Açık Gazete: 18 Temmuz 2018

Açık Gazete: 18 Temmuz 2018

18 Temmuz 2018

OHAL, Tek El, Susturma, Susma, Yeni Rejim, Yeni Türkiye...

18 Temmuz 2018 tarihinde Açık Radyo'da yayınlanmıştır.
Açık Gazete podcast servisi: iTunes / RSS

Vaziyet-i umumiyeyi bir özetleyelim: Önce OHAL, sonra OHALSİZ OHAL...

 

A) OHAL kalkıyordu. Onur Erem’in BBC Türkçe için kaleme aldığı 2 zorlu yılın 7 maddelik ağır bilançosu özetle şöyle:

 

“1. Kanun hükmünde kararnameler ve yargı denetimi tartışması

Bakanlar Kurulu, OHAL boyunca, iki yılda toplam 36 KHK yayınladı. Bunlarla on binlerce kişi işten çıkarıldı, bazılarında TV evlilik programları yasaklandı, kış lastiğine dair düzenlemeler yapıldı.

 

16 Nisan 2017'deki Anayasa değişikliği referandumunun ardından bunlara parlamenter sistemi düzenleyen yasaları cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uygun hale getirmek için çıkarılan uyum düzenlemeleri de eklendi.

 

2016'da CHP’nin başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi (AYM), KHK'ları inceleme yetkisi olmadığını açıkladı. Böylece hükümete Anayasa'yla çelişen KHK'lar çıkarma imkanı tanındı, OHAL KHK'larının içeriğinin denetlenemeyeceği 10 yıllığına kesin karara bağlandı.

 

KHK'ların yargı denetimi dışında kalmasına gelen tepkiler üzerine hükümet bir KHK ile OHAL Komisyonu kurdu.. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), önce iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini belirtip KHK'larla ilgili yapılan başvuruları reddetti.

 

2. Gözaltılar, tutuklamalar ve kayyumlar

Temmuz 2016 sonrasında, darbe girişimiyle bağlantılı davalar nedeniyle on binlerce kişi tutuklandı, daha fazlası da gözaltına alındı. CHP, darbe girişiminin birinci yıldönümünde bir raporla 169 bin 13 kişi hakkında adli işlem yapıldığını açıkladı. Raporda: “Hakkında işlem yapılan kişi ya da yakınlarından en az 25 kişi canına kıydı. 4 intihar girişimi oldu. Bu olayların 8'i cezaevlerinde, gözaltında ya da gözaltına alınırken gerçekleşti” dendi.

 

Tutuklu sayısının 50 binden fazla olduğu belirtiliyor.

Fakat bu süreçte tutuklanan yalnızca darbe girişimine karışanlar veya Gülen yapılanmasına bağlı olmakla suçlananlar olmadı. Aynı zamanda aralarında gazeteciler, akademisyenler ve siyasetçiler gibi toplumun farklı kesimlerinden isimler de var.

2016'da tutuklanan dönemin HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda HDP'li, tutuklanan siyasiler arasında en büyük grubu oluşturuyor.

 

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ardından 4 Kasım 2016'da düzenlenen operasyonla HDP Eşbaşkanları da dahil olmak üzere 12 milletvekili gözaltına alındı, sonrasında 9'u tutuklandı. İlerleyen aylarda tutuklanan HDP'li milletvekili sayısı 15'e yükseldi. HDP'nin 10’dan fazla milletvekili çeşitli dönemlerde tutuklanırken, çok sayıda belediye başkanı da demir parmaklıklar ardına gönderildi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) 24 Haziran 2018 seçiminden iki gün önce yayınladığı rapora göre 28 Nisan - 21 Haziran arasında 361 HDP'li gözaltına alındı.

CHP'den ise milletvekili Enis Berberoğlu tutuklandı.

 

Ocak 2018'deki İçişleri Bakanlığı verilerine göre HDP'li 102 belediyeden 94'üne kayyum atandı.

 

Cezaevindeki gazeteci sayısında da Türkiye dünyada bir numaraya yükseldi.

 

Bağımsız Gazetecilik Platformu'nun (P24) verilerine göre, şu anda cezaevinde 150'den fazla gazeteci ve basın çalışanı bulunuyor.

 

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarından kişiler de Büyükada davası gibi davalar kapsamında dönem dönem tutuklandı. Bunlardan Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç halen tutuklu bulunuyor.

 

3. İşkence bulguları, zorla kaçırma ve cezaevi koşulları

Türkiye'de özellikle OHAL ilanının ardından işkence ve kötü muamele olaylarında artış görüldüğü çeşitli uluslararası kuruluşlar tarafından da dile getirilmiş, bu doğrultuda eleştiriler içeren raporlar hükümet tarafından sert bir dille yalanlanmıştı.

 

Uluslararası Af Örgütü, 2016'da yaptığı açıklamada Türkiye'de 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrası gözaltına alınanların bazılarının dövülüp işkenceye maruz kaldığı yolunda güvenilir kanıtlar olduğunu bildirdi; polisin gözaltındaki bazı üst düzey askeri yetkililere cop ya da parmakla tecavüz ettiğini öne sürdü.

 

Darbenin ardından gözaltına alınan general ve amirallerin darp edildiği görülüyordu

BBC Türkçe'ye konuşan Avukat Selcen Bayun, müvekkillerinin kendisine anlattığı bazı işkenceleri şöyle aktarmıştı:

"Müvekkillerin kızgın asfalta oturtulması, ayaklarının üstünün ve dizlerinin yanması, ters ve sıkı takılan kelepçe nedeniyle bileklerinin kesilmesi, kafalarının duvara vurulması sebebiyle başlarında yaralar oluşması, atılan tekmeler nedeniyle oluşan kaburga kırıkları veya çatlamaları veya aşırı şiddetli vurmalar, özellikle başa alınan darbeler nedeniyle kafatası kırıkları..."

Bayun bazı kötü muamele uygulamalarına bizzat tanık da olmuştu. Müvekkilinin kafasının duvara vurulduğunu, bir ifade sırasında bir kolluk kuvveti mensubunun bir başka müvekkilinin boğazına yapıştığını görmüştü.

 

Haziran 2018'de konuyla ilgili bir açıklama yayınlayan TİHV ve İHD, işkence iddialarına ilişkin şu verileri paylaştı: “2017 yılında TİHV'e başvuran 616 kişiden 12'si yurt dışında, 564 kişi tek ya da çoklu mekanda işkenceye maruz kaldığını söylemiş. Bunların 272'si emniyet müdürlükleri, 55'si polis karakolu gibi resmi gözaltı merkezlerinde işkenceye maruz kaldığını beyan etmiştir. 2017'de başvuranların 226'sı açık alan ve gösteri sırasında, 70'nin ise ev ve işyerinde işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları belirtilmiştir. Resmi olmayan gözaltı yerlerinde uygulamaların vahim boyuta ulaştığı görülmektedir.”

 

"İHD'ye yapılan başvurular ve araştırımalar sonucunda 2017'de işkence gördüğünü söyleyen 5 bin 268 kişi tespit edilmiştir. İHD'nin 30 Mayıs 2017 tarihinde açıkladığı verilere göre çoğu Ankara'da olmak üzere 11 zorla kaçırma ve kaybetme vakası yaşanmıştır. Bu kişilerden 4'ü daha sonra serbest bırakılmış, biri intihar etmiştir. 2018 yılında da bir zorla kaçırarak kaybetme vakası daha yaşanmıştır. Halen 8 kişinin akıbeti bilinmemektedir."

 

Artan tutuklamalar nedeniyle cezaevlerindeki nüfus da artmış, cezaevlerinde kapasitenin üzerinde kişinin kalması çeşitli şikayetlere yol açmıştı.

 

4. Kamudan ihraçlar ve OHAL Komisyonu

130 binden fazla kişi, çıkarılan KHK'larla kamudaki görevlerinden ihraç edildi.

İşverenlerin bu kişilere iş vermek istememesi nedeniyle ihraç edilenler özel sektörde de iş bulamadı.

Kamuda işe girmeden önce güvenlik taramasından geçme zorunluluğu getirilmesi, tıp mezunlarının bir kısmının yurtdışına gitme kararı almasına yol açtı. Tıp mezunları devlette zorunlu hizmetlerini tamamlamadan özel sektörde de doktorluk yapamıyorlar. Bu kişilerden bazıları güvenlik soruşturmasından geçemedikleri için devletteki zorunlu hizmetlerini tamamlayamamaları nedeniyle mesleklerini diğer ülkelerde icra etmeyi tercih etti, bazıları da başka mesleklere yöneldi.

 

Özel sektörde de işlerini kaybeden çok sayıda kişi oldu. Ancak bununla ilgili kesin sayılara ulaşmak oldukça zor.

 

İhraçlara karşı OHAL Komisyonu'na 108 bin 905 başvuru yapıldı.

 

22 Haziran 2018 itibariyle 21 bin 500 dosya incelenirken iade kararı verilen dosyaların sayısı bin 300'de kaldı. Böylece, toplam başvurular içinde iade kararı oranı yüzde 1,1'de, incelenen başvurular içindeki iade kararı oranı ise yüzde 6'da kaldı.

 

5. Kapatılan kurumlar

KHK'larla çok sayıda kurum ve kuruluş da kapatıldı. Basın yayın alanında “terör örgütleriyle ilişkileri olduğu” iddiasıyla çok sayıda gazete, TV, ajans ve radyo kapatıldı.

 

Eğitim alanında özel okulların yanı sıra aralarında İstanbul Fatih Üniversitesi, İzmir Üniversitesi ve Bursa Orhangazi Üniversitesi'nin de bulunduğu çok sayıda üniversite KHK'larla kapatıldı. Kapatılan kurumlar arasında sayıca en fazlası ise dernek ve vakıflardı. 1.748 vakıf ve dernek KHK'larla kapatıldı.

 

6. Yurt dışına çıkış yasakları ve pasaport tahditleri

OHAL ilanıyla birlikte kamu görevlileri için yurt dışına çıkarken çalıştıkları kurumdan belge alma şartı getirildi.Bu şart Kasım 2017'de kaldırıldı. OHAL döneminde çok sayıda pasaporta da tahdit koyuldu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 Temmuz 2018'de yaptığı açıklamada 181 bin 500 kişinin pasaportuna koyulan tahditlerin kaldırılacağını açıkladı.

İdari kararlarla pasaportuna tahdit koyulan kişiler hiçbir şekilde pasaport alamıyor, karara da itiraz edemiyorlardı.

 

İdari tahdidin yanı sıra, yargı kararlarıyla da çok sayıda kişinin yurtdışına çıkışı yasaklandı.

 

7. Referandum ve seçimler

OHAL döneminde bir referandum bir de cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinin bir arada yapıldığı genel seçim düzenlendi. İki sandığın da OHAL altında kurulması çeşitli ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından eleştirildi.

 

CHP Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı'nın 16 Nisan 2017'deki referandumdan bir ay önce yayınladığı rapora göre "Hayır" kampanyası yürüten 115 kişi gözaltına alındı. Sendikacı, siyasetçi, sivil vatandaşların çeşitli sınırlamalar ve engellemeler ile karşılaştığı 107 vaka yaşandı.

 

BBC Türkçe'ye konuşan AKP Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya “Referandumda serbest tartışmayı, diyalogu ve diyalektiği, engelleyecek veya sınırlayacak bir örnek yok. Olamaz da” diyerek OHAL koşullarının referandumu etkilemediğini savunmuştu.

 

Referandumun sonucunda cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş kabul edildi. Ancak YSK'nın seçim sürerken yayınladığı mühürsüz oyların geçerli sayılması kararı referandum sonuçlarının uzun süre tartışılmasına yol açtı.

 

Avrupa Konseyi'nin anayasal konulardaki danışma organı olan Venedik Komisyonu ise Türkiye'de siyasi özgürlüklerin yoğun bir biçimde sınırlandırılmış olduğunu söyleyerek referandumun OHAL kalkana kadar ertelenmesini talep etmiş, Türkiye bu talebi kabul etmemişti.

 

Benzer eleştiriler 24 Haziran 2018'deki seçimler öncesinde de getirildi. AB ve ABD'den seçimin OHAL koşullarında yapılacak olmasına dair endişe açıklamaları geldi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve İnsan Hakları Derneği'nin seçimden iki gün önce yayınladığı rapora göre 28 Nisan - 21 Haziran arasında muhalefet partilerinin standlarına çok sayıda saldırı gerçekleşti.

 

24 Haziran'daki cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan kazandı. AKP ve MHP'den oluşan Cumhur İttifakı ise TBMM'de çoğunluğu elde etti.Yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı olan Erdoğan, OHAL'in 19 Temmuz 2018'de kaldırılmasına karar verdi.

 

(Onur Erem, “OHAL kalkıyor: İki yılın bilançosu”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-44799489)

 

Vakanüvis hakirin anahtar kelimeleri: Yargı bağımsızlığı, başvuru, yetkisizlik, işten çıkarma, azil, gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet, işkence, darp, zorla adam kaçırma, adam kaybetme, intihar, sakat kalma, kurum ve kuruluş kapatma, sansür, tahdit, engel, pasaporta el koyma, seyahat özgürlüğü kısıtlaması… (Eklemelere açıktır.)

 

***

B) OHALsiz OHAL Geliyordu: Cumhuriyet gazetesinden Sinan Tartanoğlu’nun kaleme aldığı yeni bilanço da özetle şöyle idi:

 

“OHAL'den daha beteri geldi: İşte ‘olağan’ Türkiye!” OHAL kalktı, olağanüstü dönem geldi:  Meclis’e sunulan yeni yasa teklifiyle, 2 yıldır süren OHAL yerini, 3 yıl süreli daha olağanüstü bir döneme bırakıyor. Kamudan ihraçlar, ilgili bakanın veya kurum başkanının inisiyatifinde olacak.

(OHAL sonrası için valilere ek yetkiler. Bundan böyle her gün ‘OHAL’: İhraçlar sürecek

İki yıllık OHAL'in bilançosu: Demokrasi ayaklar altında)

 

Darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal uygulaması, bugün sona eriyor. Saray’ın “Olağanüstü hali kaldırıyoruz” diye getirdiği yeni yasalarda ise OHAL KHK’lerinde bile olmayan ağır düzenlemeler yer alıyor. Meclis’e sunulan teklife göre artık kimsenin işi hukuk garantisinde değil. Bakanlar ve valilere ihraç yetkisi veriliyor. Hakkında soruşturma açılan kişinin tüm ailesi izlenebilecek, pasaportları iptal edilebilecek.

 

2 yıllık OHAL dönemi, bir dönem daha uzatılmayarak, bugün sona eriyor. Önceki gün TBMM’ye sunulan yasa teklifi ise şu düzenlemeleri içeriyor:

 

1. KHK’ler de uzuyor:

 

Teklifteki bazı düzenlemelerin, OHAL KHK’lerine madde eklenerek yapılması dikkat çekiyor. Böylece OHAL süresi ile sınırlı olan, Anayasa Mahkemesi’nin de görmezden gelmesi ile hukuki denetimden “kaçan” KHK’lerle oluşan düzen, kendisini uzatıyor.

 

2. Herkese ‘KHK usulü’ iade

Yeni düzenleme ile kamu görevinden ihraç edilen, ancak iadesine karar verilen kişinin, “eski kadro ve pozisyonuna” atanması esas alınacak. Ancak, teklife göre ihraç edilen akademisyenler bu olanaktan yararlanamıyor. İhraç edildiği üniversiteye atanamayacak akademisyenin hangi üniversiteye atanacağına YÖK karar verecek.

 

3. Asker ve polisler aklansa da kızağa

Teklif, 2 yıllık OHAL döneminde asker ve polisler için uygulanmayan tartışmalı bir “sürgün sistemi” kuruyor. OHAL döneminde ihraç edilen asker ve polisler mahkeme veya OHAL komisyonu tarafından iadelerine karar verilse bile Milli Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanı’nın onayına takılabilecek. Onay çıkmaması halinde bu kişiler iki bakanlık bünyesinde kurulacak olan “araştırma merkezlerinde” istihdam edilebilecek.

 

4.Rütbelerin sökülmesi mahkeme beklemeyecek

Ordudan ihraç edilen askerlerin rütbelerinin de karar tarihinden itibaren herhangi bir mahkeme kararı veya ek bir idari işlemin yapılmasına gerek kalmadan kendiliğinden sökülmesinin önü açıldı.

5. Memur ihracına kurul teklifi, bakan onayı

Devlet Memurları Yasası’na bağlı tüm personelin ihracı için bağlı bulunulan bakanın onayı ile bir “ihraççılar kurulu” kurulabilecek. Kurulun teklifi halinde, memur veya işçi bakan onayı ile ihraç edilebilecek. Kamu kurum ve kuruluşu bir bakanlıkla ilişkilendirilmedi ise, tüm ihraçlar birim amirinin isteği, atamaya yetkili amirinin onayı ile mümkün olabilecek.

 

6. Bakan onayı ile asker ve polis ihracı

Kamu personelinin ihracına “3 yıl süre ile” bakandan başlamak üzere amirleri karar verebilecek. Askerlerin ihracı için Milli Savunma Bakanı’nın onayı yeterli olabilecek. Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanı’nın onayı ile ihraç edilebilecek.

 

7. YÖK Başkanı’na ihraç teklif etme yetkisi

Akademisyenlerin ihracı ise 3 yıl süre ile YÖK Başkanı’nın teklifi, YÖK Genel Kurulu’nun onayı ile mümkün olabilecek. Üniversitelerdeki idari personelin ihracına ise rektörün teklifi ile üniversite yönetim kurulu karar verebilecek

 

8. Valiye de ihraç yetkisi

Mahalli idareler personelinin ihracı için de vali tarafından belirlenen bir kurulun teklifi ve İçişleri Bakanı’nın onayı yeterli görülüyor.

 

9. Yargıya ayrı düzen

Diğer kamu görevlilerinden ayrı olarak yüksek mahkeme üyeleri ve hakim ve savcıların ihraçları için ise, yine 3 yıl süre ile farklı bir düzen öngörülüyor. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu bir üyesinin ihracına salt çoğunlukla karar verebilecek. Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu; bir Yargıtay daire başkanı ve üyesi hakkında ihraca karar verebilecek. Danıştay daire başkanı ve üyeleri, Danıştay Başkanlık Kurulu kararı ile ihraç edilebilecek. Hakim ve savcılar hakkında HSK Genel Kurulu’nca ihraç kararı verilebilecek. Görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilecek.

 

10.Komisyon yolu kapalı

OHAL düzeninin sona ermesinden sonra, idare kararı ile ihraç edilenler 3 yıl süre ile itirazda bulunabilecek. Değerlendirme sonucunda görevlerine iade edilebilecekler. Bu durumda, yeni düzende ihraç edilenlere, görev süresi hala devam eden OHAL Komisyonu yolu kapalı olacak. Bu şekilde ihraç edildiklerinde yönetici pozisyonunda olanlar, iade edilseler de tekrar yönetici olamayacaklar.

 

11. Pasaport tahdidine devam

OHAL döneminde sıkça başvurulan, İçişleri Bakanı’nın pasaport iptal yetkisi, 3 yıl süre ile devam edebilecek. İdarenin onayı ile ihraç edilen kişilerle, darbe ve terör suçlarından hakkında kovuşturma ve soruşturma işlemi yürütülenlerin pasaportları, iptal edilecek. Bu kişilerin eşlerine ait pasaportlar da iptal edilebilecek.

 

12. İletişim tespitleri toplanabilecek

İdari ve adli süreçleri yürütmekle görevli her türlü merci; yine 3 yıl süre ile darbe ve terör suçları nedeniyle haklarında adli işlem yürütülen kişilerin; hem kendileri, hem eşleri, hem de çocukları ile ilgili iletişim tespiti dahil her türlü bilgi ve belgeyi toplayabilecek.

 

 

13. Pasaport tahdidine devam

OHAL döneminde sıkça başvurulan, İçişleri Bakanı’nın pasaport iptal yetkisi, 3 yıl süre ile devam edebilecek. İdarenin onayı ile ihraç edilen kişilerle, darbe ve terör suçlarından hakkında kovuşturma ve soruşturma işlemi yürütülenlerin pasaportları, iptal edilecek. Bu kişilerin eşlerine ait pasaportlar da iptal edilebilecek.

 

14. İletişim tespitleri toplanabilecek

İdari ve adli süreçleri yürütmekle görevli her türlü merci; yine 3 yıl süre ile darbe ve terör suçları nedeniyle haklarında adli işlem yürütülen kişilerin; hem kendileri, hem eşleri, hem de çocukları ile ilgili iletişim tespiti dahil her türlü bilgi ve belgeyi toplayabilecek.

(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1029777/OHAL_den_daha_beteri_...)

 

 

Bianet internet gazetesinden Ayça Söylemez ilave bir analizle yeni durumu özetliyor: “Ohal Uzatilmayacak, “Olağan Yaşama” Uyarlanacak: OHAL'i Gereksizleştiren 25 Maddelik Teklifte Ne Var? “Yeni yasa teklifine göre, Vali kentte ne zaman, nerede ve nasıl dolaşacağınıza karar verebilir. Sizi soruşturan savcı, eşinizin telefonunu da dinleyebilir. İhraçlar KHK’sız gerçekleşebilecek, şirketlere kayyum atanabilecek.”

(https://bianet.org/bianet/hukuk/199255-ohal-i-gereksizlestiren-25-maddel...)

 

Aynı şekilde Evrensel gazetesi de manşetine “Topyekûn Susturma Hazırlığı “ başlığını koyuyor: OHAL uyguleamalarını sürdürmeye imkân verecek yasa teklifi ve sendikalar ile meslek örgütlerinin DDK denetimi altına alınmasıyla topyekûn susturma hedefleniyor” şeklinde altbaşlıkla haberleştirilmiş.

(https://www.facebook.com/evrenselgzt/photos/a.10150097353327921.270672.3...)

 

Öte yandan, Birgün gazetesi Nurcan Gökdemir imzalı manşet haberinde olayın bir başka boyutuna dikkat çekiyor. “Genelde, Yerelde, Her Şey Tek Elde” başlığı altında yerel yönetim sisteminin de “tek adam” rejimine gore şekillendirileceğini vurguluyor.

(https://www.birgun.net/haber-detay/belediyelerde-de-tek-adam-223642.html)

 

 

***

 

Vakanüvisiniz hakir, lafı uzattığının adamakıllı farkında olmakla birlikte sizlere birkaç ek okuma parçası önermekten de kendini alamıyor. İşte öneriler:

 

* “Yeni sistemle bizi devlet yapan kurumlarımız ve bürokrasimizle vedalaştık; Türkiye yok olmakta!”

“... Ben onun için fevkalade endişeliyim. Yarının ne olacağı hakkında hiçbir bilgim yok. Omurgasız bir toplumda yaşayacağım. Bundan daha vahim bir durum olamaz. Osmanlı tarihinde bir tane inkıta vardır. O da Patrona Halil İsyanı’dır. Lale Devri son bulmuş, matbaa da yok edilmiştir. Bugünkü ise, Osmanlı’nın ve Cumhuriyet’in bir Amerika transplantasyonu ile yok edilmesidir...”

(Batuhan Avakado, Prof. Dr. Faruk Birtek’le söyleşi. (http://t24.com.tr/haber/yeni-sistemle-bizi-devlet-yapan-kurumlarimiz-ve-... )

 

* Özgürlük diye, demokrasi diye gelen faşizm ya da kapıyı çalan hayaleti...”

“... Kitabın bir yerinde faşist yöntemler anlatılır:

Faşist teknikler her yerde benzerdir:

Karizmatik, otoriter bir lider...

Kitleleri seferber etmek için popülizm...

Elit düşmanlığı...

Kriz...

Yabancı düşmanlığı...

Ve mutlaka bir düşman bulmak, yoksa yaratmak...

(Hasan Cemal, http://t24.com.tr/yazarlar/hasan-cemal/ozgurluk-diye-demokrasi-diye-gele...)

 

* “Prolog: Tarih ve Tiranlık”

“Demokratik mirasımızın bizi böyle tehditler karşısında otomatik olarak koruduğunu düşünme eğiliminde olabiliriz. Bu kötü kılavuzu olan bir reflekstir... 20. yüzyılda Demokrasinin faşizme, Nazizme ya da komünizme boyun eğdiğine şahit olan Avrupalılardan daha akıllı değiliz. Tek avantajımız varsa o da onların tecrübesinden ders çıkarmak olabilir. Bunu yapmak için şimdi iyi bir zaman.”

(Timothy Snyder, On Tyranny – Twenty Lessons from the Twentieth Century, Bodley Head, 2017, s. 13)

 

* “Sonsöz: Türkiye’nin En Büyük Meselesi...”

 “Türkiye’nin en büyük meselesi ülkede anayasanın veya kanunların olup olmaması meselesi değil, ahlâkın olup olmaması meselesidir. Türkiye’nin asıl meselesi, ülkede iyi anayasacıların veya hukukçuların olup olmadığı meselesi değil, yeterli sayıda vicdan sahibi insanın olup olmadığı meselesidir.”

(Prof. Kemal Gözler, Elveda Anayasa – 16 Nisan 2017’de Oylayacağımız Anayasa Değişikliği Hakkında Eleştiriler, Ekin, Mart 2017, s. 142)

 

 

Vakanüvisiniz hakir der ki, “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.”

 

 

Vakanüvis ÖM