında ülke tarihinin en büyük darbe davasında aynı dakikada (10:36) dev duruşma salonuna yeni gelen sanık ve avukatlarının eklenmesi sırasında elektrik kesintisi yaşandı ve salon yaklaşık 1 dakika karanlıkta kaldı. Bu sırada mahkeme başkanı katibine “kaydetmiş miydin?” diye sorunca tüm salon kahkahaya boğuldu.

 

Sonra, mesai saatleri içinde verilen kararda savcının talep ettiği doğrultuda mahkemenin verdiği kararla 236 darbe sanığının tümü beraat etti. Daha önce başka bir mahkemenin, sanıkların bazılarını "TC hükümetini devirmeye eksik teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırdığı, kimisine de 15 ila 20 yıllık cezalar verdiği ve Yargıtay’ın da büyük oranda onadığı kararlar, böylece tamamen tersine çevrildi. Karar üzerine sanıklar, avukatları ve izleyiciler ayağa kalkarak alkışladılar ve ve izleyiciler “Türkiye sizinle gurur duyuyor!” sloganları atıp mahkeme heyetini tebrik ettiler.

 

Sanık ve avukatlardan bazıları “Cumhuriyet mahkemesinin kararını verdiğini, ondan öncekilerin mahkeme olmadığını, adalet sistemi üzerine çökmüş olan karanlığın içine şimdi bir “ışık doğduğunu” söylediler. Ayrıca, dijital delillerde sahtecilik iddiasına ilişkin de suç duyurulması kararı çıktı. (Bkz: http://www.hurriyet.com.tr/, http://t24.com.tr/) Böylece eski mahkeme kararlarının yerini yeni mahkeme kararları aldı; eski mahkûmlar yeni “suçlayıcı” oldu, ülkede darbe girişimlerinin yargılanması sona erdi, adalet sisteminin en azından bir bölümü çöktü, bir bölümü de form değiştirdi.

 

31 Mart’ta gökten üç elma düştü. Hepsi başımıza.

 

Hayır, 1 Nisan değildi, o ertesi gündü.

 

Açık Radyo'da Mart 2015'deki bazı konu ve konuklarımız ise şöyleydi.