Alzheimer, intihar ve ötanazi üçgeni: Aklı yavaş yavaş yok olurken yaşamının son mücadelesini veren psikoloji profesörü

Diğer Program: 
Açık Gazete

Alzheimer, intihar ve ötanazi üçgeni: Aklı yavaş yavaş yok olurken yaşamının son mücadelesini veren psikoloji profesörü

26 Kasım 2019
Fotoğraf: New York Times

Açık Bilinç’te, Alzheimer, intihar, ötanazi üçgeninde Sandra ve eşi Daryl Bem'e dair gerçek bir hayat hikayesi.

Açık Bilinç podcast servisi: iTunes / RSS

Bu sabah, aklı yavaş yavaş yok olurken yaşamının son mücadelesini veren bir psikoloji profesöründen söz edeceğim.

Son iki hafta, Dr. İlker Küçükparlak ile ülkemizde gündeme oturan intihar konusunu, sonra da Prof. Hakan Gürvit ile insanları ileri aşamalarında ölüme götüren Alzheimer hastalığını ele almıştık.

Bu hafta, hem intihar hem de Alzheimer konusuna temas eden, hem de şu aralar bütün dünyada büyük hukuk ve etik tartışmalarının merkezinde yer alan ötanazi konusuna değinen, ve 5 yıllık bir mücadele sonrasında 2014'de sona eren gerçek bir hikaye aktaracağım.

— / —

Sandra ve Daryl Bem, benim öğrencilik yıllarımda, sosyal psikoloji alanında yıldız isimlerdi.

Harvard ve Stanford gibi okulların ardından New York eyaletindeki Cornell Üniversitesi'ne geçtiler. Boşanmış olmalarına rağmen aynı bölümde öğretim üyesi olmayı sürdürdüler.

Özellikle kadın çalışmaları ve cinsiyet/kimlik alanındaki çalışmalarıyla öncü bir isim haline gelen Sandra Bem, 2009 Mayıs'ında Alzheimer hastalığı üzerine bir belgesel seyrederken, son zamanlarındaki kendi unutkanlıklarının bir hastalık belirtisi olabileceği şüphesine kapılır.

— / —

http://acikradyo.com.tr/ebedi-yokolus-forever-extinct/genetik-olarak-ins...

Eski eşi Daryl Bem ile bir nörologa giderler. Sandra (Sandy) Bem'in şüpheleri haklı çıkar. Kendisinde Alzheimer başlangıcı tespit edilir.

Henüz bunu bilmemektedir ama o zamanlar 65 yaşında olan Sandy Bem, 5 yıl sonra yine bir Mayıs günü hayata kendi eliyle veda edecektir..

— / —

Alzheimer, insanları aşama aşama giderek kötüleşen bir demans (Latince kökü:aklını yitirme) durumuna götüren ve bu anlamda ilerleme çizgisi iyi kötü öngörülebilen bir hastalık.

Sandy Bem bir yandan tedavi yöntemlerini araştırırken, diğer yandan geleceği üzerine düşünmeye başlar ve şuna karar verir: Hastalığına bir çare bulunamazsa, zihinsel melekelerini tamamen yitirmemişken, henüz bunu yapmaya muktedirken, hayatına kendisi son verecektir.

Başkalarının bakım ve merhametine muhtaç olacak aşamaya gelene kadar yaşamak istemediğinden emindir.

— / —

Kimi Avrupa ülkelerinde, özel durumlarda, hastasının talebi üzerine hekimlerin o hastanın hayatına son vermesine yardımcı olmasına yasal olarak izin veriliyor.

Ama bu pratik, "ötanazi", Türkiye'de olduğu gibi ABD'de de (bazı eyaletlerde istisnai durumlar dışında) yasal değil.

— / —

Daryl Bem, eski eşinin kararına saygı duyar ve destek olmaya karar verir.

Ama ötanazi'ye yardımcı olmak, taammüden cinayet işlemek cezasına tabi olduğundan, hayatına son verecekse, Sandy Bem'in bunu kendisinin yapması gerekmektedir.

En zor soru, ne kadar beklemesi gerektiği veya bekleyebileceğidir.

Burada, haliyle, çok hassas bir denge  söz konusu.

Sandy Bem bir yandan aklı yerinde olduğu müddetçe yaşamaya devam etmek, ama zihinsel melekelerini yitirmenin uç noktalarına gelmeden hayatına kendi eliyle son vermek istemektedir.

Bunu ne zaman yapması doğru olacaktır?

— / —

Hayatta her şey, elbette, planlandığı gibi gitmiyor.

Sandy Bem'in bilişsel yetileri ilerleyen Alzheimer hastalığı yüzünden giderek erozyona uğrarken, kızlarının bir bebek beklediği haberini alırlar.

Bebeği görebilmek için ötanaziyi ertelemeye karar verir.

Bu hüzünlü hikayede pek çok başka lojistik zorluk da söz konusu..

Örneğin Avrupa'da ötanazi için kullanılan kimyasal maddeye ABD'de erişmele imkanları yoktur. Yasadışı yollarla Meksika'dan temin ederler.

— / —

Sandy Bem, unutkanlıkları giderek artarken, kendi kimliğini yitirmeye karşı bir çapa görevi görmesi ümidiyle günlük tutmakta ve kendisine hatırlatma notları yazmaktadır.

Hayatına kendi isteğiyle ve kimsenin yardımı olmadan son veriyor olduğuna dair bir vasiyet hazırlar.

Sonunda, 20 Mayıs 2014'de, binbir güçlükle de olsa, Sandy Bem, eski eşinin refakatinde, kendi yatağında ve arzu ettiği şekilde haysiyetle yaşamına son vermeyi becerir.

5 yıllık mücadelesi, istediği gibi sona ermiştir.

— / —

Sandy Bem'in hikayesini, New York Times Pazar ekinde 2015 yılında yayımlanan “Hayatının Son Günü” başlıklı bir yazıdan aktardım. İngilizce aslından okumak isteyenler için: https://www.nytimes.com/2015/05/17/magazine/the-last-day-of-her-life.html

— / —

Hatırlayanlar olacaktır, Sandy Bem'in ölümünden kısa bir süre sonra gösterime giren, ve başrolünde Julianne Moore'un Alzheimer hastası dilbilimci bir akademisyeni canlandırdığı "Still Alice" (2014) filmi, bu aktardığım hikaye üzerine kurulmuş olmasa da, bazı benzerliklere sahip.

Filmin sonlarına doğru Moore'un canlandırdığı karakter, bir Alzheimer kongresinde zorlukla da olsa bir konuşma verir, ve "Bir zamanlar olduğum kişi olarak kalmak için mücadele ediyorum" der.

 

— / —

Sandy Bem'in çok çarpıcı bulduğum ölüm-kalım ve haysiyet mücadelesi, Alzheimer ve benzeri hastalıklar arkaplanında, tıp, etik, ve hukuk açısından ötanazi üzerinde düşünmek için aydınlatıcı bir giriş oluşturuyor.

Şimdi biraz konuya bu açıdan yaklaşmaya çalışayım.

"Ötanazi" ("ötenazi" değil) teriminin kökeni, eski Yunanca'daki "eu" (iyi) ön eki ve "thanatos" (ölüm) sözcüğünün birleştirilmesine dayanıyor.

Avrupa dillerine 17. yüzyılda girmiş. Çilesiz, eziyetsiz ölüm anlamında kullanılıyor.

Efes'teki Artemis tapınağında bulunan bu heykelde, Thanatos, belinde kılıcı olan kanatlı genç bir melek olarak tasvir edilmiş.

— / —

Ötanazi teriminin bir de karanlık yönü var.

2. Dünya Savaşı sırasında Naziler, saf Aryan ırkını oluşturmak için bedensel veya zihinsel "kusurları" bulunan bebeklerin öldürülmesini, "merhamet cinayeti" tanımlamasıyla yöntem olarak benimsiyorlar ve "ötanazi" terimini kullanıyorlar.

— / —

Bugün tanımlanan şekliyle ötanazi, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde, hekimle hasta arasında, hastanın talebi üzerine ve özel koşullarda, yasal olarak izin verilebilecek bir pratik olarak kabul ediliyor.

Tıp etiği ve hukuku alanlarında ötanazi, son yılların en tartışmalı konusu olarak öne çıkmış durumda.

Tıp Etiği Dergisi'nde 2006'da yayımlanan bir araştırmaya göre, biyoetik alanında üzerinde en çok yayın yapılan konu, açık arayla, ötanazi.

Hekimlik Andı'nda, Hipokrat "İsteyen hiç kimseye öldürücü bir eczayı ne vereceğim ne de bunu tavsiye edeceğim" diyor.

Bu cümle, günümüzdeki ötanazi pratiğiyle çelişiyor mu, yoksa kabul edilebilir kılıyor mu?

Yalnız bu soru üzerine bile onlarca makale bulmak mümkün.

— / —

Ötanazi, tartışmalı olduğu kadar hassas bir konu.

Türkiye'nin de içinde olduğu pek çok ülkede ötanazi yasal değil ve çok ciddi cezaya tabi.

ABD'deki ötanazi destekçileri de yıllardır Avrupa ülkelerindekine benzer bir yasa çıkarttırmak için uğraşıyorlar ama başarılı olamamış durumdalar.

Ötanaziye, Tanrı'nın verdiği canı ancak Tanrı'nın alabileceği ilkesi doğrultusunda, en başta dini inançlar çerçevesinde karşı çıkılıyor.

Fakat bu alanda bile birbiriyle çelişen tutumlar söz konusu.

Örneğin, 2. Dünya Savaşı sonrası New York eyaletinde yüzlerce hekim, yanlarına Protestan ve Musevi din adamlarının desteğini alarak, ötanazi yasası için imza kampanyası yapıyorlar.

Protestanlara karşı Katolik din adamlarının muhalefet ettiği bu yasa hiç bir zaman gerçekleşmiyor.

— / —

Bu tartışmalarda önemli bir nokta, ötanazi ile intiharın birbirinden ayrı tutulması gerekliliği.

Sınırları belirlenmiş bir tıp-hukuk çerçevesi içinde hekimlerin kararına bırakılmış ötanazi pratiği, aklından her intihar düşüncesi geçen kişiye yardımcı olmak diye düşünülmemeli.

Ötanazinin yasallaşması için mücadele edenler, tıbben başka ihtimallerin kalmadığı durumlarda, bunu isteyen kişilere cefasız ve haysiyetli bir ölüm hakkının tanınması gerektiğini savunuyorlar.

Bu benim de son derece makul bulduğum bir görüş.

Sandy Bem'in hikayesi umarım bu konuda düşünmek açısından herkese yardımcı olur.

— / —

Haftaya, farklı bir konuya geçiyoruz.

Gazeteci Elif İnce ile Kazdağları direnişi, "Mülksüzleştirme Ağları", ve "İnternetten Kamusal Veriye Ulaşma Rehberi" üzerine konuşacağız.

Açık Bilinç'i Salı sabahları 9:30'da (http://acikradyo.com.tr/stream) dinleyebilir, podcast arşivine http://acikradyo.com.tr/program/acik-bilinc'den ulaşabilirsiniz.