Ağustos 2016

Bağlı olduğu dosyalar: 
2016'nın Ardından

Ağustos 2016

28 Aralık 2016
Reuters / Mohamed Nureldin

NASA tarafından tutulan kayıtlara göre dünya tarihinin en sıcak Ağustos ayı sadece sıcak değil, aynı zamanda ölümcül derece yağışlıydı da. Kitab-ı Mukaddes'e gönderme yapar gibiydi şartlar: “Bir yanda cehennem, bir yanda tufan!”

Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

"Teknik detaylara odaklanmayın. Bu bir savaş!"

Suudi Genreal Ahmed Asseri, Yemen'de Suudi uçaklarının bir ilkokulu vurarak, çoğu 8 ile 15 yaşındaki çocuklar olmak üzere en az 19 kişiyi öldürmesi hakkında konuşuyor. (The New York Times)

*

NASA tarafından tutulan kayıtlara göre dünya tarihinin en sıcak Ağustos ayı sadece sıcak değil aynı zamanda ölümcül derece yağışlıydı da. Kitab-ı Mukaddes'e gönderme yapar gibiydi şartlar: “Bir yanda cehennem, bir yanda tufan!”

Makedonya'nın başkenti Üsküp'te 6 Ağustos’ta bir anda bastıran aşırı yağış, insanların arabalarından bile dışarı çıkmalarına izin vermemiş, neticede 21 kişinin ölümüne neden olmuştu.

Kuraklıktan çatlayan topraklardaki Sudan'da da sağanak yağışların neden olduğu sel felaketinde 80’in üzerinde insan hayatını kaybediyordu, Hindistan’ın Goa-Mumbai karayolunda yağmurlara dayanamayıp yıkılan köprünün üzerindeki otobüste bulunan 24 kişiden sadece 2’sinin cesedine ulaşılıyordu.

Meksika’da 30, komşusu ABD'nin Louisiana eyaletinde 3 kişi daha sel suları yüzünden ölürken, yine Hindistan’da şiddetli yağışlarda sel sularına kapılarak kaybolan fil, sınırın ötesinde, komşu Bangladeş'te kurtarılıyordu.

Türkiye’de ise, Karadeniz bölgesinde Kastamonu, Zonguldak ve Bartın’da çok sayıda ev ve iş yerini su bastı, bazı yollar ulaşıma kapandı, otobüs, minibüs, otomobil ve başka araçlarda mahsur kalan insanlar saatlerce bekledikten sonra kurtarılabildi.

İstanbul’un Maltepe, Çanakkale’nin Gelibolu, Muğla’nın Ula, Çorum’un Osmancık ilçelerinde ise hektarlarca ormanlık arazi, içerisindeki canlılar ile birlikte cayır cayır yanıyordu.

Olağanüstü sıcaklıkta geçen bahar mevsimi sayesinde gezegende büyük sürprizler de yaşanmaya başladı. Eriyen Grönland buzullarının altında dünyanın en eski fosili bulundu. Bilim insanları, eriyen buzulların altında buldukları 1 ila 4 santimetre boylarında, koni şeklindeki yapıları laboratuvar ortamında inceleyince, aslında 3,7 milyar yıl öncesine ait mikropsu organizmaların fosillerini bulmuş olduklarını farkediverdiler.

Oysa, bu buluşa kadar yeryüzünde hayatın başlangıcı, yaklaşık 3,5 milyar yıl öncesine tarihleniyordu. Yani, iklim yıkımı sayesinde hayatın başlangıcını 200 milyon yıl geriye taşımak mümkün oldu! Bu sevindirici bir buluştu ama öte yandan, yine küresel ısınma nedeniyle insan türünün ve başka bir çok türün hayatını önümüzdeki 50-60 yıl içinde bile büyük ölçüde sona ermesi de mümkün görünüyordu maalesef.

Grönland’dan Ankara’ya ve Ortadoğu’ya hızlı bir geçiş: Başbakan Binali Yıldırım’ın görevinden istifa ettiğini duyurduğu İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın görevde olduğu 2 yıl 8 aylık dönemde, Türkiye’de 17 büyük terör saldırısı yaşanmış olduğu biliniyordu. Ama patlama ve çatışma hali, İçişleri Bakanı’nın âniden görevden ayrılışı ile birlikte görünürlüğünü kaybedecek değildi – haliyle.

Irak, Suriye ve Libya'da uluslararası koalisyon güçlerinin müdahalesiyle önemli toprak kaybına uğramasına rağmen IŞİD’in saldırıları da devam ediyordu.

Gaziantep, 22 Ağustos 2016; Sedat Sunda / EPA

Gaziantep'in merkez Şahinbey İlçesi'nde sokakta yapılan düğünün kına gecesini kutlayan kalabalığın arasına karışan 12-14 yaşlarında bir canlı bomba kendini havaya uçurarak 51 kişiyi öldürüp, 69 kişiyi de yaralamıştı. Çocuk askerler fenomeninden sonra çocuk bombalar gerçeği ile burun buruna idik!

24 Ağustos 2016, saat 04.00'de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı tarafından önemli bir açıklama yapıldı: “Türk Silahlı Kuvvetleri, Koalisyon Hava Kuvvetleri tarafından Suriye'nin Halep kentine bağlı Cerablus bölgesine terör örgütü IŞİD'ten temizlenmesi amacıyla askeri harekât başlatılmıştır.” Böylece Türkiye fiilen Suriye’deki savaşın bir parçası haline gelmiş oldu! Bu kısacık açıklama ile birlikte komşu ülkenin topraklarında uzun bir savaş dönemine girmiş oluyordu belki de.

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı tanklar Fırat'ı geçerek Özgür Suriye Ordusu’nun yüzlerce savaşçısı ile buluştu ve uzun sürecek bir askeri harekâtın başlangıcını Cerablus’u IŞİD işgalinden kurtararak yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı bu operasyondan derin kaygı duyduklarını açıklarken, ABD Savunma Bakanlığı havadan destek olduklarını, AB ise askeri  operasyonlara ilişkin yorum yapmadıklarını söylüyorlardı.

Yılın son günlerine girilirken Fırat Kalkanı harekâtında Türk Silahlı Kuvvetler mensubu askerlerden şehit olanların sayısı 37’yi bulacak, yaralanan askerlerin sayısı bunun kat be kat üstünde olacaktı. Neredeyse her 3 günde bir şehit verilen bu harekâtta El Bab önünde girişilen şiddetli çatışmalarda IŞİD’in Türk askerlerine ağır saldırı, işkence ve katliam görüntüleri de sosyal medyada iğrenç bir savaş propagandası malzemesi olarak kullanılacaktı.  

Suriye’deki savaşta bir ambulansın içinde toz dumana batmış oturan perişan ve şaşkın görüntüsüyle savaşın sembolü halini alıveren Ümran Dakneş adlı 5 yaşındaki çocuk, tüm sosyal medyayı sarsmasına rağmen savaşın genel gidişatında sivillerin kaybına dair herhangi bir hareketlenme başlamasına yetmedi ne yazık ki.

Halep'te üç hafta boyunca süren hükümet kuşatmasını kırdıklarını duyuran muhaliflere, rejim daha fazla hava bombardımanı, daha fazla milis saldırısı ile karşılık vermeye hazırlanıyordu.

Suriye’deki hava bombardımanı sadece muhalifleri değil, aynı zamanda paylaşım kavgasına düştükleri ülkenin kuzeydoğusunda PYD'nin silahlı kolu YPG'yi vuruyordu. Haseke’de ordu ile YPG arasında günlerdir süren çatışmalar Rusya’nın arabuluculuğuyla sona erdi.

İşkence, dayak ve açlık yüzünden Suriye cezaevlerinde 18 bine yakın tutuklunun öldüğünü açıklayan Uluslararası Af Örgütü, dünya devletlerinin duruma seyirci kalamayacağını duyurmasına rağmen, ABD, Rusya, İran ve Türkiye Ağustos ayında da bölgeye daha çok silah yığmaya devam etti.

Uluslararası Af Örgütü bir diğer raporunda, Etiyopya'da gerçekleştirilen protestolar sırasında, polisle göstericiler arasında çıkan çatışmalarda yaklaşık 100 göstericinin öldürüldüğünü açıklamış, 11 Temmuz’da çatışmalardan zeferle çıkan Güney Sudan askerlerinin başkent Juba’da, aralarında BM yardım görevlilerinin de olduğu onlarca kadına tecavüz edip öldürmelerinin cezasız kalmaması çağrısında bulunmuştu.

Yemen'deki çatışmalar nedeniyle Ağustos ayında ülkede 180 sivilin öldüğü, 268 sivilin ise yaralandığı bildirildi. Eğitim ve sağlık kurumlarını, çarşı, pazar ve ibadethaneleri, havaalanlarını ve –tabii– sivillerin evlerini hedef alan en az 41 saldırı düzenlendiği açıklandı.

Türkiye’de kanlı darbe girişiminin ardından başlayıp 27 gün süren demokrasi nöbetlerinin sona ereceği tarih Yenikapı'daki Demokrasi ve Şehitler Mitingi'nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından halka duyuruldu.

Partilerüstü bir etkinlik olarak nitelendirilmesine rağmen HDP’den kimsenin çağrılmadığı, CHP lideri Kılıçdaroğlu, MHP lideri bahçeli ve mehteran takımının da aralarında bulunduğu – kimi kaynaklara göre 5 milyonluk, kimi kaynaklara göre de 1 ila 1,5 milyon kişilik bir kitlenin katıldığı mitingin ardından hayat olağan akışına döner gibi oldu.

“Olağan”dan kasıt, "örgüt propagandası" gerekçesiyle kapatılan Özgür Gündem gazetesine polis baskınını haber yapan İMC TV kanalı çalışanları da dahil, gazetenin editörleri ve genel yayın yönetmeninin gözaltına alınması, Azadiya Welat gazetesi'nin Diyarbakır'daki merkez bürosuna yapılan baskın ile yine aynı akıbete maruz kalan 24 basın emekçisinin gözaltına alınması ya da Zana Kaya ve İnan Kızılkaya’nın tutuklanması ardından hapisteki toplam tutuklu gazeteci sayısının 94’e ulaşması değildi elbet.

Altı yıl önce İstanbul Narkotik Şube’de gözaltına alınarak, sözlü ve fiziki polis şiddetine uğramasının ardından hayatına son veren Onur Yaser Can’ın, Hrant Dink’in, Roboski’de ölenlerin, Rus uçağının düşürülmesi olayı faillerinin darbenin ardından daha net bir şekilde ortaya çıkıyor oluşu da değildi.

Kremlin Press Service

Hayatın olağan akışı, bir çok platformda birbirilerine benzetilen ve Erdoğan’ın hitabıyla, “Saygıdeğer kıymetli dostum,” Putin ve ülkesi Rusya ile olan ilişkilerin normale dönmesi gibi bir şeydi. St. Petersburg havalimanında Türk işçiler tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan "Çarlar Köyü” olarak bilinen bölgedeki Konstantin Sarayı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le, uçak krizinden sonra ilk kez bir araya geldi ve "çok olumlu" olarak tanımlanan 1.5 saatlik bir görüşme gerçekleşti.

Ülkede yaşanan kaotik hali ortaya koyabilecek istatistikler şöyleydi: İstifa etmeden önce yaptığı son açıklamalarından birinde İçişleri Bakanı Efkan Ala, görevden uzaklaştırılan kamu çalışanı sayısının 76 bin civarında olduğunu, 5 bin 171 kişinin gözaltında tutulduğunu, 16 bin 899 kişinin ise tutuklandığını söylüyordu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yeni bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ilk etapta zaten kapasitesinin üzerinde insan barındıran cezaevlerinden yaklaşık 38 bin kişinin tahliye edileceğini bildiriyor, ama bunun bir af olmadığını, cezalarını dışarıda “denetimli serbestlik” rejimi çerçevesinde çekmeye devam edeceklerini söyleyerek, halkın herhangi bir yanlış anlamaya kapılmasını engellemiş oluyordu.

İlan edilen OHAL’le birlikte; cezaevlerinde aile ve avukat görüşlerinin yasaklanması, avukatlarla dahi görüşmelerin kamera kaydı altında gerçekleştirilmesi, gazetelerin cezaevine sokulmasının yasaklanması, siyasi tutukluların darp edilmesi gibi iddiaların peşpeşe gelmeye devam ettiği günlerde, eski tutuklular yeni gelen tutukluların işkence seslerinden, bağırtı ve inlemelerden dolayı geceleri uyuyamadıklarını avukatları aracılığı ile kamouyuna aktarmaktaydı.

Soma Faciası duruşmasında yargılanan Soma Holding Patronu Can Gürkan, Türkiye’nin en büyük maden kazasında olan sorumluluğunu kabul etmiyor, felakette PKK, DHKP/C, FETÖ ihtimallerinin araştırılmasını talep ediyor, İşadamı müteahhit Ali Ağaoğlu, darbe girişiminden sonra TSK’dan devralınan yerlerden Levent'teki askerî alanın kendisine verilmesini talep ediyordu. Ama tek taraflı bir talep değildi bu: Ünlü müteahhit, bunun karşılığında "Her şehit ailesine bir ev verme" taahhüdünde bulunuyordu.

Para demişken, Avrupa Komisyonu, dünyanın en değerli markaları sıralamasında 1. sırada bulunan Apple şirketinin İrlanda'daki satışlarından ödemesi gereken vergi miktarından çok daha azını ödediğine hükmederek, 13 milyar Euro tutarında geriye dönük vergi borcu çıkardı. 3 yıllık soruşturmanın ardından verilen cezanın, AB tarafından kesilen en büyük meblağlı vergi cezası olduğu söylendi.

Dünyanın en büyük şirketi, vergi dairesi ile gizli kapaklı bir anlaşma yapıp, dünyanın en küçük vergisini ödemekle suçlanıyordu: Şirket, İrlanda’da normal vergi olan yüzde 12,5 yerine, %0.005 yani on binde 5 oranında bir vergi ödemeyi yeterli, yani eskilerin deyişiyle “miktar-ı kâfi” görmüştü. Yılın en büyük mali skandallarından biri olabilirdi bu, ama nedense pek haber değeri olmadı.