Ağustos 2017

Bağlı olduğu dosyalar: 
2017'nin Ardından

Ağustos 2017

30 Aralık 2017

Dünyanın en trajik gerçeklerinden bir olan gıda ve su kaynaklarınn aşırı tüketimi durumu bu yıl itibariyle had safhaya ulaştı.  Dünya’da bir senede üretilebilen gıda ve su kaynakları, önceki yıllarda ekim aylarında tükenirken, bu yıl 2 Ağustos itibarıyla tükenmiş oldu.

02 Ocak 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

AĞUSTOS 2017

“Basit gerçek şu ki, artık insanlar gezegen üzerinde bir jeolojik güç haline geldiler. Dünyanın sınırlarını daha önce istemediğimiz ve tam da anlamadığımız bir şekilde değiştirme gücüne sahipler. Sular her geçen gün azar azar yükseliyor, kumsalları silip süpürüyor, sahilleri erozyona uğratıyor, evleri, dükkânları, ibadet yerlerini basıyor. Dünyamızı sular seller bastıkça bunun muazzam ıstıraba ve yıkıma sebep olması muhtemel. Ama aynı zamanda insanları bir araya getirmesi, daha önceden kimsenin kestiremeyeceği yaratıcı eylemlere ve dostlukların geliştirilmesine esin kaynağı olması da muhtemel.”

Jeff Goodell, The Water Will Come, 2017

Dünyanın en trajik gerçeklerinden bir olan gıda ve su kaynaklarınn aşırı tüketimi durumu bu yıl itibariyle had safhaya ulaştı.  Dünya’da bir senede üretilebilen gıda ve su kaynakları, önceki yıllarda ekim aylarında tükenirken, bu yıl 2 Ağustos itibarıyla tükenmiş oldu.

Kuyunun başında su için bekleyenler. Gujarat, Hindistan (Amit Dave / Reuters)

Küresel ısınmanın etkilerinin en açık biçimde görülebileceği Avustralya kıyılarındaki Büyük Set Resifi (Great Barrier Reef), bir grup uzmanın iddialarına göre “inanılmaz bir hızda” değişen iklim yüzünden ağarmış ve artık geri dönüşü olmayan bir hale gelmiş, sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyan bir Rus tankeri ilk defa rekor hızla, üstelik bir buz kırıcısı kendisine eşlik etmeden Kutup Denizi’ni rahatlıkla geçebilmişti.

ABD, Başkan Trump'ın Haziran’da açıkladığı Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararını resmi olarak Birleşmiş Milletlere ilettiği günlerde, Kanadalı yetkililer, St Lawrence Körfezi'nde yaşanan buzul balinası ölümlerinin "felaket" boyutuna ulaştığını açıklıyordu

BM Gıda ve Tarım Örgütleri, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde çatışma ve göçler nedeniyle ciddi ölçüde gıda sıkıntısı yaşandığı belirtmiş, Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, Etiyopya'nın güney bölgelerinde 700 bin kişinin daha açlığın eşiğine sürüklendiğini kaydederek, uluslararası topluma yardım çalışmalarını hızlandırma çağrısı yapmıştı.

Oxfam International

BM Güvenlik Konseyi, Yemen, Somali, Nijerya ve Güney Sudan'daki çatışmalar nedeniyle 20 milyon kişinin açlık kriziyle karşı karşıya olduğu uyarısını yinelerken, bütün bu kıyamet hali içinde Ormancılık ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu Türkiye için 2020 ya da 2021’de bir kuraklık durumu öngörüldüğünü belirttikten sonra, kendinden emin bir şekilde, “İstanbul’un suyunu 2071 yılına, yani Türklerin Anadolu’ya ayak bastıkları Malazgirt zaferinin bininci yıldönümüne kadar garanti altına alacağız” dedi. Bakan, bu garantinin işlememesi halinde bıyıklarını keseceğinin garantisini veriyordu.

Bakan Edirne için aynı şeyleri söyleyebilir miydi bilinmez ama, Trakya bölgesinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı nehirlerin kurumasına ve nehir yataklarında büyük kum adacıklarının oluşmasına neden olmuş, Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, Şeytan Sofrası mevkiinde 'Cennet Koyu' diye anılan bölgede 15 hektarlık alan cehenneme dönmüş, içindeki canlılarla birlikte kül olmuştu..

Yunanistan'da 2007 yılında yanan ve 42 kişinin ölümüne neden olan yangının başladığı yer olan Elia’nın zeytinlik ve ormanlık bölgelerinde dikilen ağaçlar henüz daha yeni filizlenmişken aynı yerde korkunç yeni yangınlar çıktı.  24 saat içinde ülkede 67 orman yangını kaydedilirken, karşı kıyıdaki İtalya'da durmak bilmeyen orman yangınları vardı. Orada bir grup itfaiyeci, para kazanabilmek için kasıtlı olarak kundakçılıkla suçlanıyordu, ama iklim değişikliği kelimelerini telaffuz eden yoktu.

Türkiye’de Erzurum, İzmir, Hatay, Tunceli ve Samsun'da peş peşe yangınlar çıkıyor, ABD'de ise California ve Montana eyaletlerindeki muazzam yangınlar sönmek bilmiyordu.

Yangınların kötü kalpli ikizi ise sellerdi. Batı Afrika ülkesi Sierra Leone'da sel ve toprak kaymasında ölenlerin sayısı 400'ü,  Hindistan, Nepal ve Bangladeş'te muson yağmurlarının yol açtığı sellerde ölenlerin sayısı 800'ü bulmuş, toplamda 24 milyonluk muazzam bir kitle sellerden etkilenmişti. İran, Yemen ve Çin'de de rakamlar çift basamaklı olsa da durum aynıydı.   Tükiye'nin güneyinde Antalya, kuzeyinde Rize sel sularıyla mücadele etmekteydi.

Yerküre aynı zamanda depremlerle de sarsılmaktaydı. Çin'in Siçuan eyaletinde meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki depremde 100'ün üzerinde insan hayatını kaybetmiş, Muğla'nın Bodrum ilçesinde meydana gelen “deprem fırtınaları” insanları uzun süre tedirgin etmişti. Başbakan Binali Yıldırım'ın "Bundan sonra olacak deprem batı bölgelerimizde" şeklindeki kehanetvari açıklamasına tezat teşkil edecek şekilde, Doğu’daki Hasankeyf yapay da olsa depremlerle sarsılmaya başlamıştı. 12 bin yıllık Hasankeyf, yapımı büyük ölçüde tamamlanan Ilısu barajının suları altında bırakılmadan önce dinamitlerle yıkıldı. Doğal mağaraların dinamitlerle patlatılması ve yerlerine beton dolgu ve imitasyon yapı ve süsler yapılması girişimi tepkiyle karşılandı.

Bodrum'daki sarsıntılara aldırmayıp, 15 yakını ile birlikte tatile gelen Suudi Arabistan Kraliyet Ailesi’nin Karun kadar zengin prensi El Velid Bin Tallal Bin Abdülaziz El Suud, öğle saatlerinde 33 derece sıcakta bisikletle gezinti yaparken görüntülendi. Çok değil iki ay sonra, veliaht kral Salman’ın devasa operasyonu ile gözaltına alınacak ve 18 milyar dolarlık muazzam servetinin bir bölümünü “fidye-i necat” olarak ödemek zorunda kalacak olan prensin başta Twitter, dünyanın önde gelen bir çok şirketinde de hissesi bulunuyordu.

Ağustos ayında BM Güvenlik Konseyi, füze programı nedeniyle Kuzey Kore'ye yeni yaptırımlar uygulanmasını kabul ederken, Pyongyang yönetimi misillemede bulunacaklarını ve nükleer silahlanmadan asla vazgeçmeyeceklerini cümle aleme duyurdu.

O sıralarda BM’den bir kınama da Latin Amerika’da Venezuela hükümetine yapıldı. Parlamento, tartışmalı Kurucu Meclis'in yetkilerini kabul etmiyordu. Parlamento Başkan Yardımcısı "Bizi buradan ancak kurşunla çıkarırlar" diye meydan okurken, Maduro hükümeti, muhaliflere karşı sistematik ve orantısız güç kullanıldığını belirten BM tarafından sert bir şekilde kınandı.

ABD'de Virginia Eyaleti'ne bağlı Charlottesville bölgesinde ırkçı grupların, Amerikan İç Savaşı dönemindeki ayrılıkçı Konfederasyoncuların komutanı general Robert E. Lee'nin heykelinin kaldırılması planına karşı bir gösteri düzenlemesiyle başlayan olaylar KKK uniformalarının ve Nazi bayraklarının ABD sokaklarında beraberce dalgalanmasına neden oldu.

Virginia Üniversitesi, Charlottesville, VA. ABD, 11 Ağustos 2017 (Edu Bayer / The New York Times)

Virginia Üniversitesi kampüsünde göstericiler ellerinde meşalelerle yürürken, aynı akşam karşı gösteri yapan eylemcilerle karşı karşıya gelinmesiyle, birçok yerde şiddet olayları yaşandı. Bazı kişiler ırkçıların yürüyüşüne silahlı olarak katılırken, ırkçılık karşıtı göstericilerin içine hızla dalan bir ırkçı, aracıyla ezdiği bir kişiyi öldürdü, 19 kişiyi de yaraladı..

Irkçı eylemlere katılan ABD'li Peter Tefft, babası tarafından evlatlıktan reddedildi ama Başkan Trump'ın Charlottesville'deki olaylara ilişkin kınama mesajında ırkçılıktan tek söz  etmemesi, büyük tepki çekti. 

NewYork, ABD, 13 Ağustos 2017 (Peter Foley / EPA)

Kendi babası 1927'de New York'taki bir KKK gösterisine katılıp tutuklanmış olan Trump, giderek artan baskı sonrası daha fazla direnemedi ve KKK ile Neo Naziler gibi azgın sağcı grupları doğrudan hedef alan bir açıklama yapmak zorunda kaldı.

Trump'ın, Meksika Cumhurbaşkanı'ndan, Meksika sınırına inşa etmeyi planladığı duvarın masraflarını Meksika'nın ödemeyeceğini kamuoyu önünde söylememesini istediği  de tam o sırada açığa çıkıyor, Kanada ise Trump'ın göç politikalarından korkup ülkeye akın eden binlerce mülteci için ABD sınırında çadırkent kuruyordu.

Ağustos sıcağında dünyanın binbir köşesi saldırı ve şiddet eylemleriyle adeta alev alevdi.

Afganistan'ın Herat vilayetinde bir Şii camiine düzenlenen intihar saldırısında en az 20, Rusya'nın başkenti Moskova'da bir mahkeme binasına düzenlenen silahlı saldırıda 3, İspanya'nın Barcelona şehrinde bir minibüsün kalabalığın arasına dalmasıyla 13 kişi ölmüş, bütün bu olaylarda yüzlerce kişi de yaralanmıştı.

Yine bu ay Yemen başkenti San’a yakınlarında küçük bir otele hava saldırısı düzenlendi.

Suudi Arabistan’ın bu saldırısında Reuters’e göre en az 35, Saba haber ajansına göre ise 71 kişi hayatını kaybederken, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Rakka'ya giriştiği hava saldırılarında 8 günde en az 170 sivilin öldüğünü duyuruyordu.

Çatışma, saldırı ve şiddet halleri çöllerden dağlara her yere yayılmış gibiydi. Hindistan ve Çin askerleri, Himalaya dağlarının eteklerinde birbirlerine taşlarla saldırırken, zaten taş üstünde taş kalmamış Gazze'ye hava saldırısı düzenleyen İsrail ordusu, Filistin kentini düzlemeye devam ediyordu.

İsrail, jetlerine güveniyor olabilirdi ama Türkiye'nin de yeni güvencesi olarak bekçileri vardı. İstanbul'da kendilerine “Gece Kartalları” diye fiyakalı bir ad yakıştırılan 386 bekçi ilk etapta polisle birlikte devriye gezmeye başladı. "Silahınızı kullanmakta tereddüt etmeyin" talimatını da yetkili mercilerden alan bu 386 kartal İstanbul'un mahallelerinde nöbet tutmaya başladı. Öte yandan Trabzon Valiliği, Maçka’da PKK’lılarla çıkan çatışmada yaşamını yitiren bir çocuğun askerlere yer gösterirken ateş altında kalarak hayatını kaybettiğini açıkladı. Ailesi, 15 yaşındaki Eren Bülbül'ün güvenlik önlemi alınmadan çatışma bölgesine götürülmesini eleştirdi ama nafile, giden gitmişti bir kere.

Bu esnada nöbetler, gösteriler, gözaltına almalar, alınmalar ve tutuklamalar gırla gidiyordu. HDP'nin Vicdan ve Adalet Nöbeti, İstanbul’un Anadolu yakasındaki Yoğurtçu Parkı’nda devam ediyor ama polis, park giriş çıkışlarını sımsıkı kapatarak sadece vekillerin ve HDP ilçe yöneticilerinin parka girmesine izin veriyordu. "İşimi geri istiyorum" talebiyle başlattıkları açlık grevinde150 günü geride bırakan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'nın avukatlarıyla görüş süreleri nedense kısaltılırken, Süper Kupa futbol maçında "Nuriye-Semih Yaşasın" yazılı pankart açan 10 kişi  –nedense– tutuklandı.

Tutuklanan bir diğer kişi de, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil'i ziyaret eden ve sonra Habur Sınır Kapısı üzerinden Türkiye'ye giriş yapan Fransız gazeteci Loup Bureau oldu. YPG'li olduğu şüphesi ile beş gün gözaltında kalan Bureau, örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklanarak Şırnak T Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

İstanbul'da ByLock kullanıcısı oldukları iddia edilen 35 gazeteci hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Gazetecilerden dokuzu tutuklandı. Aralarında Birgün editörü Burak Ekici de vardı. Kapatılan Özgür Gündem’in Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı gerekçesiyle açılan davada, 1 yıl 6 ay hapis cezası alan Murat Çelikkan, 14 Ağustos günü cezaevine giriyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde danışmanı olan Hürriyet yazarı Akif Beki'nin yazılarına son veriliyor, Cumhuriyet'te yazılarına son verilen Nuray Mert, Beki ile birlikte anılmak istemediğini söylüyordu.

İspanya'da tatil yaparken Türkiye'nin İnterpol’e suç bildirimi yapması üzerine İspanya polisince gözaltına alınan uluslararası üne sahip yazar Doğan Akhanlı'nın, Madrid'de çıkarıldığı mahkemede ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığı günlerde, hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ, Türkiye'de cezaevlerinde salt gazetecilik yaptığı gerekçesiyle tutuklu ve hükümlü kimsenin olmadığını söyledikten sonra, "Türkiye'de tweet attı diye tutuklanan bir Allah'ın kulu var mı, yok" diyerek hem kendi soruyor, hem de kendi cevaplıyordu.

Teksas, ABD, 28 Ağustos 2017 (Luke Sharrett / Bloomberg / Getty Images)

ABD’nin son 12 yılda yaşadığı en şiddetli kasırga olduğu söylenen Harvey, Teksas eyaletini yıktı geçti. 63 insanın hayatına mal olan ve artık benzerine pek sık rastlanmaya başlayan kasırga 198 milyar dolar gibi inanılmaz yükseklikte maddi zarara da yol açmıştı. Bir milyondan fazla insanın hayatını doğrudan etkileyen Harvey, ABD’nin en kalabalık dördüncü kenti Houston’un neredeyse dörtte üçünü 45 cm derinliğinde sel suları altında bırakmıştı. Felaketten etkilenen kazazedeleri ziyaret etmeyip sadece kurtarma faaliyetlerini uzaktan izlemekle eleştirilen Başkan Trump suların çekilmesinin ardından felaket bölgesine intikal etti ve hem kent sakinlerinin, hem de genel olarak Amerikalıların kahramanlık ve fedakârlığına övgüler yağdırdı.

Bu gibi berbat haberlerle adeta lebalep dolu olan Ağustos ayının gerçekten iyi haberi ise Avustralya’dan gelecekti.

 

"Aşk aktır." (Carol Cho / AAP)

Avustralya seçmenleri, danışma niteliği taşıyan bir referandumda, aynı cinsten insanların evlenmesine neredeyse üçte iki gibi ezici bir çoğunlukla evet dedi. Parlamento da hemen ardından neredeyse oybirliği ile bunu yasal bir hak haline getirdi. Avustralya, böylece, aynı cinsler arasında evliliği heteroseksüel evlilikle eşit sayan 25.ülke oldu. Dünyada 20 yıl öncesine kadar bu eşitliği kanun önünde kabul eden tek bir ülke bile olmadığı düşünüldüğünde, bunu 2017’nin önemli başarılarından biri saymak, yerinde olabilir.

Kategori: