"Toplumun çürümesine seyirci kalmayacağız, bu suça ortak olmayacağız!"

"Toplumun çürümesine seyirci kalmayacağız, bu suça ortak olmayacağız!"

22 Eylül 2017

Barış Bloku, Demokrasi İçin Birlik (DİB) / Diyalog Grubu, Hak ve Adalet Platformu / Yurttaş Girişimi, "Ötekileştirici, ayrımcı söylemlerden cesaret alan ırkçı - faşist zihniyet ürünü vahim olaylar, art arda yaşanıyor. Bu düşmanlıkların iç çatışmalara, kardeş kavgasına kadar varabileceğini biliyoruz. Toplumun çürümesine seyirci kalmayacağız, bu suça ortak olmayacağız!" diyerek ortak bir duyuruya imza attı. Açık Gazete'de basın toplantısından sesler dinledik.

22 Eylül 2017 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Basın açıklaması şöyle: 

 

İktidarın, “üç beş kendini bilmez”e yükleyerek sorumluluktan kaçmaya çalıştığı vahim olayların art arda yaşandığı şu günlerde, hak ve adalete saygılı bir toplumda huzur, barış, kardeşlik içinde yaşamak isteyen biz yurttaşlar, gelişmeler karşısında endişe, öfke ve utanç içindeyiz.

Devletin tepelerinden, iktidar odaklarından kaynaklanan bölücü, ayrımcı kin ve nefret söyleminin, yüzeye çıkıp eyleme geçmek için fırsat kollayan ırkçı-faşist zihniyeti nasıl kışkırttığını, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’na ve HDP Milletvekili Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine saldırı olaylarında bir kez daha açıkça gördük.

SİHA’ların sivil yurttaşların ölümüne neden olduğu ihbarını değerlendirip bu konuda araştırma-soruşturma açması gereken merciler, Sezgin Tanrıkulu’nu teröristleri desteklemekle suçlayarak hakkında soruşturma açılmasını talep ettiler. Bağımlı yargı gecikmeden durumdan vazife çıkartırken, destek gören faşizan zihniyet, işi “telle boğma” tehdidine kadar götürdü.

HDP Milletvekili Aysel Tuğluk’un annesinin Ankara’da, vasiyet ettiği mezarlığa gömülmesini iğrenç bir saldırganlıkla engelleyen güruh, “Burası Türk-Müslüman mezarlığı, buraya Kürtleri, Alevileri, Ermenileri gömdürmeyiz” naraları atarken, devlet ve iktidar adına konuşanlar, “dinimizde bu yoktur” türünden kınamalarla yetinip saldırganlarla fotoğraf çektirdiler.

Gerek Tanrıkulu’na gerekse Tuğluk’un cenazesine yöneltilen saldırılar iktidardakilerin bugüne kadarki ötekileştirici, ayrımcı söylemlerinden ve müsamahasından cesaret almaktadır. Oysa devlet, insan yaşamını ve haysiyetini koruyacak önlemleri almak ve etkili soruşturma yapmakla yükümlüdür. AİHM’nin benzer konulardaki ihlal kararları yanında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesiyle düzenlenen “insanlık dışı muamele” ve TCK’nın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”i içeren 216. Maddesi, saldırganlar kadar onları özendiren, en azından cezalandırmayan yetkililer için de geçerlidir.

 “Böyle şeyler dinimizde yoktur” diyenlerin zihniyetlerinde ve siyasetlerinde “böyle şeyler” olduğunu yüzlerce örnekle biliyoruz. Endişeliyiz; çünkü iktidardan cesaret alarak kitlelere yayılan bu zihniyetin toplumu çürüttüğünü, ayrıştırdığını, düşmanlaştırdığını görüyoruz. Terörle mücadele adı altında sivilleri öldürmenin, Kürt, Alevî, azınlık düşmanlığını körüklemenin iç çatışmalara, kardeş kavgasına kadar varabileceğini biliyoruz.

Başta İçişleri Bakanı Soylu olmak üzere insanlık suçunun destekçilerinin istifasını, “onlar, onlar” diyerek toplumu bölenlerin ötekileştirdiklerinden ve hepimizden özür dilemesini, saldırganlıklarını sürdüren kişi ve yayınlar hakkında TCK’nın 216. maddesinden soruşturma açılıp hak ettikleri cezaları almalarını talep ediyoruz.

İşlenmekte olan insanlık suçları, yaygınlaştırılan kin ve nefret söylemi karşısında suskun kalmak suça ortak olmaktır. Bizler: her kesimden, her siyasetten, farklı inanç ve görüşlerden yurttaşlar olarak “Bu suça ortak olmayacağız” diyoruz.

BARIŞ BLOKU, DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK (DİB),

DİYALOG GRUBU, HAK ve ADALET PLATFORMU,

YURTTAŞ GİRİŞİMİ