Açık Gazete: 22 Şubat 2018

Açık Gazete: 22 Şubat 2018

22 Şubat 2018

İki kutup arasında ışık hızıyla günübirlik dünya gezisi tertipledik.

22 Şubat 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Vakayinamemizin bugünkü faslında dünyanın en “tepe” noktasından en “dip” noktasına günübirliğine bir “yıldırım-gezi” düzenliyoruz. İki kutup arasında ışık hızıyla yolculuk.

Geçen yıl sonunda “Bildiğimiz Kuzey Kutbunun Sonu” diye insanlığa bir “nota” göndermiş olan meteorolog Eric Holthaus, bu hafta başında yeni bir nota daha döşendi:

“Gezegenimiz hafta başında sefil bir kilometre taşına daha ulaştı. Deniz buzları, insan medeniyetinin 12 bin küsur yıl önce başlangıcından bu yana en düşük seviyeye indi” diye uyarıyor. Ve devam ediyor: “Aşağıda, güneyde Antarktika’da yaz rüzgârları sona ererken, deniz buzlarının üçüncü yıldır üstüste neredeyse tamamen bittiğini görüyoruz.”

https://grist.org/article/polar-ice-is-lost-at-sea/

Independent gazetesinin yeni haberine göre, bir doğal gaz tankeri, bir gemi Kuzey kutbunda buzkıran desteği olmaksızın kuzey buz denizinde kış geçişini tamamlayan ilk gemi oldu. Greenpeace International örgütünden kıdemli petrol stratejisti Sarah North, iklim değişikliği ve Kuzey kutbu buzlarının erimesi yüzünden fosil yakıtları daha hızlı nakledebildiğimizi, bunun kötü bir “şaka” gibi olduğunu belirtiyor ve ağır bir benzetmeye başvuruyor: “Ağır sigara tiryakisinin, geçirdiği soluk borusu ameliyatından yararlanarak aynı anda iki sigara birden içmesine benziyor bu.”  https://www.commondreams.org/views/2018/02/20/2018-starts-record-lows-arctic-sea-ice-extent

***

Dünyanın Orta(sı ve) Doğusu: BM Genel Sekreteri, Suriye’de başkent Şam banliyösü olan ve rejimin bombardımanı altındaki Doğu Guta'da kuşatma altında yaşayan halk için "Yeryüzünde cehennemi yaşıyorlar" dedi. 3 günde en az 50’si çocuk 310 sivilin hunharca katledildiği bu resmî “çatışmasızlık alanı”na yönelik bombardımanları BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri de “canavarca imha kampanyası” olarak nitelendirdi. Reuters haber ajansına göre, bölge sakinlerinden 22 yaşındaki Bilal Abu Salah az ve öz konuştu:

 

“Nerdeyse herkes barınaklarda yaşıyor. Bir evde 5-6 aile var. Gıda yok, market yok... Ölmeyi bekliyoruz. Şu an tek söyleyebileceğim bu.”

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43136332

Almanya’dan 2 saygın gazetenin Doğu Guta katliamı üzerine karamsar yorumları var. Birincisi, Stuttgarter Zeitung “bölgesel savaş şeklinde aslında bir dünya savaşı gerçekleştiği”değerlendirmesini yapıyor ve şöyle diyor:

“Suriye'deki durumda en trajik olan artık katliamlara dur diyebilecek bir devlet ya da otoritenin kalmamış olması. Suriye'de bölgesel savaş kılığında bir dünya savaşı gerçekleşiyor. Herkes bu savaşın bir parçası, bu yüzden de arabulucu olabilme hakkını kaybetti.”

Süddeutsche Zeitung ise şöyle yazıyor:

“Uzman olmasa da herkes savaş meydanında asıl cezayı kimin ödeyeceğini bilir: Sayısız insan, bir ülkenin geleceği, bunun yanında dünya barışı ve uluslararası güvenlik... Tüm dünya lanetlenmiş gibi, bu faciayı hareketsiz bir şekilde izliyor.” Dünya kamuoyu o kadar da güçsüz sayılmaz. BM Genel Kurulu,  Güvenlik Konseyi, müdahale edebilir...ayrıca BM Suriye'deki savaş suçlarını yargılamak üzere bir uluslararası mahkemeyi görevlendirme hakkını kullanabilir. Bu, Suriye'deki savaşı bitirmeyecektir ama savaşın mağdur ve faillerine, dünyanın durum karşısında çaresiz olmadığını gösterecektir.”

http://www.dw.com/tr/sz-d%C3%BCnya-suriyede-olanlara-seyirci-kal%C4%B1yor/a-42686607?maca=tur-rss-tur-all-1495-rdf

***

(Bahtı) Kara Afrika: BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ülkenin güneydoğu bölgesinde son aylarda şiddet olaylarının müthiş yükseldiği, dehşet verici bir boyuta ulaştığı yolunda dünyaya uyarıda bulunuyor. Şiddet dalgasından kaçmak için yerlerini yurtlarını terketmeye zorlanan insanların sayısının yüzbinleri bulduğu belirtiliyor. Kaçıp kurtulmayı başaranlar da ülkede silahlı milislerin gerçekleştirdiği katliam ve cinsel tecavüz olaylarını birbiri ardından anlatıyorlar. Kongolu insan hakları aktivisti Christine Schuler Deschryver, yaşanan vahşet ve dehşetin “ekonomi politik”ini kısa ve öz bir analize tabi tutuyor:

“Bu bir ekonomik savaş, anlıyor musunuz? Koltan için yürütülen bir savaş. Koltan, hepimizin cep telefonlarında ve bilgisayarlarında bulunan bir maden. Bana sorarsanız bütün ülkeler, yani bütün Batı ülkeleri demek istiyorum, bu savaşın bitmesini asla istemiyor. Onlar bu keşmekeş ve kargaşadan memnun; bu sürsün ki, onlar da Kongo’yu yağmalamayı sürdürsünler. Ve evet, ırza geçmek, bir terör silahı olarak eskiden de kullanılırdı, şimdi de kullanılıyor. Haritaya bir bakarsanız, tecavüzlerin hangi bölgelerde olduğunu hemen görürsünüz: Tecavüzlerin hepsi madenlerin çıkarıldığı yerlerin etrafında oluyor.”

https://www.democracynow.org/2018/2/21/headlines/un_hundreds_of_thousands_flee_violence_in_southeast_democratic_republic_of_congo

Nijerya’nın Kuzeydoğusundaki Yobe eyaletinin Dapçi şehrindeki Devlet Kız Fen Lisesi’ne terorist baskını olduğu Fransız AFP ajansı tarafından dünyaya duyuruldu. En küçükleri 11 yaşında olan 710 kızın eğitim gördüğü okula Boko Haram terör grubunun saldırdığı, sayıları 67 ile 94 arasında değişen kızları kaçırdığı belirtildi. Kendilerinden iki gündür haber alınmayan düzinelerce kız çocuğunun yakınları, 2014 yılında komşu Borno eyaletinde Chibok kentinde yine aynı grup tarafından 276 okullu kızın kaçırılması olayının tekrarlanmasından korktuklarını söylüyorlar.16 yaşındaki kayıp kızlardan Falmata’nın telaşlı babası, komşu köy ve kasabalarda deli gibi kızlarını aradıklarını ama bulamadıklarını anlatıyor: “Yetkililerden kimse bize tek kelime söylemiyor. Kızlarımızdan kaçının bulunduğunu, kaçının hâlâ kayıp olduğunu bilmiyoruz.”

Buna karşılık eyalet polisi kendilerine kızların kaçırıldığına dair herhangi bir haber gelmediğini, eyalet Eğitim bakanı da okulun kapalı olduğunu, yeniden açıldıktan sonra “herhangi bir kızın kaçırılıp kaçırılmadığını ancak yoklama yapıldıktan sonra söyleyebileceklerini” ifade ediyor.

Nijerya’nın bu kesimlerinde 9 yıldır süren çatışmalar yüzünden herhangi bir haber almak ya da alınan haberi doğrulatmak koyal görünmüyor. 2014’teki kaçırma olayında da ordu duruma vaziyet etmiş, bütün kızların bulunduğunu ilan etmişti, ama gelin görün ki, kızların aileleri ve okulun müdürü aksini söyleyince, geri basıp özür dilemişti.

https://guardian.ng/news/scores-of-girls-missing-after-new-boko-haram-school-attack/

***

Akdeniz – Ege: Dünya medeniyetinin kadim beşiklerinden Akdeniz, bir denizden çok, “sınır” olmuş durumda Ölümcül bir sınır. Göç alanında çalışan Katolik Migrantes Vakfı'nın yeni raporuna göre, 2017’de Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya kaçmaya çalışan göçmen sayısı ölüm yüzdesi büyük artış gösterdi. 2016’da Akdeniz’de her 100 göçmenden 1’i hayatını kaybederken 2017’de bu oran neredeyse ikiye katlandı. Raporda, iki ürkütücü mecaz kullanıldı. Birincisi, “Akdeniz, dünyanın en ölümcül sınırı!” denilerek. İkincisi, göç krizinin  bir “çıkmaz sokağa” dönüştüğü belirtilerek. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43145970

Akdeniz’in dünyanın en kozmopolit bölgesi sayılabileceğinin bir belirtisi de şu küçük haberin satırları arasında yatmaktaydı. İHA’nin bildirdiğine göre İzmir’in Çeşme ilçesinden Yunanistan’ın Sakız Adası'na kaçmak isteyen insanları taşıyan tek bir şişme botta 9 ayrı ülkeden 55 göçmen bulunduğu tespit edildi. Aralarında çocukların da bulunduğu göçmenlerin Suriye, Irak, Eritre, Güney Afrika, Mali, Benin, Nijerya, Togo ve Botswana uyruklu oldukları görüldü. Ortadoğu ve Afrika’dan 9 ayrı ülke yurttaşlarının nasıl küçücük bir botta bir araya gelebildiği, herhalde uzunca bir süre muamma olarak kalacaktır.

Alman gazetesi Bild, Türkiye-Yunanistan sınırında göçmen krizini inceledi. Binlerce kişiye mezar olan göç yolculuğuyla ilgili çarpıcı iddiaları haberlerine şu başlıkla taşıdı: “Meriç nehrinin dibinde yüzlerce göçmen cesedi var!” 2016 yılında zirveye ulaşan göç dalgası, Meriç Nehri'nin derinliklerinde gömülü binlerce insan bıraktı. Bugüne kadar tutulan kayıtlar ve bölgede yaptığı araştırmalara göre, Meriç’in dibinde 1,300’den fazla – belki de artık bulunması mümkün olmayan–  ceset yatıyor. Yunanistan'ın Maraş köyü, Meriç nehrinin kıyısında sınıra en yakın yer. Bild gazetesine mülakat veren bölge valisi Dimitri Hacıyakidis, yaşadıklarını çarpıcı sözlerle anlatıyor:

“Bu köyde 100 kişiden azız. Ancak, göçmenlerin kaçmak için kullandığı rotaların başında gelen bu köy onlar için elinden gelen her şeyi yaptı. Özellikle 2016’da buraya gelen binlerce kişiye kıyafet, yemek sağladık, bebeklere süt verdik. Burada yaşananları hayal bile edemezsiniz. Gecenin bir köründe bebek çığlıklarıyla uyanıp, dondurucu soğukta ıslak kıyafetlerle çaresizce bekleyen bir sürü insanla karşılaşmak ... Ve bu aslında iyi senaryo. Geriye kalan herkesin öldüğü düşünüldüğünde bu insanlar bu halleriyle oldukça şanslı... Türkiye ile görünmez sınırımızın olduğu bu bölgede binlerce ceset yatıyor. Ama kimse bu insanların burada olduğunu, neden geldiklerini, neler yaşandığını bilmiyor...”

http://www.karar.com/dunya-haberleri/bild-mericin-dibinde-yuzlerce-gocmen-cesedi-var-763532#

Evet, kutuptan kutba günübirlik dünya turumuzun sonuna gelirken eldeki sorular bunlar:

O insanların orada olduğunu, neden geldiğini, neler yaşadığını bilmiyoruz. Hiçbir şey bilmiyoruz.

İşin kötüsü, bilmek istediğimizden de emin değiliz galiba.

Vakanüvis ÖM

 

Playlist:
Şarkıcı / YorumcuParça Adı
Mano Negra
Guayaquil city
Bob Dylan
Masters of War
Neil Young
Living With War
Donovan
Universal Soldier