Açık Gazete: 9 Ağustos 2018

Açık Gazete: 9 Ağustos 2018

09 Ağustos 2018

Ateş ileTufan, Kara ile Deniz, Mücadele ile Teslimiyet Arasında İki Arada Bir Derede (İki Vakayiname Bir Arada: 8-9 Ağustos 2018 )

Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Bir günlük “zorunlu” ve ailevi bir ara verdikten sonra “ikisi bir yerde” çift günlük bir vakayiname ile huzurlaranızdayız. Kıyamet alametlerine bıraktığımız yerden devam edelim – hiçbir şey farketmemiş gibi. Ki öyle gerçekten de: Hem hiçbir değişiklik olmuyormuş gibi bakıyoruz gezegene, hem de tamamen tepetaklak olan bir gezegenden bahsediyoruz. Kitab-ı Mukaddes’in “Cehennem Ateşi -Yükselen Sular” ikili terminolojisine bağlı kalarak 2 güncel örnekle özetlemeye çalışalım meseleyi.

 

[Bu arada ufak bir mülahaza: Ateş, Alev, Tufan, Tayfun, Bora, Savaş, Cenk gibi, normalde negatif konotasyonları olan birtakım doğa ve şiddet olgularının beğenilen özel isimler olarak benimsenip kullanılması da Türkçe dilini dünyada istisnai bir konuma sokuyor olmalı – Vakanüvis hakir’in naçizane notu.]

 

***

Cehennem ateşi:

Aslî fail olarak iklim değişikliğinin tetiklediği California orman ve çalı yangınlarında son durumlar aşağı yukarı şöyle: Daha Ağustos’un başları olmasına rağmen müthiş hızlı ve aynı derecede şiddetli pek çok yangın birbirini kovalar durumda. Koca eyaleti neredeyse boylu boyunca kateden 18 büyük orman yangını, toplamda 226 bin hektarlık bir alanı tahrip etmiş durumda. Yanlış hesaplamadıysak 310 binden fazla futbol sahası demek oluyor bu. Bu toplam alan son derece ürkütücü bir oranı işaret ediyor: Son beş yıllık ortalamanın yaklaşık beş katına tekabül ediyor! Üstelik de daha bir ay yanacağı resmî ağızlardan açıklandı. (California’nın ABD’de – ve belki de dünyada – yagınlarla baş etme konusunda en tecrübeli ve donanımlı yer olduğunu da bilince, meselenin vahametini büsbütün derinlemesine kavramak mümkün oluyor. Mega yangınlar çağına hoşgeldiniz!

 

Son bilgilere göre, 4’ü itfaiyeci olmak üzere en az 9 kişi yanarak hayatını kaybetmiş durumda. Hayatını kaybeten hayvanların, kurdun kuşun ve börtü böceğin ise hesabını tutan yok maalesef – zaten böyle bir hesap tutmaya da imkân yok. Yangınlar diğer bölgelerde de tehlikeli ortamlar yaratmakta ve başka yangınları tetiklemekte. Bahar kar örtüsü çok azalmış, yükselen buharlaşma ağaçlarla diğer bitki örtüsü için yaz ve güz mevsimlerinde gerekli nem oranını çok düşürmüş, yangın mevsimi eni konu uzamış, nisbeten kısa yağmur mevsimi de iyice sıkışıp kış mevsimine hapsolmuş halde. Uzman iklimbilimciler, tüyler ürpertici bir metaforla anlatıyorlar durumu: “Mumu gerçekten her iki ucundan birden yakıyoruz” diyorlar! Ve ekliyorlar: “Mega yangınlar çağında önümüzdeki seçenekler çok net: Ya yeni çözümler bulacağız, ya da daha da büyük felaketlerle yüzyüze kalacağız.”

(https://www.theguardian.com/environment/2018/aug/07/california-wildfires-megafires-future-climate-change)

 

***

 Yükselen Sular:

Cumhuriyet gazetesinin 1. sayfasını boydan boya kapsayan manşet haberi: Ordu'yu sel vurdu. Çeşitli ilçelerde aşırı yağışlar nedeyle 8 köprü yıkıldı, 7 kişi yaralandı. Ünye’de kısmen çöken köprü nedeniyle Karadeniz Sahil Yolu trafiğe kapatıldı.Fatsa’da mevsimlik fındık işçilerinin çadırlarını su bastı. 550 işçi tahliye edildi. Bölgede caddeler nehre döndü, fabrikaları su bastı. Bir tekstil fabrikasında mahsur kalan 165 kişi kurtarıldı. Bölgede 500 bin kişi perişan oldu!

Ordu'nun ilçelerinde etkili olan sağanak dolayısıyla binaların giriş ve zemin katlarındaki ev ve iş yerlerini su bastı. Çiftçilerin harmandaki fındıkları selle birliktedenize döküldü ve yok oldu. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı, yağışlardan 500 bin kişinin etkilendiğini açıkladı. Karadeniz Sahil Yolu sonradan trafiğe kısmen açıldı. Bazı ilçelerde iki saatte metrekareye yaklaşık 80 kilogram yağış düştüğü açıklandı.

 

Bir meteoroloji uzmanı Karadeniz’deki şiddetli yağışları “kara-deniz farkı” ile şöyle izah etti: “Karadeniz’de deniz sıcaklığı 29 dereceye kadar yükseldi! Karada sıcaklık 5-6 derece daha düşük. Denizde buharlaşan hava, yağış olarak bölgede etkisini gösteriyor.” Ordu Belediye Başkanı da sel felaketinden 500 bin kişinin etkilendiğini, 7 yaralı olduğunu, hayati tehlikesi olan bulunmadığını, 100 mahallede ciddi sorun olduğunu, bu işin çok da tedbiri olmadığını söyledi ve ekledi: “Tabiat afeti bu.”

(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1049334/Ordu_da_sel__Kopruler_yikildi__500_bin_kisi_etkilendi.html)

 

[Bir ufak mülahaza daha: Fıkradaki gibi: Şuna küresel iklim değişikliği/küresel ısınma denecek ama bir türlü dilleri varmıyor sanki. Vakanüvis hakirin naçiz notu - 2]

 

Binlerce araç yollarda, yüzlerce kişi de bulundukları ilçe ve köylerde mahsur kaldı. 500 bin kişinin etkilendiği felakette ilçe merkezlerinde ve köylerde onlarca bina tedbir amacıyla boşaltıldı. Üreticilerin topladığı tonlarca fındık selle birlikte Karadeniz’e aktı. Mahsur kalanların imdadına yetişen 550 personel, 300 iş makinesiyle kurtarma görevi yaptı. Mahsur kalanların bir kısmı helikopter ile bir kısmı kepçelerle kurtarıldı. Kurtarılan fındık işçileri spor salonlarına yerleştirildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yaptığı açıklamada; hasarın boyutunun medyada gösterildiği gibi çok yüksek olmadığını vurguladı...”Bunu da atlatacağız.” dedi ve küresel iklim değişikliğini ima eden ilk yüksek düzey yetkili oldu: “İnşallah böyle bir afet bir daha yaşanmaz. İklim değişiyor, Türkiye de bu değişimden payını alıyor. Bir zihinsel dönüşüme ihtiyacımız var. Dere yataklarına inşaat konusunda hassas olmamız gerekiyor.” Ama, iklim değişikliğini kabul ederken bir daha olmayacağını ummanın nasıl mümkün olacağını açıklamadı.

(https://indigodergisi.com/2018/08/ordu-sel-fuat-oktay/)

 

Vakanüvis ÖM