Ocak 2016

Bağlı olduğu dosyalar: 
2016'nın Ardından

Ocak 2016

28 Aralık 2016
AA/Getty Images / Emin Mengüarslan

Türkiye’nin Ege kıyılarından Yunan adalarına geçmeye çalışan göçmen sayısı, 2015 yılında bir önceki seneye göre yüzde 500 artmıştı, çoğunluğu çocuk 286 göçmen boğularak ölmüştü. 2016'nın ilk ayında da göçmenler, daha güvenli bularak kendilerini soğuk ve dalgalı kış denizine teslim ediyorlardı.

30 Aralık 2016 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

"Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!"

Güneydoğu illerindeki ‘abluka’nın bir an önce son bulmasını talep eden, dünyanın 89 üniversitesinden 1100’ün üzerindeki akademisyenin yayınladıkları ortak bildiriden. (Cumhuriyet)

*

Zenginle fakir arasında bir savaş var,

Kadınla erkek arasında bir savaş.

Bir savaş var savaş diyenlerle

Yok diyenler arasında

Yılın sonlarında karanlık ve görkemli bir “son albüm” çıkarıp hemen ardından da öte dünyaya tantanasız, şık bir geçiş yapacak olan çağdaş ozan Leonard Cohen böyle demişti uzun zaman önce: Sanki yüzyıllardır yaşanmış, şiddeti her geçen gün artmakta olan dünya halinin özetini sunmak istermiş gibi.

Bekliyor ve korkuyorduk: 2016 da Açık Gazete ekibinin hatırında kalanları bir araya getirdiği, sene sonu özet kaydına işte böyle, savaşlar arasında şekillenmiş, şiddetle lebalep dolu, karmaşık ve kapkaranlık bir yıl olarak mı geçecekti – yine?

Yeni yıla dünyanın en yüksek gökdeleni Burç Halife’nin komşusu The Address Downtown Dubai’de çıkan muazzam yangını izleyerek giren dünyanın en zengin insanlarının, 2016 yılının ilk 5 gününde servetlerinin 194 milyar dolarlık kısmını kaybetmiş olması Oxfam’ın açıklamasını gölgelemeye yetmedi.

Britanya yardım kuruluşu Oxfam'ın çarpıcı raporuna göre, 2016 itibariyle dünyanın en zengin yüzde 1'lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99'luk kesimin servetinin toplamına eşit hale gelmişti; ayrıca, dünyanın en zengin 62 milyarderinin serveti de dünya nüfusunun en yoksul yüzde 50'lik kesiminin servetine denk geliyordu.

Medyada yer almadığı için kimseciklerin farkına varmadığı, varsa da varmamış gibi yapmayı tercih ettiği zengin ile fakir arasındaki bu savaş, kan dökülmeden varlığını sürdürebilmeyi de vaat etmiyordu elbette. ABD'de yılın ilk gününde kayıtlara geçen 95 silahlı saldırıda 30 kişi ölmüş, 75 kişi yaralanmıştı. Dünyanın uzak ara bir numaralı silah satıcısı olan ülkede sadece Noel günü ateşli silahlardan ötürü hayatını kaybedenlerin sayısı Yeni Zelanda, Norveç, Slovenya, Estonya, Bermuda ve İzlanda ülkelerinde bütün yıl boyunca işlenen cinayetlerin sayısına eşit gibiydi.

Şiddet dolu bir girizgâh oldu: ABD’de kendilerine çiftçi diyen silahlı faşist beyazlar kamu binalarını işgal ediyor, komşu Meksika’nın Temixco kentinde belediye başkanı seçilen Gisela Mota makamına oturduktan yalnızca bir gün sonra uyuşturucu çetelerince vahşice öldürülüyordu. Silah tacirinin en sadık müşterisi olan Suudi Arabistan’da ise, aralarında ülke vatandaşı Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr'in de bulunduğu 47 kişinin kellelerinin kılıçla uçurulmak suretiyle idam edilmesiyle birlikte, bu coğrafyada zaten hiç eksik olmayan intikam yeminlerinin listesi daha da kabarıyordu.

Suudi Arabistan’ın henüz birinci senesini bile doldurmayan Yemen Savaşı’nda da bu kabaran listenin kanlı hali açıkça görülebilirdi. BM’nin çocuk sorunlarına eğilen uzmanlık kuruluşu UNICEF, Yemen'de devam eden iç savaşın 10 milyon çocuğun hayatını trajik biçimde etkilediğini duyurdu. Ülkede, görme engellilerin merkezleri hedef alınıyor, gazeteciler hava saldırılarında paramparça edilerek hayatını kaybediyordu. Yılın sonunda güvenli şekilde gıdaya ulaşamayan insanların sayısı 14 milyonu geçecek, yani ülke nüfusunun yarısını epeyce aşacaktı!

Çocuklar için hayatın zor olduğu tek ülke Yemen değildi. Suriye’de muhaliflerin kontrolündeki doğu Halep’e 15 km uzaklıktaki İncara kasabasında bir okula yapılan saldırıda 12 çocuk ve bir öğretmen, İdlib kenti üzerinde uçan Rus uçaklarının bir pazar yerine yaptığı bombardımanda  da 68 kişi öldü, 135 kişi yaralandı. Tekrar hatırlatmak gerekirse, geçen yıl Suriye'de 55 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Suriye’de kan gövdeyi götürmeye 2016’da da devam ederken, 2015 yılının son aylarında Rusya ile Türkiye arasında başlayan husumet, Vladimir Putin’in Ocak ayında Türkiye’yi savaş suçu işlemekle ithamına kadar gidecek, ama bu sert duruş bir süre sonra karşılıklı el sıkışmalarına dönüşecekti. Ve tıpkı Suriye’de olduğu gibi, Türkiye’de de çatışmalar devam edecekti – hem de yıl boyu!

İlk gününde 4 güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği 2016 yılının Ocak ayında, Sur'da 12 yaşındaki Cizreli Bişeng Goran’ın yaşadığı eve isabet eden top mermisi nedeniyle yaşamını yitiren 38 yaşındaki Melek Alpaydın’ın, Şırnak’ta evli ve beş çocuk babası Ali Tetik’in ölüm haberleri birbiri peşi sıra gelmeye devam ediyordu. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 16 Ağustos 2015 ile 21 Ocak 2016 arasındaki sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan sivillere yönelik hak ihlalleri raporuna göre, beş ayda en az 198 sivil hayatını kaybetmişti.

AK Parti’nin Afyon kampında milletvekillerine verilen bilgilere göre Cizre, Silopi, Sur ve Nusaybin'in toplam nüfusunun yüzde 22’si göç etmiş, etkilenen esnaf sayısı 10.300’ü geçmiş durumdaydı.

Cizre, Ocak 2016 (Fatih Pınar, AF/AFP)

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde tarihi Ulu Cami'nin hoparlöründen teslim olun çağrıları yükselirken, ülkenin gündemini Şubat ayının ilk günlerine kadar Cizre’de bodrum katlarında sıkışan insanlara ne olacağı soruları meşgul edecekti.

İstanbu'dal Sultanahmet'te 10 kişinin ölümü, 15 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan ve IŞİD'in üstlendiği canlı bomba saldırısıyla beraber, PKK tarafından Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde polis lojmanlarına “misilleme” olarak yapılan, 1'i polis, 5'i sivil, 6 kişinin ölümüne neden olan saldırı da tıpkı 2015 gibi yeni yılın da Türkiye için terör saldırıları ile anılacağının habercisi gibiydi.

Ama bu gidişata “dur” demek isteyenler de 2016 yılının ilk günlerinden itibaren sesini çıkarmaktan vazgeçmeyeceklerini belli edeceklerdi.  Barış İçin Akademisyenler inisiyatifinde bir araya gelen yüzlerce akademisyen, bölgede süren sokağa çıkma yasaklarının beraberinde getirdiği hak ihlalleri ile, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi anayasasını ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini hep bir ağızdan dile getirdi.

Akademisyenler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yoğun eleştirileri, hükümet yetkililerinden gelen açıklamalar ve mafya babalarından gelen tehditler karşısında, yanlarında dünyanın dört bir tarafından akademisyenleri, sinemacıları, tiyatrocuları, edebiyatçıları, mühendisleri, mimarları, şehir plancılarını ve gazetecileri buldular.

Yıl boyunca devam edecek olan soruşturmaların işaretinin verildiği Ocak ayı, gazeteciler için de mücadelenin ne kadar elzem ve aynı zamanda zor olacağının görüleceği bir aydı.

2015 yılında işten çıkarılan gazetecilerin sayısı geçen yıla göre üç katına çıktı. 2016 yılında yeni rekorlar bununla da kalmayacaktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajında "gazeteciler ne kadar özgür olursa ülke demokrasisinin de o kadar güçlü olacağını" söylüyordu; Başbakan Davutoğlu da “Türkiye’de hiçbir gazeteci gazetecilik faaliyetinden dolayı hapiste değildir," diyordu, ama basın ve ifade özgürlüğü konusundaki büyük kriz daha sene başında ufukta belirmekteydi.

MİT TIR’ları haberlerinden dolayı 64 gündür tutuklu bulunan Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül için bir kez ağırlaştırılmış müebbet, bir kez müebbet ve 30 yıla kadar hapis cezası istenmiş, Taraf  Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Bülent Onur Şahin, yargılandığı davada 10 ay hapis cezasına çarptırılmış, Cizre'de bacağından mermiyle yaralanan İMC TV kameramanı Refik Tekin hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Freedom House adlı uluslararası kuruluşun Dünyada Özgürlük 2016 raporunda tüm dünyada özgürlüklerin üst üste on yıldır gerilediği açıklanır, Türkiye’nin ise yine "kısmen özgür" kategorisinde yer alındığını görülürken, Kanal D'de yayınlanan Beyaz Show adlı eğlence programında izleyici Ayşe öğretmen telefonla bağlanıp “Çocuklar ölüyor, sessiz kalmayın” der demez kıyamet koptu.

Sunucu Beyazıt Öztürk, izleyici ve program sorumlusu hakkında soruşturma başlatıldı. Öztürk, “Lütfen beni politikaya malzeme etmeyin,” diyerek konu dışı kaldı. Kanal D “Kanal D ilk günden bugüne devletin yanında yer almıştır,” diyerek safını belli etmeye çalıştı. Ayşe Öğretmen ile ona destek olmak amacıyla savcılığa başvurarak, suça ortak olduklarını bildiren 38 kişi ise mahkemelerde "terör örgütü propagandası" yapmak suçlamasıyla yargılandı.

2016’nın ilk aylarında göçmenlerin cesetleri kıyılara vurmaya devam etti. Türkiye’nin Ege kıyılarından Yunan adalarına geçmeye çalışan göçmen sayısı, 2015 yılında bir önceki seneye göre yüzde 500 artmış, çoğunluğu çocuk 286 göçmen boğularak ölmüştü. 2016 yılının ilk ayında hem Türkiye’nin hem de Yunan adalarının kıyılarında onlarca mültecinin cansız bedenleri yüzmekteydi.

Danimarka Meclisi, sığınmacıların ziynet eşyalarına ve paralarına el konulmasını öngören tartışmalı yasa tasarını kabul etmiş, İsveç’in Danimarka sınırında pasaport kontrolü başlatmasının ardından, Danimarka da Almanya sınırında aynı işlemlere başlamıştı.

AP

El Niño’nun kuraklık ve aşırı yağışlar bırakarak geldiği 2016 yılı, aynı zamanda hem kar fırtınaları, hem de yaklaşmakta olan sıcaklık rekorları ile alakalı uyarılarla dolu haberlerle başlıyordu.

EPA

ABD'nin doğu yakasındaki kar fırtınası sonucu 31 kişi hayatını kaybederken, Trabzon'da 10 yılın en yoğun karı görüldü.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Hava Kalitesi İzleme İstasyonları'ndan alınan bilgiye göre, Türkiye'de sınır değeri 90 kabul edilen partikül madde sayısı Keşan'da 228'e ulaştı. 2015 yılında hava kirliliğinin kritik seviyeye ulaştığı iller arasında İstanbul, Ankara, Bolu, Edirne-Keşan, Düzce, İzmir ve Iğdır gibi şehirler sayılıyor, Yenibosna’nın 181, Esenyurt’un 282, Kadıköy’ün 116 gün zehir soluduğu öğreniliyordu.

Ankara'da 99 baraj ve HES santrallarının toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise konunun özetini şöyle çıkarıyordu: "Gezi olaylarındaki taleplerden biri de HES inşaatlarının durdurulmasıydı," iddiasıyla başladığı konuşmasına Suça Ortak Olmayacağız bildirisine imza atan 1128 akademisyene göndermede bulunarak devam eden Erdoğan, "Yeşili biz isminde yeşil olanlardan çok daha fazlasıyla severiz. Biz onlardan daha çevreciyiz. Onlarınki green pistir, bizimki tam manasıyla yeşildir," diyerek zihinlerde kalıcı bir yer ediniyordu.

Ocak ayı kapanırken dünyanın uzay, atmosfer, hava ve okyanus araştırmalarından sorumlu belli başlı kuruluşları, 2015 yılının rekor kırarak tarihte kayıtlara geçmiş en sıcak yıl olduğunu tespit ettiler. Daha önceki rekor 2014 yılına aitti. Ondan önceki 2013’e, bir önceki de 2012’ye... Gezegenin gitgide ısındığı galiba gerçekti.