Haham Michael Lerner'in Muhammed Ali'nin Cenaze Töreninde Yaptığı Konuşma

Haham Michael Lerner'in Muhammed Ali'nin Cenaze Töreninde Yaptığı Konuşma

13 Haziran 2016

Muhammed Ali'nin, ABD'nin Louisville kentinde  yapılan cenaze töreninde, yılların barış aktivisti, yazar, yayıncı, Haham Michael Lerner çarpıcı bir konuşma yaptı. Açık Gazete'de bu konuşmayı Türkçe çevirisi ile beraber yayınladık. 

13 Haziran 2016 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Dua:

Ey Merhametin Efendisi, ey Merhametin Tanrısı!

İnayetin Muhammed Ali’nin üzerine olsun.

İnayetin Muhammed Ali için yas tutanların üzerine olsun.

İnayetin bu gezegen üzerinde Muhammed Ali için yas tutan milyonlarca insanın üzerine olsun.

Amin

Ben buraya Amerikan Yahudilerinin bir temsilcisi olarak konuşma yapmaya geldim. Amerikan Yahudileri’nin bu ülkede Afrikalı-Amerikalıların mücadelesi ile dayanışmasında önemli bir rol oynamış olduğunu söylemek için geldim. Ve de, bugün bu ülkedeki İslam cemaati ve dünyanın dört bir yanındaki İslam cemaati ile dayanışma içinde olduğumuzu anlatmak için geldim.

[Alkışlar]

Politikacıların ya da herhangi birinin,  birkaç kişinin eylemlerinden dolayı Müslümanları kötülemesine ve suçlamasına izin vermeyeceğiz.

[Ayakta Alkışlar]

Aşağılanmanın ne demek olduğunu biliriz biz. Geleneklerimizin en yüce tasavvurlarına karşı eylemde bulunan birkaç kişinin tüm geleneklerimizin yüce değerleriyle özdeşleştirilmesinin nasıl birşey olduğunu biliriz.

Ve, hem liberal ilerici Yahudilerin dergisi, hem de aynı zamanda dini inançlar arası bir dergi olan Tikkun’da bizlerin İsrail hükümetinin Filistin’lileri ezen kanadına karşı çıkması için ABD’ye çağrıda bulunmamız da bu sebepten: Biz Yahudiler olarak, Tanrı’nın herkesi kendi suretinde yarattığını, herkesin aynı derecede değerli olduğunu kabul etmek yükümlülüğünü taşırız – bunun anlamı da şudur: Filistin halkının ve yeryüzünün tüm diğer halklarının da aynı derecede değerli olduğunu kabul ederiz.

[Ayakta Alkışlar]

Louisville halkının Muhammed Ali ile özel bir bağı olduğunu biliyorum. Benim de Ali ile 1960’larda kişisel bir ilişkim olmuştu: Vietnam Savaşı’na çeşitli vesilelerle karşı durduğumuz için ikimiz de Federal Hükümet’in kovuşturmasına uğramıştık.

Şunu söylemek istiyorum ki, Ali dünya ağır sıklet boks şampiyonu olarak büyük övgüyle karşılanıyordu ama bildiğimiz gibi –saygıda kusur etmeden söylüyorum– dünya ağır sıklet şampiyonları gelir geçer, spor kahramanları gelir geçer, ama Muhammed Ali’nin durumunda farklı olan birşey vardı: En kritik anda, şöhretini ahlâksız bir savaşa başkaldırıp “Hayır, ben gitmiyorum!” demek için kullanmakta tereddüt etmedi.

[Ayakta Alkışlar]

Ve işte tam da bu sebeple, özellikle boksa ilgi duymayan on milyonlarca Amerikalı, Muhammed Ali’yi bağrına bastı. Çünkü o, kendisine tevcih edilmiş büyük onuru, edindiği büyük şöhreti, inandıkları uğruna, gerçekliği güce kavuşturma uğruna riske atmaya hazırdı. Üstelik, etrafında bulunan, geri kalan herkes, “Aman sakın, şampiyonluğun elden gider!” derken yaptı bunu. Ve şampiyonluk gerçekten 5 sene elinden alındı da!...

Ne var ki o, dik durdu ve tam da o türden bir ahlâki dürüstlüğe sahip olduğu için öylesine bir riski göze aldı.

[Alkışlar]

Öyleyse soruyorum: “Biz şimdi Muhammed Ali’yi nasıl onurlandırabiliriz?” diye. İşte cevabım: “Muhammed Ali’yi onurlandırmanın yolu, şimdi Muhammed Ali olmaktan geçer!” Yani hepimizden bahsediyorum! Burada bulunan ve bu konuşmayı dinleyen herkesten!

Gerçeği güce kavuşturacak şekilde eylemek ve konuşmak yeteneğini sürdürebilmek, artık bize kalmış bir şey!

Sesimizi yükseltmek, hayat oyunun kurallarına uyma yolundaki konforlu yoldan gitmeyi reddetmek zorundayız.

Kurallara uyma yolundaki konforlu yoldan gitmeyi reddetmeli, bu ülkenin varlığının yüzde seksenine sahip olan yüzde bir’in yüzüne karşı artık o serveti paylaşmanın zamanı geldi diyebilmeliyiz!

[Alkışlar]

Dünyanın dörtbir yanında şiddet kullanan, sonra da ezilenlere şiddet karşıtı nutuklar patlatan politikacılara, artık drone (insansız hava aracı) savaşlarına ve her türlü savaşa son vermenin, dünyanın dört bir yanındaki askerî üslerimizi kapatmanın, askerleri evlerine döndürmenin zamanı geldi diyebilmeliyiz!

Kitleleri hapishanelere kapatma yöntemini icat edenlere, artık toplumda herkese garantili bir gelir sağlamanın zamanı geldi diyebilmeliyiz!

[Ayakta Alkışlar]

Yargıçlara, ırkçı polisler tarafından derdest edilip ırkçı yargıçlar tarafından hapse tıkılmış sayısız Afrikalı-Amerikalıyı serbest bırakmaları gerektiğini söyleyebilmeliyiz.

[Tezahürat - Ayakta Alkışlar]

Ki, hapisteki Afrikalı-Amerikalıların pek çoğu marijuana bulundurmak gibi suçlardan yatarken, aynı suçlamalarla karşılaşan beyazlar daima dışarıdalar!

[Tezahürat – Alkışlar]

Seçilmiş yetkililere, işkenceye izin verenleri, 2008 ekonomik çöküşüne yol açan büyük bankalarla yatırım şirketlerinin yöneticilerini hapsetmeleri gerektiğini söyleyebilmeliyiz!

[Alkışlar]

Türkiye’nin liderlerine artık Kürtleri öldürmekten vazgeçmeleri gerektiğini söyleyebilmeliyiz.

İsrail Başbakanı Netanyahu’ya, İsrail’in güvenliğini sağlamanın yolunun, Batı Şeria’nın işgaline son vermekten ve bir Filistin devleti kurulmasına yardımcı olmaktan geçtiğini artık söyleyebilmeliyiz.

[Alkışlar]

Amerika Birleşik Devletleri’nin gelecekteki başkanı olacak hanıma [tezahürat], her türlü ulusal seçimlerde ve yerel seçimlerde Kongre’nin ve eyalet meclislerinin her türlü fonlanmasını – şirketlerden, bireylerden ve diğer yerlerden gelecek – tüm diğer paraların ve fonların yasaklanmasını sağlayacak, bunların tamamını kamu fonu haline getirecek bir anayasa değişikliği önerisinde bulunması gerektiğini söyleyebilmeliyiz.

[Alkışlar]

Gelecekte başkan olacak hanıma, ülke güvenliğini sağlamanın yolunun yeni tahakküm biçimleri denemekten geçmediğini söyleyebilmeliyiz.

Güvenlik için dünyaya, “öteki”ne hükmetme stratejisinin son 10 bin yıldan beri denenmiş olduğunu ve bunun sökmediğini söyleyebilmeliyiz!...

[Alkışlar]

Amerika Birleşik Devletleri’ne güvenlik getirmenin yolunun, en güçlü ülke olarak değil, en cömert ve müşfik ülke olarak bilinmekten geçtiğini söyleyebilmeliyiz!

 [Alkışlar]

Ve, hem dünyada, hem de ülke içinde bir Marshall planı ile işe başlayabiliriz: Dünyada ve ülke içinde yoksulluğu, evsizliği, açlığı, yetersiz eğitimi, yetersiz sağlık ve bakım hizmetlerini tek kalemde sonsuza kadar bitirmek için gereken bir planla...

[Alkışlar]

Ruhani ilericilerin İnançlararası şebekesini paylaşmak üzere herkesi spiritualprogressives.org adresi üzerinden bize katılmaya çağırıyorum.

Bu gezegen üzerindeki tüm Müslümanların, yanı sıra tüm inançlara mensup insanların ve seküler hümanistlerin esenliği için uğraşacağımıza dair taahhüdümüzü burada bir kez daha tekrarlıyorum.

Dünya Müslümanlarına Ramazan’da oruçlarını sürdürürlerken saygılarımı sunuyor, büyük adalet ve barış savaşçısı Muhammed Ali’nin kaybından duydukları yasta ve onun hayatını kutlamakta dünya Müslümanlarıyla el ele olduğumuzu ilan etmek istiyorum.

Allah Muhammed Ali’ye selamet versin.

Allah Hazreti Muhammed’e selamet versin.

Allah bütün insanlığa selamet versin.

Allah hepimize selamet versin!

Amin!

***

Tikkun Dergisi Ana Sayfası yayınından Türkçe'ye çeviren: Ömer Madra

 (http://www.tikkun.org/nextgen/)