Açık Radyo'da Tiyatro: Sayfiyede Yaz

Açık Radyo'da Tiyatro: Sayfiyede Yaz

11 Mayıs 2006

 

 

 

SAYFİYEDE YAZ

 

 

Yazan: Anton Çehov

Çeviren: Yılmaz Gruda

Uyarlayan ve Yöneten: Yiğit Sertdemir

Müzikler: Philippe Lhommet, Hugues Le Bars, Johan Strauss, James Carter

 

Oynayanlar:

Tolkaçof: Yiğit Sertdemir

Kadın Sesler: Gülhan Kadim, Ebru Gözdaşoğlu, Deniz Koloğlu, Feryal Kabil

Erkek Sesler: Erkan Kortan, Eraslan Sağlam, Ömer Şahin

Ses tasarım ve düzenleme: Deniz Koloğlu

 

 

 

 

 

 

Müzik....

-EFEKT: üstünde bir sürü eşyayla bir adam gelir-

Muraşkin:       O, merhaba İvan! Nasılsın azizim? Si gördüğüme memnun oldum. Hangi rüzgar attı böyle?

 

-EFEKT: adam elindeki eşyaları yere yığar-

Tolkaçof:       Aziz dostum senden bir ricada bulunacağım... Yalvarırım, bana yarına kadar, ödünç bir tabanca ver. Göster dostluğunu.

 

Muraşkin:       Ne yapacaksın tabancayı?

 

Tolkaçof:       Şşşşt! Tanrı aşkına Nikolay kardeş, bana bir su ver. Su! Bir tabancaya ihtiyacım var! Bu gece, karanlık bri ormandan geçmek zorundayım, bu yüzden... göster dostluğunu. Bir tabanca bul bana.

 

Muraşkin:       Seni gidi yalancı, seni! Ormanda ne işin varmış?

-EFEKT:bardağa su koyar- Aslında senin kötü bir niyetin var. Bunu yüzünden okumak hiç de zor değil. Söyle bakalım şimdi, hasta mısın? Ne oldu?

 

Tolkaçof:       Dur, bir nefes alayım. -EFEKT: suyu içer-  Tanrı şahidim, feci yoruldum. Şişte kebap gibi hissediyorum kendimi. Ayakta duracak halim yok artık. Göster dostluğunu; işi girdisini çıktısını sormadan bana bir tabanca ver. Yalvarırırım sana!

 

Muraşkin:       Haydi haydi İvan, bu ne korkaklık! Bir aile reisi! Bir memur! Utan!

 

Tolkaçof:       Aile reisi mi? ben dert babasıyım, hammalım, esirim; bir yük hayvanıyım üstelik; öteki dünyaya çekip gidecek yerde, sanki bir şey olacakmış gibi, siftinip duruyorum bu dünyada. Ben ahmağın biriyim. Hem noluyor yani? Ne diye yaşıyorum! -EFEKT: ayağa fırlar-  Cevap ver bana! Niye yaşıyorum ne var bu peşpeşe gelen azabın ardında; maddeten, manen, ha? Bir fikrin azabını çekmeyi anlarım, fakat, bak allahaşkına şunlara -EFEKT: etrafındaki objeleri karıştırarak-  bir abajurun bir etekliğin azabı çekilir mi? Hayır. Şerefsizim gücüm tükendi. Hayır, hayır, hayır!!!

 

Muraşkin:       Bağırma İvan, sağır değilim!

 

Tolkaçof:       -EFEKT: Muraşkin'i sarsarak...-  Eğer sen vermezsen, ben de başkasından bulurum. Er veya geç bu duruma bir son vereceğim nasıl olsa; kısası bu!

 

Muraşkin:       Hey dikkat et, düğmemi kopardın! Kendine gel! Hayatında seni bu derece kötü eden ne var anlamıyorum.

 

Tolkaçof:       Kötü mü? Bunu anlayamıyor musun? Peki, anlatayım. Evet, anlatayım. Böylece biraz ferahlamış olurum. Oturalım. -EFEKT: oturur- Oh, hala zor nefes alıyorum. Evet, mesela bugünü ele alalım. Müzik başlar.... Bildiğin gibi saat ondan dörde kadar dairedeyim. -EFEKT: saat tik takları duyulur- O korkunç sıcağın yanısıra sinekler -EFEKT: bir sinek vızıldamaya başlar- Ve felaket bir düzensizlik, adeta kaos. –EFEKT: sivrisineği ölüdürür- Sekreter de izinli. Öteki yardımcı ise balayında. Küçük memurlarsa...

Memurlar:      Sayfiye, sayfiye! Ah sayfiye!  (adamın kafasında olduğu için sesler efektlidir)

 

 

Tolkaçof:       Diye deli oluyorlar;sonra aşk oyunları, -EFEKT:kıkırdamalar, rabarba duyulur- amatör oyunculuklar; velhasıl hiçbirinden olumlu bir iş alamazsın. Üstelik ya sarhoşturlar [bu evrak nereye gidecekti*] ya da uykulu [bu evrak nereye gidecekti*] . Sekreterin işine bakan herif ise, sağır ve aşık [ne dedin?!..hi hi.. aşkım*]. İş takibedenler de aptallaşmış bir halde, sinirli sinirli dolaşırlar -EFEKT: oflamalar,puflamalar,sinirli konuşmalar,rabarba duyulur- sadece şaşkınlık ve telaş. –EFEKT: rabarba uğultuya döner-. Imdat diye bağırasım gelir. MÜZİK birden biter  Benim işime gelince, o da dolap beygirliği. Hep aynı şeyler. -EFEKT: eski bir para kasasının sesi duyulur, Tolkaçof'un repliğiyle uyumlu arkada devam eder-  Rapor, tavsiye, rapor, tavsiye, al-ver, al-ver. Rapor, tavsiye, rapor, tavsiye, al-ver, al-ver. Rapor, tavsiye, rapor, tavsiye, al-ver, al-ver. Tıpkı denizin gel-giti gibi. Gözlerim yuvalarından düşecekmiş gibi olur. –EFEKT: kasanın sesi kesilir-  Bir bardak daha su verir misin? Daireyi yorgun argın terkedersin. Yemek yiyip, bir yatağa uzanmak istersin. Ama hatırlarsın ki, -EFEKT: yaza ve tatile dair sesler duyulur-yaz'dır. Tatil zamanı! Bu demektir ki, Müzik başlar... sen paçavrasın, bir sicim parçasısın. Kısacası, bir köle. Peşinde koşulacak işler vardır çünkü, Sayfiye'de! Adamın biri şehre mi inecek, inmez olsun, değil sadece karısı, bütün sayfiyedekiler sipariş verir.

 

Karısı:           Bluzumun önü çok geniş, omuzları çok dar. Terzi kadına çıkışmalısın! Küçük kızın ayakkabılarını mutlaka değiştir.*

 

Baldız:           20 kopeklik kırmızı ipek, iki buçuk metre kordon.*

 

Tolkaçof:       Dur sana alacağım şeyleri okuyayım.

 

Karısı:           Bir abajur, bir kilo bonbon, beş kopeklik tarçın ve karanfil, Mişa için hintyağı, beş kilo kesme şeker. Evden de bakır tencere, şeker havanı, karbolik asit, DDT, on kopeklik pudra, yirmi şişe bira... Sirkeyi unutma. Komşu kıza 82 numara korse. Bir de Mişa'nın kışlık paltosuyla lastiklerini sakın unutma.*

 

Tolkaçof:       Of! Bu sadece karıma ve aileme ait liste. Aziz dost ve komşuların da listesi var, Allah kahretsin! Volodyo Vlassin doğum günü için...

 

1.Kadın:        Oyuncak bisiklet!*

 

Tolkaçof:       Vesaire, vesaire. Beş liste daha var cebimde. Mendilim düğüm oldu. Işte aziz Tolkaçof'un hayatı, dairden çıkma saati ile treni yakalama saati arasında, bir köpek gibi, dili bir karış dışarda, doğduğuna küfrederek, şehirde alışverişte geçer.-EFEKT: şehrin genel amosferi duyulur; tafik, insanlar- Elbiseciden bakkala; bakkaldan, terziye; terziden domuz kasabına; domuz kasabından tekrar bakkala. Önce, telaştan düşer bir yerini sakatlarsın -EFEKT: Tolkaçof düşer- aaah bacağım! Sonra çantanı kaybedersin [Çantam, çantam yok!*] Üçüncüsü parayı ödemeyi unutursun herkesin önünde bağırırlar  [Hırsız, terbiyesiz adam!*] dördüncüsü bir kadının eteğine basarsın. [aaaaa, pis sapık!*] Of! Öyşlesine yorulursun ki bu gidip gelme, alıp vermelerden, bütün gece kemiklerin ağırır, rüyanda timsahlar görürsün.... -EFEKT:Kabusa dair sesler duyulur: [DDT, pudra, sirke, timsah, timsah, timsaaah...!*]-  Evet, herşeyi aldın, peki nasıl taşıyacaksın şimdi bunları? Havanla abajur bir elde; karbolik asit'le çay öteki elde; peki bisikletle biraları nereye koyalım? Neyse, birtakım cambazlıklar, numaralarla yerleştirirsin kollarına… Ama tren ayrı bir dert. -EFEKT: Şehir sesi istasyon sesiyle karışır- Trendeki yerini, bacağını ayırıp alırsın, kolların şöyledir. Şu paketi şöyle çenenle tutarsın. Tepeden tırnağa kutularla örtünürsün ve tren yola çıkar -EFEKT:Tren düdüğü duyulur ve tren hareket eder. Trenin iç gürültüsü duylumaktadır- Derken, yanındaki kutunun ardından bir ses gelir!

 

1. Kadın:       Eşyalarınız yerimi işgal ediyor!

 

Tolkaçof:       Kalkarsın! Başka yere -EFEKT:üzerindeki eşyaların sesi duyulur-

 

2. Kadın:       Şu bisikleti koltuğumdan çekin!

 

Tolkaçof:       Kalkarsın! Başka yere -EFEKT:üzerindeki eşyaların sesi duyulur-

 

3. Kadın:       Abajuru burnumdan kaldırır mısınız?

 

Tolkaçof:       Kalkarsın! Başka yere derken olanlar olur!

 

Erkek Yolcu:   Hadi bakalım, hanımları rahatsız ediyorsun!!! -EFEKT:Tren durmuştur ve Tolkaçof trenden atılır-

 

Tolkaçof:       Atılırsın! Ben dayak yemiş eşek gibi, aptal aptal bakarım. Bak bir de şu halimi dinle. Neyse gürültü-patırtı sayfiyedeki eve varırım -EFEKT: Sayfiye sesi, çocuk çığlıkları  veyaza dair sesler duyulur-  Sanırsın ki, bu çalışmam güzel bir yemek ve soğuk birayla ödüllendirilecek değil mi? ve birazcık da şekerleme bir uyku? Ama ne gezer? Karım çoktan pusuya yatmıştır. Tam ben çorbamı yudumlayacakken o pençesini atmıştır bile.

 

Karısı:           Acaba dansa yahut amatör bir sayfiye tiyatrosuna gidemez miyiz?*

 

Tolkaçof:       HAYIR! –EFEKT: bir tiyatro oyunundan sesler duyulur- Diyemezsin tabii. Gidersin tiyatroya. "Aile facisası" yahut ona benzer bir oyun oynuyorlardır. Ölmekten başka bir şey istemeyecek kadar hasta hissedersin kendini.

 

Karısı:           Şşşşşşt! *

-EFEKT:Alkış sesleri duyuylur-

 

Tolkaçof:       Bir vals başlar... Eğer dansa gitmişsek, vaktin karınla dansedecek bir herif aramakla geçer.

 

Tolkaçof:       Danseder miydiniz?

 

Adam:           Sizinle mi? Saçma!

 

Tolkaçof:       Hayır, karımla.

 

Adam:           Karınız mı? Hangisi?

 

Tolkaçof:       Şuradaki, irice olan.

 

Adam:           Ama.. bu daha saçma!*

 

Tolkaçof::      Olmadı mı, kendin girişirsin bu karınla dansa! Vals biter... Eve döndüğün zaman, vakit geceyarısını geçmiştir. -EFEKT: cırcır böcekleri duyulur- Islak bir paçavraya dönmüşsündür ama nihayet kendi kendinesindir. Soyunup yatağa yatarsın. Gözlerini yumarsın. Uyku! Harika! Ne şairane değil mi? Çocuklar çığlak attıyor, karından uzaksın nihayet! İnsan başka ne ister? Uyumaya doğru gidersin. -EFEKT: sivrisinek "vız"lamaya başlar- Nedir o? Hım! Sivrisinekler! Allah kahretsin! Mısır vebası! Ispanyol! Engizisyon felaketi! Sivrisinekler! Vıııızzz, vııızzz, vıııızzz... Ne acıklı bir ses değil mi bu? Üstelik hüzün dolu bir ses. Sanki özür diliyor gibidir. Ama bu iğrenç mahluk bir soktu mu, artık bir saat tırmık tırmık kaşınırsın. Ne yaparsın? Sigara? Sivrisinekleri öldürmek? Tepeden tırnağa örtünmek? Hiçbiri fayda etmez. En iyisi onlara kendini teslim edersin. Bırak artık yesinler seni. -EFEKT: Sivrisinek vızlamayı keser.."Gluk, gluk" kan içme sesi, emme sesi duyulur- Tam bu sırada başka bir azap başlar. Karının misafirleri gelmiştir aşağıya.  -EFEKT:Uğultu, konuşma, karşılama-rabarba duyulmaktadır- Sopranolar. Tenorlar. Bu cins, gündüz uyur, geceleri amatör konserleri için pro