Açık Gazete: 26 Eylül 2018

Açık Gazete: 26 Eylül 2018

27 Eylül 2018

Sesimizi Yer, Gök ve Su Dinlemiyor mu Yoksa?

26 Eylül 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Sesimizi Yer, Gök ve Su Dinlemiyor mu Yoksa?

Bir bakıma dünkü Vakayiname’de bıraktığımız yerden devam edebiliriz aslında. Ağaçlar ve güzel kuşlardan bahsediyorduk.

Bu Ağaçlar:

Baobablar:Daha önceki vakayinamelerde de Afrika’nın efsanevî dev ağaçları olan, kimi 2,500 yıl kadar yaşayan ve kocaman şiş gövdeleriyle “hayat ağacı” diye bilinen o “kutsal” dev baobablardan mesela. Ne yazık ki, bu “hayat ağaçları” birbiri ardından kaygı verici bir oranda ölmeye başlamışlardı. 

 

İtibarlı bilim dergilerinden Nature Plants’de yayınlanan bir araştırmaya bakmıştık mesela korkudan biraz da büyüyen gözlerle. Bu kadim ağaçların en yaşlı ve en büyük olanlarından 13 tanesinden 9’unun son 12 yıl içinde bu dünyadan göçüverdiğine dair tanıklıklar vardı.

 

Araştırmayı yapan bilim insanları baobabların binlerce yıllık ömürlerinin böyle göz açıp kapayıncaya kadar bir süre içinde göçüvermelerinin eşi görülmemiş bir olay olduğunu söylüyor, sebebi tam kesinlikle bilinmemekle birlikte, küresel ısınmanın bu dramatik, hatta trajik olayın “baş suçlusu” olduğundan kuvvetle şüpheleniyorlardı.

(https://www.theguardian.com/world/2018/jun/11/giant-african-baobab-trees-die-suddenly-after-thousands-of-years)

 

***

 

Sedirler:Derken, Ortadoğu’nun özellikle Lübnan’ın ve Türkiye’nin yüreğinde ayrı bir yer tutan bir başka kadim ağaca, sedire ilişkin ürkünç haber ve analizler peşpeşe yayınlandı. “Antik Çağın Tanığıydı, Modern Dünyanın Kurbanı Oldu” başlıklı VOA (Amerika’nın Sesi) haberinde Hediye Levent şöyle yazıyordu:

 

“İlk kez M.Ö. 3. yüzyılda Sümerler tarafından kayda geçirilen sedir ağaçları Gılgamış Destanı’nda da yer buluyor. Destana göre, Gılgamış Kralı Lübnan’daki sedir ormanını ve ormanın ruhani koruyucusu Humbaba’yı katleder. Kestirdiği ağaçlarla kendi sarayını inşa eder... Fenikeliler, denizleri aşarak tarihin seyrini değiştirdikleri kayıklarını sedir ağaçlarından yapar. Kral Süleyman, efsanevi tapınağını dayanıklılığı ve güzel kokusu nedeniyle yine Lübnan dağlarındaki sedir ağaçlarından inşa ettirir…

 

“Antik Mısır’da mumyalama ve tedavi amacıyla kullanılan Lübnan sedirleri eski ve yeni ahitte de birçok kez zikrediliyor.Yüzlerce yıl içinde birçok şarkıya, efsaneye, kutsal metne konu olan Lübnan sedirlerine değinen kayıtlarda sedir ormanlarının yüzlerce dönümlük araziyi kapladığı bilgisi yer alıyor…”

 

Ne var ki, bu kadim ve kutsal ağaçlar da binlerce yıl varlığını sürdürüp modern çağın kurbanı olan birçok tür gibi tehdit altında.

 

Yeni araştırmalar, sedirlerin karşı karşıya kaldığı en büyük tehdidin iklim değişikliği olduğunu ortaya koyuyor. Yine, Lübnan’da yeraltı suları dahil doğal kirlenme ve küresel ısınma nedeniyle kar ve yağmur miktarının azalması gibi sebepler eko sistemi doğrudan etkiliyor.

Sedirleri tehdit eden bir başka unsur ise, ekosistemdeki değişiklikle birlikte ortaya çıkan yeni böcek türleri... Lübnan’daki koruma altındaki bölgelerde bu böcek türleriyle mücadele edilmesi amacıyla çalışmalar yürütülüyorsa da, sedirleri kurutan veya büyümesine engel olan bazı böceklerin 5-10 yıl öncesine kadar bilinmeyen türler oldukları kaydediliyor....

Ancak, aynı zamanda şüpheli olduğu belirtilen orman yangınlarının ardından imara açılan orman arazilerinin de giderek büyüdüğünü belirten haber şu cümleyle bitiyor:

“Binlerce yıldır varlığını sürdüren sedir ağaçlarının karşı karşıya oldukları tehditlerin ortadan kaldırılmaması halinde ağaçların bayraktan anahtarlığa birçok objenin üzerindeki desenden ibaret kalabileceği belirtiliyor.”

(https://www.amerikaninsesi.com/a/antik-cagin-tanigiydi-modern-dunyanin-kurbani-oldu/4573123.html)

Efsanevî sedir ağaçlarının iklim yıkımının kuraklık, aşırı hararet ve aşırı soğuk dalgaları ve tabii ömrü uzayan zararlı böcekler gibi sonuçlarının kurbanı olduğunu, bu yüzyıl çıkmadan ortada sedir medir kalmayacağını çarpıcı bir dille anlatan bir başka yazı da New York Times Beyrut büro şefi Anne Barnard tarafından kaleme alınmış ve ağaçlara ilişkin trajik gelişmeler gazete fotoğrafçılarından Josh Haner tarafından görüntülenmişti.

(https://www.nytimes.com/interactive/2018/07/18/climate/lebanon-climate-change-environment-cedars.html)

Türkiye’deki sedirlerin son durumu hakkında da Bülent Şık’ın Bianet’te yakın zaman önce yayınlanan “Bir Zamanlar Dağların Kadısı Sedir Ağacı’ydı başlıklı yazısı bize epey fikir vermekteydi:

“Ülkemiz, literatürde 'Toros Sediri' (Cedrus Libani) olarak bilinen sedir türünün dünyada en yaygın bulunduğu tek ülkedir. Dünyadaki en yaşlı sedir ağaçları da ülkemizde bulunur. Antalya Kumluca ilçesi Karacaören köyünde bulunan ve yöre halkının “Ambar Katran’ adını verdiği sedir ağacı 2326 yaşındadır. Dünyadaki en yaşlı ağaçlardan biridir….

“Geçtiğimiz hafta bu ağaçların yüzlercesi kesildi Antalya’da. İMSA Mermer firması tarafından yapılan ağaç katliamında bazıları 800 yaşında olan yüzlerce sedir ağacı kesildi. Kesim tesadüfen bölgeden geçmekte olan dağcılar tarafından fark edilmişti. Dağcılar tarafından fark edildi; çünkü bölge oldukça uzak ve gözlerden de çok ırak bir yerde. Daha görülmedik, fark edilmedik neler oluyor acaba? diye düşünmeden ve hayıflanmadan edemiyorsunuz….Antalya Hisarçandır bölgesindeki Ekizce Yaylası’nda bulunan bu ağaçların  mermer ocağı açmak için kesilmesi dün yüzlerce insanın katıldığı bir eylemle protesto edildi... 

“Bölgede toprak kaymasını engelleyen en önemli iki unsur: toprağı yerinde tutabilen, masif kaya kütleleri -ki taş veya mermer ocakları ile bu kayalar yerinden sökülüyor- ve sedir ağaçları. Heyelanın gerçekleştiği geniş alanın kenarında duran ve kayıp giden toprağın beraberinde sürükleyemediği bir sedir ağacı var. Kayan toprak ağacın köklerini açığa çıkarmış ve gözle görülebilir hale gelen zengin kök yapısı durumu bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor: Bu bölgede değil mermer ocağı açmak tek bir ağaç kesmek bile bir cinayet ya da cinnettir.”(https://m.bianet.org/bianet/ekoloji/161284-bir-zamanlar-daglarin-kadisi-sedir-agaci-ydi)

***

Yuşa Ağaçları (Yukka Ağaçları/Joshua Trees): Vakayiname’mizde bugün konu edeceğimiz son ağaç, adını Kitab-ı Mukaddes’ten alıyor: Yuşa ağacı. Environmental Resarch Letters (Çevresel Araştırma Yazıları) adlı bilim dergisinde yayınlanan çok yeni bir araştırma, Amerika’nın ulusal doğal parklarının ABD ortalamasının iki katı hızla ısındığını, böylelikle iklim değişikliğinin en berbat etkilerinden bazılarına da sahne olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Araştırma ekibinin başındaki iklim bilimci, California Üniversitesi’nde öğretim üyesi Patrick Gonzales, iklim değişikliği sebebiyle yakın gelecekte Joshua Tree (Yuşa Ağacı) ulusal parkının, kendisine adını veren ağaçları barındıramayacağını, çünkü bu ağaçların kuruyup gideceğini, Glacier (Buzul) parkına adını veren buzulun da eriyip gitmeye devam edeceğini ve Amerika’nın üzerine titrediği tüm doğal manzaraların ve güzelliklerin çok da uzak olmayan bir gelecekte neredeyse tanınmaz hale geleceğini belirtiyor. 

UC Berkeley’de öğretim üyeliği yapan eski Ulusal Parklar direktörü Jonathan Jarvis de, tüm koruma tedbir ve kurallarını kaldıran Trump yönetimi altında ulusal parkların ve barındırdıkları ağaçlarla hayvanların uzun vadeli iklim değişikliğine karşı tedbir planlayabilecek durumda olmadıklarını ifade etmiş: “Park servisleri bu varlıkları Amerikan halkı için idare ediyor, dolayısıyla, uzun vadeli kamu çıkarı adına en sağlam bilgilere dayanmak durumundalar, kısa vadeli birtakım politik çıkarlara değil.”

(https://www.theguardian.com/environment/2018/sep/25/us-national-parks-climate-change-impacts)

***

Güzel Kuşlar

Spinx’s Macaw (Mavi Papağan):

Noah’s Island,Rio gibianimasyon dizi filmlerinin unutulmaz kahramanlarından Spinx’s Macaw (Mavi Papağan) adlı kuş türü, uzun yıllardır soyu tükenme tehlikesi altında olan kuşlar arasında sayıldı.

Sonunda Uluslararası Doğu Koruma Birliği (IUCN) ormansızlaşma ve ekolojik bozulma gibi sebepler yüzünden bu güzel kuşun muhtemelen yabanda soyunun tükendiğini ilan etti.

Esaretteki nüfusu da 100’ü bulmayan bu hayvanların soyunun yapay yollardan artırılması çabaları mevcut. Bununla birlikte, esas olarak, artık videoları ve animasyon filmleri ile idare etmek zorunda kalınacağı kuvvetli bir olasılık olarak görünüyor. (https://en.wikipedia.org/wiki/Spix%27s_macaw)

Alıcı Kuşlar: Baykuşlar, Kartallar, Şahinler, Doğanlar, Akbabalar...: 

Kuşlar üzerine en kapsamlı çalışmaları da yapan Birdlife adlı koruma kuruluşu, internet sitesinde kısa süre önce yayınlanmış bir araştırmaya yer verdi: Dünya Yırtıcı Kuşları Ne durumda : Bu ikonik kuşların yüzyüze olduğu tehditler neler?” şeklindeki bir muhasebattan çıkan sonuçlar hiç iç açıcı sayılmazdı:

Bakir ormanların büyük hızla azalmasıyla yaşama alanları daralan, başta kereste ticareti olmak üzere, sürdürülemez tarım uygulamaları, ilaçlama, avlanma gibi yıkıcı insan faaliyetleri yüzünden büyük tehlike altında oldukları saptanan kartallar, şahinler, doğanlar, akbabalar, baykuşlar ve diğerleri yokolmaya doğru sürükleniyor.

Araştırmacılar yırtıcı kuşların yüzde 18’inin kısa sürede yokolma tehlikesi altında olduğunu, bu efsanevi kuş türlerinin yarıdan fazlasının da dünya yüzündeki nüfuslarının azalma halinde olduğu konusunda endişe verici tespitlere yer vermekte. (http://www.birdlife.org/worldwide/news/new-report-state-world%E2%80%99s-raptors)

Ağaçlarla kuşların son durumu böyle. Yeni gelişmeler oldukça, sektirmeden bildireceğiz. 

Bu arada yürüyelim arkadaşlar. Sert adımlarla da her yeri inletelim! 

 

Vakanüvis ÖM