Açık Gazete: 4 Temmuz 2018

Açık Gazete: 4 Temmuz 2018

04 Temmuz 2018

İnsanlık Krizinin Göbeğinde Partiler, Kucaklaşmalar, Oyunlar

04 Temmuz 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Önce bir doğum günü partisi. Göçmenler ülkesi ABD’nin bağımsızlık günü kutlamalarına bir gün kala, Idaho eyaletinin Boise kentinde orta halli bir apartman dairesinde küçük çocuklar partisi yapıyorlar. Şarkı söyleyen bu veletler Suriye’deki, Irak’taki ve Etyopya’daki savaş ve şiddet cehenneminden kaçıp binbir zorlukla özgür ABD topraklarına kapağı atabilmiş mülteci ailelerinin çocukları. 3 yaşındaki Etyopyalı esmer tenli bir kız çocuğunun doğum günü için bir araya gelmiş eğleniyorlar.

Derken, korku filmi! Aynı apartmanda oturan 30 yaşında bir beyaz adam partiyi basıyor. Doğum günü çocuğunu bıçakla oracıkta doğrayıp öldürüyor. Onun arkadaşı 5 küçük çocuğu ve ailelerden 3 büyüğü de aynı bıçakla kesip biçerek yaralıyor. Meğerse bu “komşu” birçok eyalette işlediği birçok şiddet eyleminden sayısız sabıkası olan ve epey bir süre hapiste yatmışlığı olan biri değil miymiş? Yörenin polis şefi, kurbanları “topluluğumuzun en yeni üyelerinden” diye tanıtırken, bu ailelerin evlerini şiddet ve savaş yüzünden terkettiklerini söyleyerek vahşeti kınamış. Küçük Etiyopyalı kıza bir daha kimse “iyi ki doğdun” diyemeyecek.

Sonra bir “dolmuş” hikâyesi. Göçmenler ülkesi ABD’nin bağımsız bayramında, güneydeki uzun Meksika sınırındaki iki uluslararası köprüde 38 derece sıcaklıkta bekleşen çocuklu göçmen aileler... Guatemala’da küçük kızını şiddetten korumak için ABD’ye iltica etmek için uğraşan bir kadına, günlerce bekledikten sonra köprüdeki görevliler, “Kusura bakma, ABD doldu! Bekleyeceksin!” demişler. Her gün en fazla 1 aile ile ilgileniliyormuş “gümrük kapısı”nda. Belki bir sonraki dolmuş “boş” gelir umuduyla bekleyenlerle dolu kapılarda.

Üçüncü olarak, bir “ayırma” hikâyesi. Halihazırda, Başkan Trump – onun göçmen düşmanı göçmenlik başdanışmanı Stephen Miller ve adalet düşmanı Adalet Bakanı Jeff Sessions üçlüsünün göçmenlere “sıfır tolerans” politikasının sonucunda ailelerinden, ana-babalarından zorla ayırtılan ve Walmart alışveriş merkezinden bozma bir kampta demir kafeslerde hapis tutulan 1,400 göçmen çocuğu. Çocukların yere serilen plastik örtülerde yatırıldığı kampa “Casa Padre” (Baba Evi) adı takılmış. Babalarından devlet zoruyla koparılıp kafese tıkılan çocuklara kayıp babalarını gece-gündüz her daim hatırlatsın diye olsa gerek.

Dördüncüsü, bir “kucaklaşma” hikâyesi. (Yalnız burada kelimeyi emir kipinde, yani yasak olarak yorumlamak durumundayız.) Göçmenler ülkesi ABD’de “sıfır tolerans” politikası uygulamasının sonucu olarak ailelerinden koparılıp “toplama kampı” benzeri “bebek hapishaneleri”nde resmen hapsedilen çoğu 12 yaşından küçük çocuklara kucaklaşma yasağı  uygulandığını anlatan kişi, bu tesiste “bakıcı” olarak çalışırken dayanamayıp istifa eden ve gördüklerini ifşa eden bir “oyunbozan” (whistleblower). 16 yaşındaki ağabey, 10 yaşındaki kızkardeşi ve 8 yşaşındaki erkek kardeşi ile kızkardeşin arkadaşı olan 5 yaşındaki kızı birbirinden ayırıp ayrı kamp bölgelerinde tutmaya karar verdiklerinde çocuklar ağlayarak birbirilerine sarılmışlar. O zaman onlara anlayacakları dilde (Portekizce ve İspanyolca) “Burada sarılmak yasak!” demişler. Yeryüzünde insanların, primatlar dahil birçok memelinin doğduğu andan itibaren bildiği en temel evrensel empati biçimini sonsuza dek unutsunlar diye olsa gerek.

Beşincisi de bir “domino” hikâyesi. Medeniyetlerin beşiği eski kıta Avrupa’da, özellikle de Orta Avrupa ülkelerinde kıyametler kopuyor. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Almanya'da Şansölye ile İçişleri Bakanı’nın dünyanın en tuhaf krizini yaşadıktan sonra “uzlaştığı” sığınmacı anlaşmasına dair açıklamada bulunmuş. “Avusturya'nın aleyhine işleyecek bir anlaşmaya varmaya kesinlikle gönüllü olmadığımızı şimdiden söyleyebilirim" demiş. Anlaşma, Almanya-Avusturya sınırında özel transit merkezleri kurulmasını ve hâlihazırda diğer AB ülkelerinde kayıt altına alınmış sığınmacıların bu merkezlerde tutulmasını öngörüyormuş. (Bir tür temerküz, yani toplama kampı bunlar.) Avusturya'nın tepkisi, AB üyesi ülkelerin sığınmacılara kapılarını kapatmak için giderek daha sıkı önlemler almalarına neden olabilecek bir domino etkisi yaşanması endişesini de beraberinde getiriyormuş.

Daha önce AB kotası kapsamında sığınmacı almayı reddeden Çekya'da Başbakan Andrej Babiş, fırsattan istifade, Avrupa'ya sınırlarını kapama çağrısını tekrarlamış. Babiş, "Almanya açıkça İtalya ya da Yunanistan'a ulaşan insanların Almanya'da yaşamayı seçme hakkı olmadığını ortaya koydu. Umarım İtalya ve Yunanistan bunu anlayıp sınırlarını kapatacak" diye tweet atmış.

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte de Almanya'nın planının, sığınmacıların AB'ye girmesini engellemeye odaklanmaktan ziyade AB içinde ülke değiştirmelerini önlemeyi amaçlamasını eleştirmiş: "Hiçbir çözüm getirmeyecek olan hatalı bir tutum!" demiş.

Mültecilere su vermeyi bile hapislik suç yapan Macaristan’da başbakanı Viktor Orban da “AB'nin dış sınırlarının korunması ve AB toprakları dışında kabul merkezleri oluşturulması”nın şart olduğunu söylemiş. Yani, şiddetten ve felaketten kaçan insanları Avrupa kapıları dışında Nazilerin kurduklarına benzer temerküz kamplarına yollamanın faydalarına işaret etmiş.

***

İhtiyar kıta Avrupa mülteci politikalarında nasıl bir yol izleyeceğini tartışa dursun, Akdeniz'de umuda yolculukları sırasında hayatını kaybedenlerin sayısı 2018'in ilk altı ayında 1400'ü aşmış. Sadece 4 günde 300 kişi boğulmuş! Cuma günü Libya'nın başkenti Trablus'un açıklarında mülteci taşıyan bir balıkçı teknesinin alabora olması sonucu 104, Pazar günüyse Trablus'un doğusunda benzer bir faciada 114 kişi yaşamını yitirmiş. BM istatistiklerinde yer almayan son trajedideyse Pazartesi günü yine Libya açıklarında bir şişme bottaki104 kişiden, 63'ü boğularak ölmüş.

İtalya'nın limanlarını özel kurtarma gemilerine kapattığı geçen Haziran, Avrupa'ya kaçışlar sırasında son beş yılda en fazla ölüm vakasının yaşandığı ay olmuş! Libya açıklarındaki ölüm vakalarınınsa alarm verici boyuta ulaştığı açıklanmış. İtalya’nın “rakibi” Malta da, İtalya’nın ardından dünyanın en eski oyununa geçmiş ve ölü taklidi yapmaya başlamış: Malta’da yetkililer geçen günlerde Sea Watch 3 adlı Alman mülteci kurtarma gemisinin limandan ayrılmasına izin vermemiş. Gemi Kaptanı Pia Klemp, "Bizim limandan çıkışımız engellenirken, pek çok kişinin boğularak hayatını kaybetmesi utanç verici bir suç" demişse de oyun olanca hızıyla devam etmiş.  Bir diğer Alman yardım gemisi Sea Eye örgütüne bağlı Seefuchs’a da limandan çıkış izni verilmeyerek ölü taklidine devam edilmiş.

(Yararlanılan başlıca kaynaklar şunlar: Democracy Now, BBC Türkçe, DW Türkçe)

Şimdi sorular da şunlar: Şu andaki duruma bir “insanlık krizi” adı veriliyor. Ama, en fazla birkaç onyıl içinde küresel iklim yıkımının ve onun yarattığı korkunç savaş ve şiddet dalgalarının sonucunda milyonlarca mülteci dünyanın dörtbir yanından gelip sınırlarımıza dayandığı zaman o duruma nasıl bir ad vereceğiz? Ve ikinci soru: O zaman ölü taklidi yapmak işe yarayacak mı acaba?

 

Vakanüvis ÖM

Playlist:
Şarkıcı / YorumcuParça Adı
Counterfeiters Blues
Corb Lund
Everly Brothers
All I Have To Do Is Dream
Stand High Patrol
Boat People
Astor Piazzolla & Gerry Mulligan
Hace 20 Años